Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
İvana niye Müslüman olsun?

İvana niye Müslüman olsun?

Arama  noktalarından geçerken nasıl bir ülkeye gittiğini bilmiyordu. Müslümanmış öy-le diyorlardı oraya gidip dönenler. Orada Haç yokmuş!  Ama onların da bir Tanrı’ya inançları varmış.Ekmek parası kazanmak, çocuklarına  daha güzel yarınlar sağlamak için oraya gitmek zorundaydı…

Allahü Ekber Allahü Ekber… nidalarıyla ülkesinin dışına çıktığını anladı, sesin geldiği tarafa doğru baktı,işte hilâl orada,fotoğraflarda gördüğü minarenin tepesindeydi. “Tıp-kı bizim gibi;bak bunlar da Tanrı var diyorlar.Ama bu  ses çan sesinden çok farklı;  in-sanın içine seslenen bir ses.” dedi içinden.

Otobüs Trabzon’a gelmişti. İş bulucu onu parka götürdü. Orada annesine bakıcılık yapacağı kişiyle  buluşacaklardı. Yine  o ses duyuldu; o ne muhteşem bir sesti,”Aman Tanrım bu sese ben ne kadar hasretmişim.” dedi.  Kalktı, bitmesinden korkarak  lahu-ti sese doğru koşarçasına yürüdü. Cami kocaman, heybetli  bir yapı. Önünde ona ya-kışır bir çeşme. Görüntü harikaydı; müminler  kollarını sıvamış, ayaklarını çıkarmış, suyla oynaşıyorlardı. Ne güzel birliktelikti bu; gidip onun da oynayası geldi  çocuklu-ğundan beri çok sevdiği suyla. Yaklaştı oraya biraz daha  ama sadece erkekler vardı orada, burada kadınlara suyla oynamak yasak mıydı demese çoktan oturmuştu şadır-vana. İşini bitiren camiye giriyordu, içeri giremedi yasak olmalı diye; hem kadındı hem de öyle ya  onlardan değildi!

Kolundan çekti biri, dönüp baktı.”Haydi adam geldi…” Bakıcılık başlamıştı. Yürüdü adamın peşinden öteki adamın peşine takılmak için…

Mahalleli,  hastasını  ziyarete gelirlerdi.Geçmiş olsun dileklerinden sonra hal ve hatır sorulur, sohbet edilirdi. Ona, özel ilgi gösterirlerdi; sevgi beslerlerdi.Bundan çok hoş-nuttu.Ama giderek sohbetlerde dedikoduların yer aldığını fark etmiş. Ayıp  dermiş, ol-maz öyle, adam yok,konuşmak  siz.” Gülerlermiş bizimkiler onun Türkçesine! O da şaşırırmış bizimkilerin utanacaklarına  üstüne üstlük gülmelerine. Emekli hoca hanım, o ikazı doğru okuyor ve diğer hanımları uyarıyordu:”Bak gavur dediğiniz kadın sizin gıybetinizi kınıyor.” derdi.

Bir gün  Kur’an sürdüğünü sanan  yaşlı bir kadın, küçük kızın  buzdolabından bir şey çıkardığını görür. Küçük bir kutu, kola’ymış yavrunun çıkardığı. Kadın, Kur’an’dan yüz çevirerek “ Bırak onu!”  diye bağırmış.

Kur’an mealinden ara sıra okuyan kadına hayrandı. Hanımından izin aldıkça onun yanına gidiyordu. Ne güzel söylüyordu Müslümanların Tanrısı! İyi de o kitap bunlara gelmemiş miydi, niye bunların yaptığı, o kitapla örtüşmüyordu? Yok,  Müslüman olmalı, bu kitap çok güzel diyordu hep.

Bir gün  namaz kılar görünen  kadın  ona eşek demişti. O,  eşek ne demek diye sor-muştu. Teyzesinin kızı tercüme edince  başından soğuk sular dökülmüştü…

Batumlu İvana  nasıl Müslüman olsundu!

Bu yazıda Âkif’in deyişiyle maskaralıklarımızı maskara ederek, doğruları gösterelim; İvanalar Müslüman olsun dedik.

Rabbim affeyleye!