Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Madem gelenekler yıkıldı, o halde; Takım kaptanı!..

Madem gelenekler yıkıldı, o halde; Takım kaptanı!..

Bir takım için takım kaptanı olmak çok önemli.

Sahada teknik adamın elisindir. Ruhusundur. Kendisisindir. Ve inisiyatif alarak kendine rol biçersin.

Futbolun endüstriyel ruha bürünmesinden önce takım kaptanları için olmazsa olmaz şu kural vardı.

-O takım senle bütünleşmiş olacak.

-O takımın şehrinin çocuğu olacaksın

-En eski oyuncusu olmak önemli bir kıstastı

-Ve yıldız da olacaksın, ilk onbirde hep yer alacaksın

-Şehrin ve takımın ruhunu bileceksin.

-Camiayı tanıyacaksın. Saygın bir kişiliğin olacak.

Tüm bunlar futbolun Endüstriyelleşmeden önceki takım kaptanlığı ile ilgili kriterleriydi.

Ne zaman tüfek icat oldu mertlik bozuldu ya. Futbolda da takım kaptanlığı işi reytinge göre değişiklik gösterdi.

En ünlü, en iyi, en reytingi yüksek, en çok forması satılan, takımdan büyük görülen, şehre hava getiren, takıma güç kattığı sanılan kişiye hemen takım kaptanlığı verildi.

Adam, camiayı tanımaz. Takımın ruhunu bilmez. Ama takım kaptanı olur.

Trabzonspor’da böyle oldu mu?

Dozer Cemil ve Şenol Güneş’ten sonra oldu.

Hatta bir ara Pfaff takım kaptanı bile oldu. Niye? Çok ünlü olsun takım kaptanı diye.

Trabzonspor’da yazılmamış bir kural vardı..

Kaptan, Trabzonlu olacak. Alt yapıdan yetişecek.

O halde, ben endüstriyel futbola inat, Trabzonspor için takım kaptanı öneriyorum.

Yusuf Yazıcı.

Hayda deyinler olduğunu işittim. Niye, koca Trabzonspor’un orta alanını ona emanet ettik takım kaptanlığını da edelim ve bir çağır açalım.

Belki 1974’e geri dönüşün ilk adımı olur. Bilbao modeline adım atılır.

…………………………………………………………………………………………………………

Yardımcı teknik adam inisiyatifi ve Yanal!...

Geleneksel kuralcı değil çağdaş ve bilimsel teknik adamlık örneğinin ta kendisi olan Ersun Yanal’ın bildiğim kadarı ile sohbet ettiğimiz dönemlerden edindiğim izlenimlerden şu kanaate varmıştım.

Yanal, teknik yardımcılarına da sorumluluk veriyor almaları gerektiğini de söylüyor.

Son maçta Volkan Kazak’ın bu müdahalesi o halde doğru mu?

Doğru ise Yanal niye kızdı?

Kızdıysa, Yanal’ın teknik yardımcı da sorumluluk almalı lafı iş icabı mı?

Bu konuda teknik adamlar ne kadar çağdaş ileri ve hoşgörülü olursa olsun tribünlerin de aynı mantıkta olması gerekiyor.

Tribünler aynı düşüncede değilse bazı ilkelerinize gem vuracaksınız.

Volkan Kazak’ın oyuncu değişikliğine müdahalesi benim açımdan doğru bir karar.

Yanlış olan kulübede yönetimi temsilen bir etkili yetkili sivil birisinin olmaması. Olsaydı, bu kriz yaşanmazdı.

50’inci yılda kulübede yönetimi temsilen biri olmalı.

Kesinlikle.. 

…………………………………………………………………………

Bu filmi mutlaka izleyin; Babam için..

25 Mayıs 2005 tarihinde İstanbul'da oynanan Liverpool - Milan Şampiyonlar Ligi final maçını izlemek için hayaller kuran 11 yaşındaki fanatik Liverpool taraftarı Will, babasıyla birlikte İstanbul biletlerini alır. Fakat yolculuklarına az bir süre kala Will'in babası ölür. İngiltere’deki yatılı okulundan kaçarak, içindeki futbol aşkıyla, inancının ve hayallerinin peşine düşen 11 yaşındaki Will’in yolu Bosnalı eski futbolcu Alek’le Paris’te kesişir. Bir süre sonra dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar onları yürekten desteklerken, İstanbul’a varmak hayatlarında bir dönüm noktası olur. İstanbul, onlar için, hayattaki yalnızlıklarına rağmen yaşama azmini yeniden kazanmanın, hayal kurmak için asla vazgeçmemenin sembolü haline gelir.