Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Alman Ataşe ile Basını ve Siyaseti Konuştuk (2)

Alman Ataşe ile Basını ve Siyaseti Konuştuk (2)

Almanya Büyükelçiliği Siyaset ve Basın Müsteşarı Katharina Petrisson’un Trabzon ziyaretinde duraklarından biri de günebakış’tı…

Sorularının hemen tamamını basın kapsamında soran ve yerel basının gücünü merak eden Alman Müsteşar’dan yine alanı olan siyaset konularında da sorular bekledik. Müsteşar Petrisson hiçbir siyasi soru yöneltmedi. Ancak bizim sormak veya konuşmak istediğimiz sosyal ve siyasi konulara veya soruya açık olduğunu söyledi.

Alman Büyükelçiliği Trabzon Müsteşarı Katharina Petrisson’a ilk olarak Türkiye-Almanya ilişkilerindeki kötü gidişatı sorduk. Türkler olarak Almanya’ya hep sıcak baktığımızı, tarihi birlikteliğimiz ve hayatını orada idame ettiren Türklerden ötürü oluşan sempatimizi anlattık. Bu bağlamda Türklerin Almanya için kullandığı “acı vatan” tabirini hatırlattık. Almanya’nın âdeta ikinci vatan sevgisiyle anıldığını söyledik. Ardından bugünkü durumu sorduk. Terör örgütlerinin cirit attığı ve Türkiye düşmanı hâline dönüşen bir Almanya’dan bahsettik.

Müsteşar Petrisson, gelişmelerin siyasetçiler ve hükûmetler arasında yaşandığını, Alman halkının Türklere karşı hâlâ sevgiyle baktığını ileri sürdü. Buna itirazımızı ilettik. Zira şayet Alman halkı Türklere sempatiyle baksaydı, siyasetçiler Türkiye aleyhtarlığını oy toplama aracı yapamazlardı. Hâlbuki bugün Türkiye karşıtlığı halktan oy getiriyor. Bu tablo karşısında Alman halkının Türklere karşı sevgiyle baktığından nasıl bahsedilebilir?

Büyükelçilik Siyaset Müsteşarı Petrisson’a Almanya’nın Türkiye’de iktidar devşirmek istediğini ve bunun Emperyal bir tutum olduğunu hatırlattık. Şunları söyledik: “Almanya Nazi dönemi hariç Emperyalist bir emel taşımadı. Ama bugün Emperyalist bir tutumla Türkiye’de halkın seçtiği meşru bir iktidarı devirmek ve kendi işine gelen bir iktidar getirmek istiyor. Bunu için gizli servisleri dahil tüm gücünü kullanıyor.

“Gezi” başta olmak üzere Almanya Türk hükümetine karşı her eylemde öne çıkıyor. 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında ABD ile birlikte Almanya’nın da olduğuna inanıyoruz. Ben Anadolu’nun bir köşesinde bir bölge gazetesi yazarıyım. 25 yıllık aktif gazetecilik hayatımda son bir yıldır sürekli Almanya’nın darbecileri açıkça desteklediğini yazıyorum. Bir gazeteci olarak şunu soruyorum. Alman ordusunda özel yetişmiş askerler 1 gece iktidara el koymak istese ve Merkel’i öldürmeye gitse!.. Alman halkı ne yapar? Darbe girişimi bastırıldığında Merkel hükûmeti bu darbecilere karşı nasıl bir tutum takınır? Türkiye bugün hukuk içinde onu yapıyor. Ama siz buna diktatörlük diyorsunuz.

Alman Ataşe görüşlerimizi paylaşmadığını söylemekle yetindi ve kalkmak için izin istedi.  Gazete ofisinde büroları gezip personelle selamlaştırdıktan sonra uğurladık. Almanya’nın Türkiye Büyükelçiliği Siyaset ve Basın Müsteşarı Katherina Petrisson ile görüşmede bu konuları paylaştık.

***

TURİSTE SALDIRI ve BASIN

Trabzon’da bir apartın yetkilileri daha fazla para kazanmak adına hırslarını kontrol edemeyerek rezervasyon yaptırıp daha sonra vazgeçen Arap turiste saldırdı. Ağır hakarete ve fiili müdahaleye varan saldırı görüntüleri  hem arap hem Türk sosyal medyasında geniş yankı buldu. Öyle ki saldırgan öğretmen özür üstüne özür diledi. Saldırdığı Arap turistten özür dilemek için araya aracılar koydu ama sonuç alamadı.

Şimdi böyle bir tabloda çok takip edilen yerel sitelerden biri Arap turiste sallayarak ortalığı karıştırdığını iddia ediyor. Yani turist haksız, saldırgan masum! Şayet bu kenti medyası kent çıkarlarını kişisel çıkar ve beklentilerinin önünde tutmazsa şunu bilmeli ki bir gün kendileri de kaybeder. Bu kadar açık bir saldırı ve oluşan böylesi bir infial karşısında bile hâlâ saldırganın tarafını tutmak ve “O bizdendir, ötekiyse Arap!” diye bakmak(!) ayıptır ve bu kente büyük bir haksızlıktır. Bir işletmeyi düşünerek yüzlerce işletmeye haksızlık etmektir. O kadar rahatsız olduk ki bunları yazma gereği duyduk.