Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Böyle masallara gerek var mı?

Böyle masallara gerek var mı?

Dün İhlâs Haber Ajansından “Bu caminin ne kubbesi ne çatısı var” başlıklı bir haber düştü önümüze.

Daha önceden de birçok kez konu olan haberde, Gümüşhane’nin Kürtün ilçesi Özkürtün beldesine bağlı Kadırga Yaylası'nda çatısı olmayan açık hava camisinde 556 yıldır insanlar çimen üzerinde namaz kıldığından söz ediliyor.

Haberin ayrıntılarına girdikçe tuhaf cümlelere denk geldik.

Cuma namazı saatinde yağmur yağmıyormuş.

Vatandaşlar böyle ifade ediyormuş.

Bir kez yağmur yağmış o da imamın vaaz ve hutbeyi uzattığı bir günde olmuş.

Sözün nereye getirildiği veya bu bilgiden neyin anlaşılması gerektiği meçhul ancak camiye özel bir önem atfedilmeye çalışıldığı ortada.

Ancak orada yağmur yağmama iddiası yalnızca yaz aylarında namaz kılındığından olamaz mı?

Örneğin kışın orada namaz kılsak yağmur yağmayacak mı?

Böyle gerçeklikle bağdaşmayan yaklaşımların artık yaşamın içinden çıkarılması gerekir.

Benzer yaklaşımları ramazan ayında da işittik. Havaların ramazan ayında serin geçmesini yaratıcının Müslümanlara bir ihsanı olarak değerlendiriliyordu vatandaş nezdinde.

Aynı tarihlerde daha güneydeki Müslüman ülkelerde sıcaklık neredeyse 40’ı buluyordu.

Haşa yaratıcı yalnızca buradaki Müslümanlara mı kolaylık sağlıyordu?

Elbette hayır. Yaratıcının koyduğu ilâhî düzen işlemesi gerektiği gibi işliyor.

Meteoroloji, coğrafya nasıl bir sonucu ortaya koyuyorsa o oluyor.

Böyle yağmur yağmadı, sıcak olmadı gibi iddiaların bilimin bu denli geliştiği dönemde karşılığı olmamalı.

***

HÜSEYİN HOCA SİGARAYI BIRAKACAK

Hüseyin Örs Hoca’yı tanımayan yoktur.

Spor, sanat, eğitim camialarının; dahası Trabzon’un önde gelen isimlerinden biridir.

Pazartesi günü gazetemizde başlayacak anket özelliğindeki “20 soru” söyleşisiyle ilgili Hüseyin Hoca’yla dün telefonda konuştuk. Söyleşide Hüseyin Hoca’ya “Hoşlanmadığınız yönünüz nedir?” diye sordum. “Sigara bırakamamam.” dedi.

Söz oradan açıldı gitti.

Yeni kuşağın ve özellikle üniversitelilerin sigaraya karşı önemli bir duyarlılığı olduğunu söyledi Hüseyin Hoca. (İçimden “Keşke hiçbiri içmese. İçenler de -üniversiteli kimliğini üzerlerinde taşımalarına rağmen- izmaritlerini okulun bahçelerine atmasa” dedim.)

Bunda da başta Eski Milletvekili Cevdet Erdöl’ün önemli öncülüğünün olduğunu söyleyerek “Kendisine de söyledim. Trabzon’a heykeli dikilecek adamdır.” dedi.

Kapalı alanlarda sigaranın yasaklanmasının önemli ölçekte sigara kullanımını azalttığını söyledi.

Hüseyin Hoca’ya ve daha önceden sigarayı bırakma konusunda ısrarcı olduğum kişilere şunu söyledik, buradan da tekrar ediyoruz: Birazcık akıl sahibi olan herkes günün birinde sigarayı bırakıyor.

Önünde iki yol var.

Ya sigarayı hemen bırakıp temiz bir yaşama adım atılıyor ya da yarın öbür gün Allah göstermesin doktor “kanser” teşhisi koyduğunda veya kalp krizi geçirdiğinde korkuyla karışık sigara bırakılıyor.

İlk yol hepsinden mantıklısı. Kanser teşhisi koyulduktan ya da kalp krizi geçirdikten sonra sigarayı bırakanı çok gördük. Lütfen siz erkenden bırakın ve kendinizi, iradenizi sigaraya teslim etmeyin!

Telefonda Hüseyin Hoca’yla sözleştik. Hüseyin Hoca “Bırakmaya çalışacağım.” dedi.

Umarım Hüseyin Hoca da bırakacak. Takipçisi olacağız. Belki Cevdet Hoca da takipçisi olur.

Saygılarımla…