Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Türk futbolunu kimler yönetiyor?

Türk futbolunu kimler yönetiyor?

3 Temmuz 2011 da Türk futbolunun kirli çamaşırları ortaya saçılmıştı.

Türkiye'de yetkili bütün kesimler haklının değil güçlünün yanında yer tutmuştu.  

Ne kadar acı ki; Trabzonspor, alın terinin karşılığı olan ve şike ile Fenerbahçe'nin müzesinde sergilenen 2010/11 Türkiye Süper Lig kupasını geri almak için hala gavur ellerinde  hak arama peşine koşmaktadır. UEFA, CAS, FİFA ve İsviçre mahkemeleri ile bütün dünyaya rezil olan Türk futbolunun geldiği son nokta yürekleri dağlamaktadır.  

Aslında rezil olan futbol değil futbolu yönetenlerdi.

Bu rezalet Milli takım kaptanı Arda Turan'ın uçakta bir gazeteciyi dövmesi ile ilk emarelerini vermekteydi. Milli takım oyuncularından Emre Belözoğlu'nun Rize'de gazetecileri darp etmesi aslında kabadayı hocaları Fatih Terim'in öğretisiydi. Milli duyguları para ile ölçmek de bu döneme nasip olmuştu. Fatih Terimin prim dağıtmadaki adaletsizliği  sonucu ortalık karışmış, bir çok futbolcu baş kaldırma neticesinde  milli takımdan ihraç edilmişti.

Ancak bu yaşananlar buz dağının görünen kısmıydı.

Fatih Terim ve adamları mekan basmak gibi kaba, vandal, yakışıksız eyleme imza atarken, bir kısım basın bunu hiç görmeyerek şikedeki pislikleri örtme marifetlerini burada da göstermişti.

Hele hele milli takımın başında Türk Futbolunu yöneten biri olarak Türk sporuna sürdüğü kara leke yine şikeyi temizleyenler tarafından temizlenmek için her imkan seferber edilmiştir.

Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri bu konu ile ilgili hiç bir açıklama yapmazken konunun gündeme getirilmemesi için bütün imkanlarını kullanmıştır.

Hocasının bir mekanı bastığı bir yerde, Arda'ya ya da Emre'ye ne denilebilir ki. Fatih Terim'in mekan basması Türk futbolunun geldiği en son nokta için önemli bir ayrıntıdır.

Sürekli horlanan Trabzonlu Şenol Güneş'in elde ettiği dünya üçüncülüğü dışında, uluslararası bazda başarısı olmayan Türk futbolu diğer ülkelerden yüksek bonservis bedelleri ile transfer edilen yaşlı ve yeteneksiz futbolcularla  futbolcu çöplüğüne dönmüştür. Bu kokuşmuşluk Türk futbol kulüplerini beceriksiz yöneticilerin elinde yüksek borç batağına sürüklemekle zirveye ulaşmıştır.

Özellikle Türk Futbol Federasyonu başındaki kişi babası tarafından şirketlerine daha fazla zarar verilmesin diye uzaklaştırılan kişidir. Bu kişi kendi şirketlerini yönetmede güvenilmeyen bir kişi olmasına rağmen milyonların sevdası olan ve artık dünya üzerinde ekonomik olarak büyük bir alan kaplayan futbolun Türkiye bölümünü yönetmekle görevlendirilmişti. Eski Federasyon başkanı Haluk Ulusoy'u hatırlayın. Babası Saffet Ulusoy'un vefatından sonra devraldığı şirketlerin tamamını batırmış ve iflasını ilan etmiştir.  Şimdi düşünün Demirören gurubunun gelecekteki halini!

Fatih Terim hadisesi Türk futbolunun geldiği vahim noktayı göstermekte önemli bir göstergedir.

Milyonlarca kişinin ilgisini çeken bu güzel oyunun güzel olmayan insanların eline düşmesi ile çirkinleşmesine, bu çirkin insanların milyonları temsil eden takımların yönetimlerinde yer alması ile hak, hukuk ve adaletin yerlerde sürünmesine, bu sürünmenin  sonucu ortalığa saçılan kin ve nefretin zirve yapmasına yetkililerin dur demesi gerekmektedir...

Yazık Türk Futboluna!

Yazık Türk Futbol emekçisine!

Yazık Türk Futbol izleyicisine!