Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Adalet Yürüyüşü ve Milliyetçilerin duruşu…

Adalet Yürüyüşü ve Milliyetçilerin duruşu…

CHP’nin başlattığı ‘Adalet’ yürüyüşü tek başına CHPlilerle sınırlı kalmıyor. Kendisinin veya aile fertlerinden herhangi birinin veya toplumun çeşitli kesimlerinin ağır haksızlığa uğradığını düşünen insanlar da bu yürüyüşe destek veriyor. Onun için kah başörtülü kadınları, kah sakallı insanları da aynı yürüyüşte izleyebiliyoruz.

Bize göre yürüyüş demokratik bir hak. Ancak hakikaten bir adalet arayışını  ifade etmiyor. Amaç adalet arayışı değil. Ayrıca eylem demokratik bir hak olsa bile hem milli değil, hem adalet arayışı içermiyor. Çareyi içte değil, dışta arayan… Mesajları uluslararası güçlere yollayan eylemin amacı, adalet arayışından başka bir şey... Tayyip Erdoğan’ı biraz daha kıskaca aldırmak. Mümkünse hareketsiz bırakmak.

CHP’nin içinde, ABD ve Almanya’nın Türkiye’ye müdahale edip Tayyip Erdoğan’ı devirmelerine davetiye çıkaran kesim var. Esasen Enis Berberoğlu da benzer takımdandı. MİT TIR’ları vakasıyla hedef, Türkiye Başbakanı’nı uluslararası mahkemede yargılatmak ve ülkeyi bölünme dahil küresel güçlerin kucağına oturtmaktı. Bu olgu dışarıdan kotarılan bir stratejidir. Onun için eyleme HDPKK’nın da katılması isteniyor. Zira bu konuda HDPKK Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay bakın neler diyor:

“Adalet yürüyüşüyle, bugüne kadar bizim sürdürdüğümüz mücadele arasında bir paralellik görüyoruz. Adalet Yürüyüşünü somut olarak desteklediğimizi önümüzdeki günlerde göreceksiniz.” (Bir gün Gazetesi)

Bu eylemle HDPKK’nın mücadelesi arasında acaba ne tür bir paralellik var dersiniz? Bize göre dışardan medet uman beklenti dışında hiçbir paralellik yok.

***

CHP’nin içinde ‘Adalet Yürüyüş’ ile 16 Nisan Referandumundaki ‘Hayır’ blokunu bir arada tutmak ve güçlendirmek isteyen kesim elbette var. Lakin amaçlanan sonuç bunun ötesinde seyrediyor. HDPKK’nın içinde olduğu bir eyleme Hayır’cı Milliyetçileri çekmek mümkün olmayacağına göre yürüyüşün Hayır’ı kuşatmasından bahsedilemez. Hayır’ın taşıyıcı gücü MHP Genel Merkezi ile ters düşen dinamiktir. Halbuki yürüyüşün dinamiği kesinlikle bu olgu değildir.

Dolayısıyla o dinamizm bugünkü eylemde aktif olarak yer almadıkça bu yürüyüşün ‘Hayır’ı temsil ettiği söylenemez.

O zaman şu soru gündeme gelebilir… Meral Akşener bundan böyle bir yürüyüşe yani milli olmayan bir eyleme destek verir mi? Doğrusu cevabını biz de bilmiyoruz. 28 Şubat’ın dik duran iradesini 20 yıl sonra yeniden tecrübe etmeden kanaat belirtemiyoruz.

***

Konuyu Gümüşhane’nin mağdur milletvekili ve eski belediye başkanlarından Mustafa Canlı ile konuştuk. Adalet Yürüyüşünü yorumlamasını istedik. Canlı, “Fikren destekleyebilirim lakin fiilen katılmam” dedi. Niçin katılmayacağını, bu yürüyüşün kendisinde yeterince heyecan uyandırıp uyandırmadığını sorduk. “İşime bakıyorum” cevabını verdi.

Yürüyüşün milli olup olmadığı yönündeki sorumuza ise cevap vermedi. Canlı “Ali Bey… Bu ülkede iktidarın muhalefeti anlamaya çalışması lazım. Şayet anlamak istemez ve ‘güç bende’ diye devam ederse ülkede artık huzur olmayacak. Gelelim bu yürüyüşe. Bugün var yarın yok. Bitince ülkeye huzur mu gelecek? Bitince ülke yönetimi rahatlayacak mı? Esas bu sorulara cevap aramalıyız” dedi.

Yürüyüş ülkenin hiçbir sorununa çözüm aramıyor. Amacı ise Hayır’ı kuşatmanın çok ötesinde seyrediyor.