Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Bir İstiklal Gazisi

Bir İstiklal Gazisi

Birliğin sıhhıyecisi, hafızı ve muharip elemanıdır.Vuruşmalara katılır, gece baskınla-rında düşman askerlerini avlar.Çok da duyarlıdır;Yunanlı neferi saf dışı bıraktığında onun nişanlı olduğunu fark eder ve çok üzülür... Yunan ordusunun teslim anına tanık-lık eder...

Ülke düşmandan temizlenmiş; hürriyet içinde ezanlar okunmaya başlanmış. Mustafa sılaya dönmüş. Evlendirilmiş amca kızı Hanife'yle. Annesi bir türlü kabullenememiş karısını. "Boşa !" demiş oğluna. "Ne diyerek?" diye karşı çıkınca annesi sevmez ol-muş Mustafa'yı. Mustafa babasının yolunda yürüdü vardı bir camiye. Köyde mutluy-du, huzurluydu. Ta ki bir gün " Lâilâhe illellah"la bitirip güzel nidasını küçük ahşap mi-nareden inip candarmanın kelepçesiyle tanışıncaya kadar. Ama o, inadiye hiçbir za-man "tanrı uludur" demedi ve kelepçelereB uzattı kollarını büyük bir inançla...

Tanıyanlar anlatırdı çok inançlıydı.Nitekim babaannemin anlattığına göre İstiklal Sa-vaşı günlerinden bir gün komutan, Mustafa'nın yaşam tarzını beğenmez; bir suçla-mayla onu birliğin dışına yakın bir yerde zincire vurdurur. Mustafa, hafızdır başlar Kur'an -ı hatmeylemeye, kuşlukta başlamıştır ikindide bitirmiştir.Tam o anda bir atlı ona doğru yaklaşmaktadır.Gelen bir paşadır,birliği denetlemeye gelmiştir.Dönüşte atı ters yöne hareket eder, paşa çevirir onu. Ama at yine döner. Direnme devam edince paşa bırakır atı kendi hâline, bir hikmet vardır diye düşünür Osmanlının paşası. Gör-düğü manzara karşısında şaşırır, Mustafa'dan olayın nedenini öğrenince çok üzülür, zaferi elde edecek neferler böyle cezalandırılmamalıydı. Mustafa'yı serbest bıraktırır.

Bayır Ali'yle parmak çekerken de hep cepheyi hatırlardı. "Zafer bizimdir." deyiverir. Komutan," Nerden bu kadar eminsin?" diye sorduğunda parmağını yukarıya kaldırır," İşte!" der, kuşları gösterir. Bu kuşlar zaferin habercisiydi. "Ebabil kuşlarıydı onlar." demişti, babaanneme yıllar sonra. Kahpe kurşun o an uçuruverir şehadet parmağını yarı belden. O parmak o günden beri çelikleşmişti, hiçbir zaman yenilmemişti.

Rusya'da uzun yıllar  çalışmıştı. Keykavus'un karısı çok hastaydı. Keykavus, işçinin hafız olduğunu biliyordu, ona çok güveniyordu.  Mustafa'ya, başka dinden birine Kur'an -ı okuyup okuyamaycağını sordu. Mustafa tereddüdsüz ona Kur'an okudu. Kadın iyileşti...

Rusya’da çok sevilen Mustafa, ihtilal olacağını dostu Keykavus’tan öğrenir ve oradan ayrılır ancak yolda Ermenilerce tutuklanmak istenir, Ermeni subayın belinden aldığı silahla rehine iken rehin alan olur. Ardından gemiyle Türkiye’ye gelir.Sürmene ve Pulathane’de yine Ermeni eşkıyalarla mücadele eder.

İşte daha gençliğinde gücünü, yeteneğini gösteren Mustafa yıllar yılı büyümüş, Pula-tane’nin en önde gelen hafızı olmuştu. Cinlerle yarıştığı onları da geçtiği efsane gibi anlatılır.  Hayatını feda ettiği camiden hasta olunca ayrılır;  3- 4 ay kadar yattıktan sonra vefat eder.

Bu mübarek bayram günü,İstiklal Savaşı gazisi dedemi ve silah arkadaşlarını bir 30 Ağustos'ta daha rahmetle anıyorum.