Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Aydın ihaneti ilk kez yaşanmıyor

Aydın ihaneti ilk kez yaşanmıyor

Almanya’ya sığınan ve hayatının bundan sonraki bölümünü Türkiye aleyhtarlığına adayan çalışan Can Dündar, Türk Basın Tarihi’nin ibretlik vakalarından biridir. Ülkesine ihanet eden aydın müsveddesi, örnek olarak okullarda okutulmalıdır.

Can Dündar’ın bu bağlamda dün verdiği yeni mesajları birlikte okuyalım, “Türkiye'de yürütülen özgürlük mücadelesine Alman hükümeti ve Alman sivil toplumu destek vermelidir. Federal Hükümet ve Alman sivil toplumu Türkiye'deki özgürlük mücadelesine destek olmanın yollarını bulmak zorundadır. Yerel yöneticilerle, üniversite ve bilim insanlarıyla, sendikacılar ve muhalefet partileriyle temas kurulmalıdır.”

Can Dündar vakası ülkede aydın ihanetinin ilk örneği değildir. Bundan böylede bu ülke belli ki çok hain görecektir. Ama Can Dündar vakası bize bazı gerçekleri de göstermiştir. Bazı iddiaları çürütmüştür. Birincisi; ‘Gazetecileri tutuksuz yargılayın, diyenlere örnektir’ Gazeteci ülkesini satmaz!.., ‘Gazeteci ülkesinden kaçmaz! diyenlere örnektir. Can Dündar, tutuksuz yargılanınca kaçmıştır.

İkincisi; Türk sosyalistlerin, emperyalistlerden nasıl medet umduğunun somut göstergesidir. Almanya, Türkiye’de seçimle gelmiş iktidarı devirecek ve bizim sosyalistlerimiz gelip ülkeyi yönetecek!.. Aydın ihaneti dün de buna yürüdü, bugün de aynı yolda yürüyor.

**

CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol, PKK’ya meydan okumayı sürdürüyor. Erol, PKK’nın attığı her kurşunun kültürümüz ve inançlarımıza sıkılan bir kurşun olduğunu söylüyor. PKK’nın dayatmalarına artık boyun eğmeyeceklerini dile getiren Erol, “Buradan meydan okuyorum. Bir bedel ödetecekseniz bana ödetin” diyerek sözlerini bitiriyor.

Samimi ve gerçekçi bulduğumuz CHP Tunceli Milletvekili Gürsel Erol’u bir kez daha tebrik ediyoruz. Ancak bu çıkışın CHP’de karşılık bulmadığını düşünüyoruz. Birincisi; PKK’nın beli kırıldı. Artık Tunceli’de Bingöl’de, Hakkâri’de, Şırnak’ta meydan okuyacak gücünü yitirdi. Aksine meydan okunacak hale geldi. CHP Milletvekili Erol’un Tunceli gibi bir kentte PKK’ya meydan okumasını biraz da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya borçlu olduğunu düşünüyoruz. Soylu, PKK’nın belini kırmasaydı, değil kentlerde… Dağlarda bile kıskaca almasaydı hiç şüphesiz Gürsel Erol, PKK’ya böyle meydan okuyamayacaktı.

İkincisi de Gürsel Erol’un partisinin tutumuna rağmen PKK’ya meydan okuduğunu kaydediyoruz. CHP bugün uluslararası güçlerin himayesinde ve iradesinde HDP ile tam bir işbirliği içindedir. CHP bugün HDP’yi rahatsız edecek bir tavır içinde olamaz. Bu bakımdan Tunceli Milletvekili Gürsel Erol’un tavrı HDP ile ilişkileri bakımından CHP Genel Merkezi’ni rahatsız etmektedir. Bir diğer ifade ile Erol, Genel Merkez’in rahatsızlığına rağmen tavrını sürdürmektedir.

HDP’yi savunan yayın organlarındaki PKK hamisi yazarları okuyun. Ankara- İstanbul yürüyüşünde CHP’nin onurunu kendilerinin kurtardığını yazıyorlar. Şu analize dikkat: “Bolu Dağı’nı geçerken arkasında 400 kişiyle ‘eyvah’ diyen Kılıçdaroğlu, Düzce’den İstanbul’a on binlerle birlikte nasıl aktığını unutmamalıdır.” Size göre böyle bir işbirliği ortamında Tunceli Milletvekilinin çıkışı nasıl yorumlanmalı?

**

Burhan Atalar, Trabzon siyasetinin dürüst ve samimi isimlerinden biriydi. Burhan Atalar, siyasetten kendi adına hiçbir şey beklemedi. Beldesine, ilçesine ve ülkesine hizmet etmek onun biricik idealiydi. İnsan sevgisiyle doluydu. İnsanlar arasında ayrım yapmayı hiç sevmedi. Çok yakın tanıdığımız ve bir gazeteci olarak derin saygı duyduğumuz güzel insanlardan biriydi.

Atalar’ın en büyük hassasiyeti Trabzon hassasiyetiydi. Kendi vadisini elbette çok önemserdi ama Trabzon’un herhangi bir bölgesine gelen yatırım onun için aynı şeydi. Trabzon’un aldığı her yatırım Atalar’a heyecan verdi. Haksızlığa hep isyan etti. Yanlışa göz yummadı. Çoğu kişinin sustuğu ya da bana ne dediği yerde Burhan Atalar çıkıp gerçeği söyledi. Doğrular adına kimseden çekinmedi. Dostunu dost bildi ve hep samimiyet gösterdi. Dost bildiği, samimi gördüğü insanları arkasından da savundu. Yani hiçbir toplulukta bukalemun gibi davranmadı. Dosdoğru yaşadı ve hakkın rahmetine kavuştu.

Allah’ın rahmeti üzerine olsun.