Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Ne Mutlu Öğretmenlere…

Ne Mutlu Öğretmenlere…

Okullar açıldı. 18 milyonu aşkın okul öncesi, ilk ve ortaöğretim öğrencisi ders başı yaptı.  Yeni başlayanlar çekingen, meraklı hatta ağlamaklı; eski öğrenciler kendinden emin ve umutlu olarak bilgi merkezlerine, sevgi yuvalarına, öğretmenlerine geldiler. Gurur verici bir manzara, umut veren bir tablo…

Ne mutlu öğretmenlere… Çünkü eğitim öğretimin merkezinde onlar var. Ülkemizin ve Türk Milleti’nin geçmişinde olduğu gibi geleceğinde de onlar var… Bunun bilincinde olan çocuklar ve gençler kalbini ve aklını öğretmenlere açarak sevgi yumakları biçiminde onlara doğru koşuyorlar. Bu durum her türlü kıymetin üzerindedir ve sadece öğretmenlere özgüdür.

Yıllar önce, 1988 yılında bir öğretmenler günü töreninde sunum yaparken, sayın valinin konuşmasında; “Öğretmenleri kıskanıyorum çünkü çocuğum evde benim söylediklerime değil, öğretmeninin söylediklerine itibar ediyor. Kendi çocuğuma karşı ilgi odağı olmak arzumu, öğretmenin çocuğum üzerindeki etkisi nedeniyle kaybetmekten korkuyorum ve bu nedenle öğretmenleri kıskanıyorum” dediğini hatırlıyorum.

Ben de meslekte otuz yılını aşmış bir eğitimci olarak çocuğuma akşam ev çalışmaları sırsında yardımcı olurken benzer durumları yaşadığımı itiraf etmeliyim. Hatta bana kendi ifadesiyle “Baba sen başka öğretmensin bizim öğretmen gibi değilsin!” dediği zaman ben de sayın valinin yaşadığı duyguları yaşadığımı itiraf etmek istiyorum. Çocukların ve gençlerin kendisine koştuğu bir meslek grubunun üyesi olmakla öğretmenler ne kadar övünseler azdır.

Ancak buna karşılık öğretmenlik mesleği sorumluluk gerektiren bir sanattır. “Sanattır” diyorum çünkü öğretmenlik güzel sanatların bir kolu olarak görülmektedir. Bir atasözümüz, “Herkes davul çalar ama çubuğunu tıklatamaz.” Diyor. Evet, her öğretmen görevini bir şekilde yapar ama bazıları daha iyi yapar. Bazıları ondan da iyi yapar. Bu iyi olmanın sonu yoktur. Böylece sanat derecesine yükseltilebilen bir eğitim öğretim ortamı, adeta bir zevk ve eğlence ortamına dönüşebilir.

İyi öğretmen olmanın temeli öğrenciyi, insanı, mesleği sevmeye dayanır. Bu sevgiyi bilgi ve sabırla yoğurduğunuz zaman iç güzelliğiniz dilinize yansır ve öğrencileri bilgi ile donatırken bir yandan da ruhuna dokunmayı başarırsınız; unutulmaz ve özlenen kişi olursunuz.

Öğretmen ruhlara dokunabilendir, gönüllerde yer bulandır, unutulmayandır ama bir o kadar da sorumluluk taşıyandır. Bu sorumluluğu bir öğrencinin kaleminden öğrenelim:

 “Ben bir gülüm, sen bahçıvan / Çok açarsam eser senin / Mis kokarsam hüner senin / Ama bir de solar isem / Günah senin, günah senin öğretmenim! // Ben tohumum, çiftçi sensin / Çok sularsan, ürün senin / Bol olursam, verim senin / Ama bir de çürütürsen / Hata senin, hata senin öğretmenim!...”

Bu umut ve duygularla “değerler eğitiminin” ön plana çıktığı, “ülke güvenliğinin” her zamankinden daha önemli hale geldiği, “TEOG’un kaldırıldığı” yeni eğitim öğretim yılının ülkemize, milletimize hayırlı olmasını niyaz ediyor, bütün eğitimci meslektaşlarıma ve öğrencilerimize kolaylıklar ve başarılar diliyorum.