Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Savaşın içindeyiz!

Savaşın içindeyiz!

Basite alınmasın, adı konulmamış bir savaşın içindeyiz! Ülkemizde otuz yıldır alıştırıldığımız terör olaylarından farklıdır son bir yılda yaşananlar… Son gelişmelere bu gözle bakmazsak eğer, uyumuş, uyutulmuş oluruz. Milletçe uyanık olmak için gerçekleri görmemiz, refleksimizi buna göre göstermemiz gerekir.

Bize savaş açanlar; içinde bulunduğumuz ve yıllarca destek ve katkı sağladığımız NATO, stratejik ortak olduğu söylenen ABD, dost bildiğimiz Almanya, hala üyelik için uğraştığımız(!) Avrupa Birliği, dinler arası diyalokcuların(!) Papalığı, bütün Osmanlı tarihi boyunca kol kanat gerdiğimiz bugünkü İsrail’in arka teşkilatı Siyonizm, “millet-i sadıka” (sadık millet) dediğimiz Ermeni Diasporası, yüzyıllar boyunca yaşattığı sıcak denizlere inme hayalini malesef gerçekleştiren RuslarGörüldüğü gibi bu kez yedi düvele karşı değil, yetmiş düvele karşı savaşıyoruz.

Önceki Dünya savaşlarında Batılı “sırtlan sürüleri” kendi aralarında ayrı ittifaklar halinde savaştıklarından Türkiye bunlardan bir ittifakın yanında yer alıyordu. Şimdi durum daha sıkıntılıdır. Çünkü bütün Batı ve Kuzey Türkiye’ye karşı birlikte hareket ediyorlar. Hatta Güney, yani Siyonizm ve Siyonistler… Dört bir yandan kuşatma altındayız.

Nefes almanın yolu, tıpkı soğuk savaş yıllarındaki gibi onların arasında anlaşmazlık ve bölünmeyi sağlamak, böylece çatlak oluşturmaktır. Bu sayede hedef olmaktan çıkar, denge unsuru olabiliriz. Aksi taktirde bu kadar saldırgan gücün merkezinde kalan ülkemiz, Gazi Osman Paşa’nın Plevne kuşatmasındaki  durumuna düşebilir!

Kürtler bu işte sadece maşa… Diaspora dışındaki Ermeniler de öyle… Batılı güçlerin gerçekte Kürt halkını ve Anadolu Ermenilerini ya da diğer yandaşlarını, hatta Kuzey Suriye’deki Kürtleri düşündükleri yok; onları sadece kendi çıkarları için kullanmaktadırlar. Ancak maalesef bu insanları ikna ederek, inandırarak, vaatlerde bulunarak eğitiyorlar ve silahlandırıyorlar ve sonra bin yıldır birlikte yaşadığı ülkesine ve devletine karşı acımasızca katliamlara imza attırabiliyorlar!

Belli aralıklarla Türk topraklarında uçan uçaklarımız ve helikopterlerimiz düşüyor; kimse “kaza nedeniyle düştü” açıklamasına inanmıyor. Toplumu bu tür kötü gelişmeler rahatsız ediyor. Son helikopterin düşmesinin kaza olmadığı hakkındaki yaygın kanaat, herkes tarafından konuşuluyor, sosyal medyada tartışılıyor. Daha önce Tunceli bölgesinde düşen uçak, bir düzine bilim adamının öldüğü sivil Antalya uçağı, ondan da önce doksanlı yıllarda içinde seksen beş özel kuvvet elemanı ile arka arkaya düşen iki Casa tipi nakliye uçağı, yine güdümlü füze ile vurulduğu resmen bilinen diğer uçan kuvvetlerimiz… Eşref BİTLİS Paşa’nın uçağı! Muhsin YAZICIOĞLU’nun helikopteri, Alman silahı ile vurulan tanklarımız ve diğerleri… Aaaa… Yeter artık!

PKK’ya seyyar dinleme ve radar sistemlerine kadar veren Batı, bizim nasıl dostumuz oluyor? İkinci büyük ortağı olduğumuz Nato, ülkemizde darbe yapıyor; Müttefik ve stratejik ortak(!) olmamıza, anlaşmalara aykırı olduğunu en yüksek perdeden söylememize rağmen Amerika, terör örgütlerini son model silahlarla donatmaya devam ediyor. Üstelik bu dost görünümlü büyük düşman, ülkemiz topraklarındaki İncirlik Üssü’nün kendisine sağladığı avantajları kullanmaya devam ediyor…              

Kirazınızda böcek çıktı diyen Fransa, domatesinizde pire(!) görüldü diyen Rusya, tarım ürünlerini geri çeviren ABD, hatta kusur tespiti yapan Malta; gerçekten kusur varsa bir diyeceğimiz yoktur ama biliyoruz ki ekonomimizi oyalıyorsunuz?  Bunlar ve buna benzer diğer ticari engelleme ve oyunlar da bir tür savaştır; yani bu güçlerle ekonomik alanda da savaşımız devam ediyor…

Siyasi alanda medya kuruluşlarıyla ve aldatmalarla oluşturulan Türkiye ve İslam karşıtı kötü imaj ve algılarla Batı toplumunu Türklere, Türkiye’ye ve Müslümanlara karşı kışkırtarak arkalarına alan bu fitne ordusu ile başa çıkmak çok zor olacak ama imkânsız olmayacak!

 “Kanal İstanbul” projesinin uygulamaya konulması ile birlikte Türkiye için çok daha zor bir sürecin başlayacağı anlaşılmaktadır. Arka perdede hangi tehdit, şantaj ve engellemelerin olduğunu bilmiyoruz ama kanalın yapılmasının engellenmeye çalışıldığını biliyoruz. Allah mücadele edenlere yardım etsin…

Bu ve buna benzer daha yüzlerce nedenle içeride ciddi manada “güç birliğine” ihtiyaç vardır. En büyük gücümüz milli kimliğimizden, tarihimizden getirdiğimiz “Millet olma” gücüdür. İç politika söylemlerini bir ayrışma aracı yapmayalım. Moral değerler en temel enerjimizdir;  Türk Milleti özgüvenini yitirmeden hedeflerine yürümelidir!