Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
“Yine de hoş geldiniz…”

“Yine de hoş geldiniz…”

İç Ege’de kaplıcalarıyla ünlü bir turizm şehrindeyiz. Sıcaklık 40-45 derece; gündüz dışarıda gezmek neredeyse imkânsız. Bu nedenle güneş ufuk çizgisine doğru alçalmaya başlayınca dışarı çıkabiliyoruz.

Üç kişiyiz. Kaldığımız evden akşam saatlerinde gezmek için dışarı çıktık, evin karşısından geçen ana yol üzerindeki durakta şehir merkezine gitmek için dolmuş bekliyoruz. Çok geçmeden bir minibüs durdu, otomatik kapı açıldı, ikimiz içeri girdik, birimiz kapı önünde. Boş koltuk var mı diye içeriye bakındık, bütün koltuklar dolu bir kişi ayakta duruyor. Durumdan rahatsız olan şoför sert bir ses tonu ve suçlayıcı bir eda ile;

--“Araba sizin için durdu, niçin binmiyorsunuz?” dedi.

--“Yer var mı diye bakıyoruz” dedim

-- Tepkili bir tarzla “yerimiz yok!” dedi.

-- “Yeriniz yoksa niçin durdunuz?” dedim.

--“O zaman inin aşağı!” diye bağırdı. Arabadan indik. Gaza bastı, gürültülü bir egzoz sesi ile uzaklaştı. Arkasından gelen diğer dolmuşla şehir merkezine ulaştık.

Ana cadde üzerinde sucuk döneri ile meşhur bir restoranda yemek yiyoruz; saat ona çeyrek var. Yemek sonrası çay içmek istedik. Garson,

--“Çay yok, birazdan kapatacağız” dedi.

--“Olur mu öyle şey, bu saatte kapatılır mı, biz çay içmek istiyoruz!” diye ısrar edince

Çayları getirdi. Bu sırada dört kişilik bir grup daha yemek için içeri girdi ve bir masaya oturdular. Çalışanlar bu durumdan pek memnun değildiler, lambaların yarısından fazlasını söndürdüler. Adeta kalkın gidin diyorlardı. O kişilere de servis yaptıktan sonra tezgâhtaki dönerin ateşini söndürdüler ve ertesi gün hizmete sunmak üzere yağlı kâğıtla sardılar. Şaşkınlık içinde hesabı ödeyerek oradan ayrıldık.

Biraz ötede bulunan tarihi bir camiyi hem gezmek hem de yatsı namazını kılmak niyeti ile yürüdük. Caminin etrafını döndük içeri girmek için açık kapı bulamadık. Yatsı namazı bitmiş cemaat camiden yeni ayrılmıştı. Avlusundaki son cemaat yerinde bulunan halılar kaldırılmış, taş döşemeler görünüyordu. Derken yan odadan bir kapı açıldı; imamla birlikte diğer bir kişi kapıyı kilitleyerek oradan ayrılmak üzereydi. Yaklaştık ve namaz kılmak istediğimizi ancak cami avlusunda namaz kılmaya uygun yer bulunmadığını, kapı kilitli olduğu için içeri giremediğimizi söyledik.

İmam efendi; “namaz bitti, biz gidiyoruz, arkadaş size namaz kılabileceğiniz yeri göstersin” dedi. Teşekkür ederek ayrıldık, yanındaki diğer kişi ile caminin avlusunda yürümeye başladık. Caminin ana/cümle kapısı önüne geldik; kapı önündeki geniş basamaklara halıfleks serilmişti. Burası daha önce gördüğümüz ve uygun bulmadığımız yerdi.

Namazı burada kılabilirsiniz, burası temizdir” dedi. “Olur mu” dedik “burası uygun değil, kapı önü” diye itiraz ettik. Bütün insanların ayak bastığı, kedi köpeklerin etrafta dolaştığı ve geceleyin üzerinde yattıkları, rüzgara, toza açık olan, akşamcıların geceleyin uzandıkları bu yerde namaz kılınır mı? Buranın temizliğinden emin misiniz? Diye tepki gösterdik.

 “Doğru diyorsunuz ama başka yer yok” dedi. Cumhurbaşkanının “Camiler sadece namaz kılınan yer değil, gün boyu imamların hizmet sunduğu mekânlara dönüştürülmelidir.” Sözünü hatırlattık. Boynunu büktü, “ imam gitti, yapacağım bir şey yok” dedi. Namazı kılmadan oradan da ayrıldık.

İşlek bir caddede köşe başındaki yarı bakkal, yarı büfe olan bir yere girdik. Orta yaşlı bir kişi ayakta duruyor, tezgâh dışında oturan kişi ile sohbet ediyordu. Dikkat çekmek için yüksek sesle selam verdim. Hiç oralı olmadılar. Ortada kalakaldık. Arkamdakiler sürekli olumsuzlukla karşılaştığımız için yüksek sesle gülüşmeye başladılar. Bunun üzerine adam, “ne gülüşüyorsunuz” diye tepki gösterdi.

Olup bitenleri anlattık. Bu nasıl insanlık, bu nasıl esnaflık diye suçlayıcı ve sorgulayıcı bir üslupla sitem ettik. “Evet, burası böyledir, siz yine de hoş geldiniz; ne istemiştiniz?” dedi.

Peki, bu turizm şehri için siz ne diyorsunuz? Yorumları size bırakıyorum.