Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Babalar ve Damatlar

Babalar ve Damatlar

17/25 Aralık sonrası Fetullahçı Terör Örgütü’nü bilen birisi olarak Türkiye adına oldukça umutlanmıştım. 35 yılı aşkın süredir devletin tüm kılcal damarlarına kadar girdiğini bildiğim terör örgütü, 15 Temmuz gecesi halka toslayarak kendini bitirmiştir. Üç yıl boyunca bu örgütü bitirme adına sadece dik duruşu Yalnız Adam Recep Tayyip Erdoğan sergilemiştir.3 yıl boyunca yaşadığım hayal kırıklıkları 15 Temmuz gecesi sona ermiştir. Artık herkes, bu örgüte karşı mücadele etmek gerektiğinin farkına varmıştır. 

17/25 Aralık sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 15 Temmuz gecesine kadar yalnız bırakanlar, 16 Temmuz sabahı kendine gelmiştir. 16 Temmuz sabahı Türkiye’de yeni bir mücadele başlamıştır. İşte o mücadelede en etkin rolünü ülkenin cumhuriyet savcıları ve hâkimleri üstlenmiştir. FETÖ/PDY üyesi hâkim ve savcıların büyük bir kısmının temizlenmesinin ardından başlatılan soruşturmalarda rol alan savcılar ve hâkimler gereğini yerine getirmeye başlamıştır.

Yapılması gerekenler yapılırken, bu süreçte soruşturmaları sulandıranların ortaya çıktığını görüyoruz.  Kadir Topbaş ve Bülent Arınç’ın damadını tutuklayan ve serbest bırakanlar gibi. Tutuklamanın tedbir olduğunu bilmelerine rağmen, Arınç ve Topbaş’ın damadının neden tutuklandığı sormak lazım. Eğer kaçma veya delilleri yok etme ihtimali varsa neden serbest bırakılmışlardır? Bu soruların cevabını bulup çıkarmak, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın görevidir. Soruşturmaları sulandıranlara gerekli yasal uygulama en kısa sürede yapılmalıdır. Yapılmalıdır ki görevini yerine getirenler daha da cesaretlenmelidir.

Ama “Yok, biz damatlara dokunmayacağız.” diyorsanız, o zaman siz bu örgütü bitirmekte kararlı değilsinizdir. Damatlar bir yana, yakında sıra oğullara ve kızlara gelecektir, gelmelidir de.

SEN KİMSİN ARDA?

Tek sorun primmiş. 150 bin avro olan maç primi 650 bin avro olmuş. Vay anam vay…

Kosova maçı sonrasında Fatih Terim’in basın toplantısından çıkan sonuç, bir yıl önceki millî kavganın nedenini gözler önüne serdi.

Her ne kadar alınan Kosova galibiyeti sonrası sorun yok diyerek konuşmak istemese de, gazetecilerin art arda ısrarlı soruları karşısında üstü kapalı olarak cevap verdi Sinyör Terim!..

Bayrak için toprağa düşmüş binlerce askerin çalıştığı süre içerisinde hiç göremeyeceği paralar karşısında top koşturan bu çocuklar! Prim kavgasını habere dönüştüren gazeteciye saldırarak egolarını tatmin ettiler. Destek verenler de vardı tabii. Bir yıl önceki yazının hesabını uçakta gördüler, dosta düşmana meydan okuyarak…

Arda’nın Bilal Meşe’ye yönelik “Seni bu uçağa alanın…” şeklinde başlayan küfürleri Fatih Terim’e hatırlatılınca, gazetecileri uçağa kendisinin aldığını söyledi. Sonuç olarak Arda’nın kime küfür ettiği de ortaya çıkmış oldu.

Gelelim oynadığı futboldan çok yaşadığı aşklarıyla gündeme gelen Arda’ya… Kimler geldi, kimler geçti. Sen kimsin ki!.. Bu takımın sensiz olmayacağını düşünüyorsan, yanılıyorsun. Yaptığın hakaretle en çok bu ülkenin çocuklarını yaraladın. Seni adam sanan çocuklar, senin gibi olmak için yarıştılar. Bugün gelinen noktada görülen tek bir gerçek var: Sen de bu gerçeğe hiç mi hiç uygun düşmüyorsun. Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanını severim.

BEN DE DEĞİLİM SELİM ABİ…

Selim abim yazmış. Ordusporlu Selim olarak bilir onu Trabzon. Karadeniz Gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı Trabzon Gazeteciler Cemiyeti konulu yazısını okudukça, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti yönetimi için yazdıklarımın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anladım. Sağ ol, var ol Selim abim…

Dertlerinin meslektaşları olmadığı, sadece ellerine geçirdikleri kürekleri çekerek kendilerine yol aldıklarını yazdım. Cemiyetin iftarı yerine Şenol Güneş’in iftarını tercih etmeleri, bunu bir kez daha gözler önüne serdi. Cemiyetin hiçbir etkinliğinden geri kalmayanlar, (yönetimde olsun dışarıdan destekçiler olsun) tercihlerine Şenol Güneş’ten yana sergilediler. Boş ver Selim abi, bak ben de üye değilim. Ama seni iftara davet etmişler, bak beni etmediler! Bu arada bunlar o cemiyeti bırakmazlar, benden duymuş olma ama cemiyetin altında hazine var hazine!..