Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Bir İntihar

Bir İntihar

Kırk yaş üstündeki hemen herkes, “sol bir elle işlenmiş derin sağ bir eylem” olarak Özdemir Sabancı suikastını hatırlar. Otuz yaş üstü herkes de, “sağ bir elle işlenmiş derin sağ bir eylem” olarak, Hirant Dink suikastını hatırlar.

“FETÖ’nün suikastler tertipleyebileceğinin” yazılıp çizildiği bu günlerde, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı hanımefendinin Sarıyer Büyükdere’deki malikânesinin özel korumalarından Mehmet Onur Kadıoğlu (31), 14 Mayıs 2017’de beylik tabancasıyla intihar etti. Ailesine sabırlar diliyorum. Zira kabullenmesi güç ve ağır bir meseledir.

Bu olayı merkeze alıp, yeteneğe uygun iş seçimini, çalışma sürelerini, iş sağlığını, ücret, yaşam kalitesini ve dolayısıyla yaşam zevki ve moral düzeyini, bir köle pazarlama sistemi olarak taşeronluk garabetini konuşabiliriz ve bu konuların her biri çok önemlidir fakat, bunların hiç biri bu yazının konusu değildir.

Bu yazının konusu, doğrudan ülke siyasasını etkileyebilecek adi veya siyasi cinayetler işleyebilecek “psikolojik uygunluğa” sahip kişilerin polis, asker veya silahlı özel güvenlik görevlisi olabilmesi, olmuşsa kalabilmesi ve emekli olduğunda da ciddiyetle periyodik muayene edilerek silah ruhsatının iptali cihetine gidilmemesidir.

Zeki insanların, psikolojik rahatsızlıklarını gizleme kabiliyetleri bilinmektedir. Bunlar düşünce, ideoloji, din, inanç gibi hassasiyet mevzilerine gizlenerek çevresindeki insanları yıllarca aldatabildikleri gibi psikolog ve psikiyatristleri de dengeli ve medeni tutumlarıyla atlatabilmektedirler. Bu bilgiler ışığında özel bir sebeple ya da özel güvenlik mesleğini icra için silah ruhsatı alacak insanların sağlık muayenesinde daha bir seçici davranılması gereği ortadadır. Bu cihetlerden bakıldığında Güler Sabancı hanımefendinin güvenlik görevlisinin intihar etmesi skandaldır. Ortalama bir vatandaşın bir cinayete kurban gitmesi kötüdür fakat ortalama bir vatandaş, adi bir cinayete kurban gittiği için ülkede yaprak kımıldamazken, Güler Sabancı ve benzeri kişilere yönelik suikastler seksen milyonun evine girecek ekmeği ve huzuru etkileyebilecek dalgalanmalar yaratır.

Silah Ruhsatı için raporu ve ruhsatı, özel güvenlik şirketleri değil Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı vermektedir. Silahlı Özel Güvenlik belgesi alan birkaç kişiye belgeyi nasıl aldıklarını sordum. “Psikiyatrist genel ahvalime ve elimin titreyip titremediğine baktı” dediler. Toplumda, silah ruhsatı verilirken ciddi bir psikolojik muayene yapılmadığı, kişinin psikolojik sağlığı hakkında kendi beyanının esas alındığı kanaati hâkimdir ve bu kanaat haksız değildir. Ruhsat yenileme periyotları da aynı seramonilerle olduğuna göre ortalıkta parmağı tetikte titremeyen asabiyesi bozuk binlerce kişi var demektir.

Mehmet Onur Kadıoğlu, İlk ve Ortaokul sıralarında son derece normal ve çevresinde iyi birisi olarak tarif edilmektedir. Fakat Lise hayatı boyunca disiplin kuruluna sıkça giden bir arkadaş olarak tarif ediliyor. Şiddet yanlısı “devrimci” sol fikirlere sahip olduğu ve İstanbul’da da gösterilere katılan birisi olarak biliniyor. “Son yıllarda geriye dönük takıntılarla insanlara karşı yargılayıcı söylemleri olduğu ve bunu dert ettiği” ifade ediliyor. Psikolojik sorunları nedeniyle arkadaşlarının teşvikiyle doktora da gitmiş! Son zamanlarda da reenkarnasyon içerikli kitaplar okuduğu söyleniyor. Bu noktada şu soruları sormak hakkımız olsa gerek!

Onur, Özel Güvenlikçi olma fikrine nasıl ulaştı? Sağlık raporunu kimler nasıl verdi? Rahatsızlığı nedeniyle doktora gittiğinde durumu tespit edildiyse çalıştığı kuruma ve Emniyet Müdürlüğüne bildirildi mi? Tespit edilemediyse ilgili doktorun liyakatsiz mi işini mi yapmadı? Siyasi ve ideolojik eylemlere katıldığı biliniyor, bağlantılı olabileceği örgütlere ilişkisin bir inceleme yapıldı mı? Yapıldıysa nasıl görülemedi?

Onur, bütün bunların dışında ve sağlıklı bir kişiyse, suikast motivasyonlu mafyatik veya örgütsel bir tehdit altında da olabilir! Zira paradoksal bir şekilde ölüm ve öldürme korkusu intihar nedenleri arasında sayılmaktadır.

İlgili makamların bu acı olayı kapsamlı bir araştırmaya tabi tutup, dersler çıkartmasının ülkemiz ve toplumumuz için önemi tartışılmaz hayatiyettedir. Zira günümüz dünyasında sözüm ona bilim adamları açıkça mer’i dünya sisteminde devlet başkanlarına yönelik “suikastin bir seçenek olduğunu” ifade edebilmektedirler. Her zamankinden daha dikkatli olmalı ve yoğurda üflemeliyiz.