Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Altın Elbiseli Adam ve Ahmet Bican Hoca

Altın Elbiseli Adam ve Ahmet Bican Hoca

Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun Hoca'nın Yeniçağ gazetesinde ve internet sitesinde yayımlanan “Altın Elbiseli Adam Yazıtı” adlı yazısını okurken içimde garip bir his oluştu.

Altın Elbiseli Adam'ın kurganından çıkan bardaktaki yazının Türkçe olmadığının ortaya çıkabileceğinden söz etmesi durumundan korktum. Böylesi bir durum beni düş kırıklığına uğratabilirdi. Ahmet Bican Hoca da bu konuda net bir açıklama ortaya koyduysa bizim için söyleyecek/düşünecek farklı pek bir olasılık kalmayabilirdi.

Bu zamana kadar birçok dile ait olduğu öne sürülen metinle ilgili Ahmet Bican Hoca bilim adamlığına uygun biçimde "bilinmeyen metinlerin çözülmesi konusunda beş maddelik teorik ve metodolojik bir yaklaşım" ortaya koydu ve metni yeniden inceledi. Sonuç olarak metni Türkçe olarak şöyle okudu:

Aga, esen, eŋ iç arak abız içiŋ. Eke anruk eŋ iniçre azuk

"Yükselerek esenlikle (afiyetle), en içten (yanan) mumlar ile (eşliğinde) için. Abla hazırlatmıştır en küçük kardeşçağıza azık."

Açıkçası yüreğime büyük bir su serpildi!

Çünkü Altın Elbiseli Adam Türk tarihi açısından oldukça önemlidir.

1969 yılında Kazakistan’da Issık Göl (Kırgız Türkçesiyle: Isık-Köl) yakınında bulunan Esik Kurganı Türk yazısı konusunda bizi Orhun anıtlarından 1200 yıl öncesine götürmektedir.

Yani Türkçenin yazılı tarihi milâttan önce 5. yüzyıla kadar “somut olarak” götürülebilmektedir.

Kurganda giysileriyle zırhının altın kaplamalı olması nedeniyle “Altın Elbiseli Adam” olarak anılan ceset ve yanında cesede ait eşyalar bulunmuştur. Eşyalardan biri olan çanağın üzerindeki yazılar Türk yazısının ilkel biçimlerinin olduğunu göstermiştir.

Türklük Bilimci Altay Amanjolov Altın Elbiseli Adam’ın Türkçe konuşan halkların bir yazı sistemine sahip olduğu gerçeğinin ortaya çıkarmasının önemini şu ifadelerle anlatır:

“Bu yazının büyük değeri şudur: Eski çağlarda Kazakistan arazisinde yerleşmiş olan Saka kavimlerinin dilinin eski Türk dili olduğu somut olarak kanıtlanmaktadır. Dahası Kazakistan topraklarındaki ilk göçebelerin hiçbir yazı türüne sahip olmadıkları şeklindeki geleneksel görüşün temelsiz olduğunu da kanıtlar. Ayrıca 2500 yıl önce Türkçe konuşan kavimlerin alfabetik yazıyı bildiği ve yaygın şekilde kullandığı gerçeğini ortaya koyar.”

Türk dilinin çok köklü bir geçmişe sahip olması dilin bir yazı sistemine dönüşmesinde etkili olmuştur. Dilin çok eski dönemlerinde bulunan soyut kavramların zenginliği, eş anlamlılık, çok anlamlılık ve ileri ögeler Türk dilinin önemli bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne sermektedir. Yine milâttan önce 2000-3000 yıllarından bugüne ulaşan Sümer tabletlerinde yer alan Türkçe sözcükler Türk dilinin geçmişini çok daha eskiye götürmektedir.

Ayrıca anıtlarda “kuralları belirgin, gelişmiş” yazı sistemi de yazının çok daha eskiye dayandığını bizlere kanıtlamaktadır.

Özetle Altın Elbiseli Adam’ın gömüldüğü tarihler olan milâttan önce 5. yüzyıl Türkçe açısından hiç de erken değildir. Değerli bilim adamı Ahmet Bican Hoca’nın da bilimi gözeterek gerçekleştirdiği okuma da gerçeğe güvenimizi bir kez daha artırmıştır. Kendisine şükran borçluyuz.

Sonuç olarak bu bilgiler ortadayken hâlen daha Türkçenin yazılı tarihini 8’inci yüzyılda dikilen Orhun anıtlarından başlatmak alışkanlığından vazgeçilmelidir. Evet, oldukça kısıtlı metindir ancak bize bir gerçeği haykırmaktadır: Türkçenin yazı dili şimdilik milâttan önce 5. yüzyıldadır. Belki daha eskilerdedir.

Kim bilir bir gün bu daha eski izlere de rastlayabiliriz.

Saygılarımla…