Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Atatürk herkesin ağzına yakışmaz

Atatürk herkesin ağzına yakışmaz

Bir tarafım ağzına ne gelirse söyle diyor; bas küfürü, hem de kallavi.

Diğer tarafım ise, inme onların seviyesine ve sakince yaz diyor. Ama emin değilim ne yapmam gerektiğinden.

Geçen hafta Atatürk ile ilgili yapılan, yazılan şeyler bir haftadır beni geriyor. Yazmak istemiyorum ama dayanamıyorum.

Atatürk sevgisi, kim ne derse desin, kıyametler kopsa dahi, bu milletin gönlünde yediden yetmişe yer etmiş ve bu yerini korumaya hep devam edecektir.

Yüksek bir deha, Cumhuriyetimizin kurucusu ve vizyoner bir lider olarak dünyanın saygı duyduğu, takdir ettiği bu insan; sürüngen, alçak, hangi inanca, hangi kültüre ve değere ait olduğu bilinmeyen zavallıların diline değmeyecek kadar değerlidir. Atatürk’ün ne yaptığını zaman içerisinde, her geçen gün daha net bir şekilde anlıyoruz. Ona olan minnet duygumuz, her geçen gün artıyor. Onun için Atatürk ile ilgili yazılan, çizilen, konuşulan her türlü iftira, doğal olarak butlan ve kale alınmayacak kadar anlamsızdır. Benim bunları burada belirtmem, bu değersizliği ifade etmekten başka bir şey değildir. Konuşulan, yazılan şeyleri tartışmak, konuşana değer vermek anlamı taşıyabilir. Ben bunu yapmak istemiyorum.

Kısaca; Atatürk’e dil uzatmak en hafif ifadesi ile adilik, şerefsizlik ve karaktersizliktir, o kadar… Detayı konuşmaya ve lafı fazla uzatmaya da gerek yoktur.

ANNELER GÜNÜ

Geçen hafta 2 anlamlı gün kutlandı. Bunlardan bir tanesi hemşireler günü diğeri ise anneler günü idi. Hemşirelik ve annelik kavramsal olarak uzak gibi görünse de her ikisinin de tanımlarında benzer sıfatlar çokça var. Annelik bir meslek değil elbette. Ama her iki grubun işlevleri birbirine yakın. Fedakarlık, sevgi, adanmışlık, uykusuzluk, korumacılık gibi kavramlar her ikisinde üst düzeyde. Onun için her iki grubun günlerini birlikte kutluyorum.

Bir baba olarak bazen anne olmanın ne demek olduğunu düşünürüm. Farkı nedir diye… Anne olmakla ilgili olarak tabii ki hiçbir zaman mutlak empati yapamadım. Anne olmayı birazcık anlamaya yaklaştığım zamanlarda ise müthiş bir duygu yoğunluğu yaşadım, hayretler içerisinde tüm annelere karşı müthiş bir hayranlık besledim.

Hiçbir göz annenin evladına baktığı gibi bakamaz ve göremez. Hiçbir kulak bir annenin, çocuğunun sesini duyduğu gibi duyamaz ve ayırt edemez. Yine hiçbir burun, annenin evladını kokladığında aldığı lezzeti alamaz. Babalarınkiler dahil.

Süt emzirmek başlı başına bir mucizedir. Çocuğunun dudakları memesine değdiği an, bir annenin metabolizmasında olan değişiklik tamamen mucizedir. Bu mucizeyi ancak ve sadece bir anne yaşar.

Tıp fakültesinde 4. Sınıfta iken, İzmir Konak Doğum Hastanesine doğum yaptırmaya giderdik. İlk defa doğum yaptırdıktan sonra şunu düşünmüştüm; ben kadın olsaydım asla doğum yapamazdım. Oysa doğumda yaşanılan tüm o sancılı süreçlerin sonunda evladına kavuşan anne, hiçbir acısını hatırlamaz. Hatta mutluluk, gurur duyar ve hatta 2. Sonrasında 3. Çocuğunu doğurur.

Evet annelik, anne olmak başlı başına bir mucizedir. Onun için bu mucizeyi yaşayan ve her gün yaşatan annelerimizi her gün aynı değer ile hatırlayalım.

Annemin ve tüm annelerin her günleri mutlu, kutlu ve sağlıklı olsun.

Bu arada Atatürk’ümüzün anneleri, hepimizin annesi rahmetli Zübeyde hanımı da yad ederek onunda manevi olarak anneler gününü kutluyorum. Ruhu şad olsun.