Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Taban Kayar

Taban Kayar

1950 sonrası İslamcı, muhafazakâr ve dindar kesimler merkez sağ partilerin dolgu malzemesi ve siyasi kürekçisi olarak kullanılmış ve hem güverteden hem de kamaradan uzak tutulmuştur. Turgut Özal bir muhafazakâr olsa da, Anavatan Partisi bir muhafazakâr parti sayılamaz. Anavatan Partisi muhafazakâr nosyonlu, liberal merkez sağ bir partidir. Zaten Türkiye’de liberal olmayan parti de yok desek, çok da yanlış olmaz. Türkiye’de koalisyonlarla da olsa iktidar olan ilk İslamcı Muhafazakâr parti, Milli Selamet Partisi (1975-1977 / 1977-1978) ve Refah Partisidir(1996-1997). Refah Partisini iktidara taşıyan merkez sağ partilerin ve yerel yönetimlerinin hastane kuyrukları, ilaç yoklukları, çöp dağları, büyük  kentlerde horuldayan musluklar, enflasyon ve yoksulluk, Ak Parti’yi iktidara taşıyan ise, doğrudan İslamcı siyasete direnen statükonun, baskıyı halkın genel İslami değerlerini de kapsayacak şekilde genişleterek uygulaması ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Başbakan Bülent Ecevit’in kafasına anayasa kitapçığı atmasından sonra gelişen ekonomik krizdir. Krizin cevaben, başka siyasi partileri de iktidara taşıyabilecekken, dindar halka karşı yürütülen genel baskılar muhafazakâr oyları FETÖ, Süleymancılar ve bazı Nurcu guruplar hariç Ak Parti üzerinde birleştirmiştir. Daha doğrusu Ak Parti, cemaatlerin değil, tabelasız dindar kitlelerin desteğiyle iktidar olmuştur. 28 Şubat 1997 sürecinde ordu yalnız hükümeti yıkmakla kalmadı, kamudan İslami kimlik taşıyan hemen herkesi özellikle de muhafazakâr Müslüman bayanları tasfiye etti. Dini eğitim almış öğrencileri Mesleki Teknik Eğitimi mahvetme pahasına üniversitelere almamak için katsayı adaletsizliğini uyguladı. Bir şekilde dini eğitim almış herkesi kamuda yönetim noktalarından tasfiye etti. Muhafazakâr insanların oluşturduğu işletmelerden birçoğunu baskı altına alarak ya yurt dışına kaçmasına ya da iflasına neden olarak yok etti. Fadime Şahin, Ali Kalkancı ve Müslüm Gündüz mizansen davalarıyla, muhafazakâr dindar kesimi çok ağır bir baskı altına aldı. Özel şirketler bile başörtülüleri istihdam etmeyeceklerini açıkladılar, namaz kılanları işten attılar.

Kesintisiz eğitim projesiyle bir dini eğitim kurumu olan İmam Hatip Liselerini ve Kuran Kurslarını imamlık, müezzinlik, hatiplik ve gassallık meslek eğitimi okulları ve kursları parantezine alarak yok olmanın eşiğine getirildi.

Bazı askeri hastaneler, çarşaflı diye asker yakını hastaları tedavi etmeyi reddetti. Şehit annesi bir bayan bayramda şehit oğlunun mezarı başından, bir ahlaksız general tarafından başörtülü olarak mezarlığa giremeyeceği ifade edilerek çıkarttırıldı. Üniversitelerde tesettürlü öğrenciler saçlarından sürüklenerek, ağızları kapatılarak fakültelerinden uzaklaştırıldı. Kampüslere giren otobüsler güvenlik noktalarında aranarak, vebalı gibi başörtülüler indirildi. Okumak veya çalışmak isteyen Müslüman kızlar ve çalışan bayanlar peruk takmak veya başlarını açmak utancını her gün kurum girişlerinde yaşamak zorunda kaldı. Yüksek lisans öğrencileri atıldı, asistanlar bodrum katlarında gözden uzak tutularak çalışmaya mecbur bırakıldı. Bazı askerler İslam’ı ve Müslüman halkı aşağılayarak gerekirse “altı milyon insanı katlederiz” beyanlarında bulundu. Bütün bu baskılar ve yolsuzluklar sürerken, Refah/Fazilet Partili belediyelerin başarıları halka güven veridi. Ak Partiyi doğuran siyasi enerji önemli oranda bunlardır. İç değişim taleplerinin yanında liberal boyutlarıyla AB ve bölgesel çıkarlarıyla ABD’nin de desteklemesi de tahkim etti. Hülasa AK Parti muhafazakârların liberal partisi olsa da, halktan liberal olduğu için değil İslamcı muhafazakâr olduğu için oy aldı. Şimdi kamuyu örgütlü yapılardan arındırmak Türkiye için zorunlu iken, Ak Partiyi örgüt tabanı, sosyal tabanı ve siyasi tabanından koparacak ve onu başkalaştıracak bir harekete girişmek başka bir şeydir. Ak Partiyi İslamcılardan arındırmak, MHP’yi ülkücülerden, CHP’yi Kemalistlerden hülasa omurgayı kalsiyum, kasları proteinden ayırmak anlamına gelir. Tabi amaç farelerden kurtulmak için gemiyi yakmak değilse. Bir siyasi parti teşkilatının oy tabanı, sosyal taban, siyasal taban ve örgüt tabanı tanımlarını, ayrımını ve hiyerarşisini doğru kuramaması ya toplumda karşılığı olmayan bir teşkilatla halkın karşına çıkma şaşkınlığını ya da, oy tabanı genelliğinde teşkilatlanarak varlık tanımını kaybetme riski taşır. Kaldı ki Anavatan Partisi partinin ağır unsuru muhafazakârları tasfiye ederek yükseldiği iktidarın basıncında infilak etti…