Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Kim düşman olmuş?

Kim düşman olmuş?

Rizespor küme düşünce kıyamet koptu! İçimizdeki İrlandalılar dahil olmak üzere herkes kendi hesabını görmek üzere saldırıya geçti. Saldırının odağına ise Muharrem Usta ve Ersun Yanal’ı oturttular. Süreci iyi okuyamayan Muharrem Usta’yı, bugün ortaya çıkan kaosun birinci sorumlusu ilan ettiler. Ersun Yanal’ı ise Usta’nın kaos ortağı olarak seçtiler.

Bursaspor karşısında alınan sonuç, Trabzon kentini de ikiye böldü. Kimi Trabzon dik duruşunu kazanarak göstermeliydi derken, kimi de geçmişten örnekler vererek, Rizesporlu taraftarlarının yaptıklarını sıraladılar. Spor kamuoyu ise alınan mağlubiyeti, kente leke getirmeye çalışanların istediği bir sonuç olarak yorumladı.

Maç başlamadan nemalanmak adına yaygara koparan Aziz Yıldırım, şike sürecinde yaptıklarını iyi bildiğimiz Hikmet Karaman kendini kurtarmak adına maç sonu son bir hamle yaparak bizleri yanıltmamıştır. Yaptığı hamlenin yanlışlığını kendisi kabul etmese de, tüm kamuoyu tarafından kınanmış, bir teknik adam olarak tarihe geçmiştir. Çünkü Hikmet Karaman, profesyonelliği bitirmiş, kulübün sahibi olarak ortaya çıkıp, Ersun Yanal’a çamur atmaktan geri kalmamıştır. Bunu da Türk milletinin gözüne baka baka yapmıştır. Hikmet Karaman’ın bildiği bir şey varsa bunu kamuoyu ile paylaşmalıdır. Aksi takdirde susup yaptığı hataları masaya yatırıp düşünmelidir.

Taraftar gruplarının maça gelmemesi, yenilen gollerden sonra bazı taraftarların sevinmesi, Ersun Yanal’ın ilk 11 de sahaya sürdüğü çift santrafor anlayışı şimdiye kadar hiç görülmemiş bir taktikti. Hele hele yüzüne bakmadığı genç yeteneği sahaya sürmesi Hikmet Karaman’ın aklını karıştıran sebepler arasında yer almıştır. Akıl karışan Karaman diline sahip olamayınca, sırasıyla Karaman’ı kulüp başkanı, belediye başkanı, hatta başdanışman sırayla izlemiştir. Her biri coştukça coştu, suçladıkça suçladı. Kentine sahip çıkamayan, suçlayarak işin içinden sıyrılmaya çalışan, Rizespor’un asansör takım olmasını izleyen bu yöneticilerin gönlünde eminim üç büyüklerden biri yatıyordur.

Trabzonspor her maçı kazanmak için sahaya çıkmalıdır. Dostluk ayağı bize oldukça zarar vermektedir. Kentleri sevebiliriz, insanların duruşları bizleri mutlu edebilir. Ama bir Trabzonlu olarak yenilgileri hiçbir zaman kabul edemeyiz. Hele hele kendi sahamızdaki yenilgiler bizi derinden yaralar. Trabzonluluk duruşu bunu gerektirir. Biz büyük bir takımız, kimin kümeye gideceğini hesabını yapmayız, yapamayız. Küçük hesaplar peşinde koşamayız. Şimdi okurlarım diyecek ki, Rize bize küfür ediyor. Fenerbahçe’ye kucak açıyor. Bende

1991 yılında kupa maçında Bursa’nın yaptıklarını hatırlatırım, o zaman. Demek ki, Trabzon’un Trabzon’dan başka dostu yoktur. Dönemse olarak menfaatleri doğrultusunda şehirler birbirini kucaklayabilir.

Kısacası, Trabzon’dan bakınca kendimizi sorguluyor, kazanmamız gereken bir maç olduğu düşünüyorum. Mağlubiyetin bize zarar verdiğini hissederken, Rize’den yükselen sesleri dinliyor, ama kale bile almıyorum. Hele nüfus cüzdanında Rize yazıp, İstanbul takımlarında huzuru arayanları duymuyorum bile. Fenerbahçeli olanların kuyruk acısı ise geçmişe dayanıyor. Dertlerinin Rizespor olmadığı, Rizespor üzerinden akıllarınca hesap soruyorlar. Kimin umrunda…

MÜSLÜMANLIK BUNU GEREKTİRİR

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’nun geçen hafta Çarşıbaşı’nda halka verdiği iftara katıldım. Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Ahmet Yoloğlu’nun daveti üzerine katıldığım iftarda, değerli dostum Aydın Gelleci’de yer aldı. Çarşıbaşı semtpazarı sahasında iftar saatini beklerken, bir ara başkanın ortadan kaybolduğunu fark ettim. Başkanın nereye gittiğin sorunca, güzel bir gerçekle karşılaştım. Evet, bir elin verdiğini diğer elin görmeyecek anlayışını benimseyen başkan, peşinden de kimsenin gelmesini istememiş. İki evi ziyareti sırasında önce gıda sonra da maddi destek sağlamış. Meğer bizim başkan Ramazan ayında her gün bunu yapıyormuş. Müslümanlığın gereğini yerine getirdiği için kendisini yürükten kutluyorum.