Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Türkçem Ses Bayrağım

Türkçem Ses Bayrağım

Dilin gücü sözcüklerinin anlam kazanma yeteneğinde saklıdır. Düşünceyi oluşturabilme, algılayabilme ve anlatabilme gücü nedir? Bir sözcük farklı sözcükler yanında yeni anlamlar kazanabiliyor mu? Başka bir deyişle sözcük dizimi biçimleri, anlamı ne derece değiştirebiliyor? Sözcüğün aldığı ekler, onun ne kadar farklı anlamlar almasına yarayabiliyor? Sözcük sayısı ne kadardır; dil, ne oranda yeni sözcükler kazanabiliyor? Öte yandan başka dillerden aldığı sözcükleri kendi yapısına ne ölçüde uyarlayabiliyor? Başka dillerden yaptığı çevirilerde başarı oranı nedir? Yeni buluşlarla ortaya çıkan kavramları karşıla-yabiliyor mu? Bu ölçütler göz önüne alınarak dilin gücü konusunda bir fikre varılabilir. Bu bağlamda dilimizin dünya dilleri arasındaki yeri konusunda bilimsel bir araştırma yok. Yapılanlar yalnızca “sözcük sayısı”, “sözcük yapısı”, “dil ailesi” gibi alanlarla ilgili olmuş; 120 bin ( ağızlarla 230 bin ) sözcüğü var-dır, ekleri ( uz-a-k, doğ-u-lu, arkadaş-ım ) sondan alır, Ural-Altay dil ailesindendir, denmiş. Le Français Dans Le Monde “ adlı dil eğitimi dergisi “en etkin ve zengin diller” derecelendirmesinde ölçüt olarak sözcük sayısını hiç almamış bile. Biz buna katılmıyoruz. Zira dünyanın en büyük yazarı saydığımız Shakespeare bir kelimeyi yalnızca bir kere kullanmışsa bunda yazarlığının gücü yanında sözcük sayısının da payı vardır. Dilin gücü, atasözlerinde ve deyimlerde kendisini gösterir.  Tanzimat döneminde Şinasi’nin , atasöz-lerini derleme çalışmasına girişmesi bize bu konuda çok şeyler söyler. Bu alanda Türkçe önde olan dillerdendir. Aynı anlama gelen bazı deyimler, farklı cümlelerde farklılık taşıyorsa bu dilin gücüdür. “Kulaklarına inanamamak”, “gözlerine inanamamak” deyimlerinde şaşırma anlamı ortaktır. Ancak “Söylentileri duyunca kulaklarıma inanamadım.” yerine “Söylentileri duyunca gözlerime inanama-dım.” demek mümkün değil. Bu arada deyimlerimizi ve atasözlerimizi en güçlü dil sayılan İngilizceye çevirirken bu güçlü dilin imkânlarının nasıl zorlandığını da biliyoruz. Örneğin “Balı tutan parmağını yalar.” atasözü İngilizceye tam 14 sözcükle çevrilebilmektedir. Necip Fazıl’ın şiirlerindeki sözcüklerin hepsi Türkçedir. Ama onlarda sayısız anlamlar saklıdır. Burada da diziliş ön planda.  Sözcüklerin ses ve anlam özelliklerinin uyumunu bulabilme, müzikaliteyi yaka-layabilme ve onları buna göre sıralayabilme; mesele bu. “Sükut gibi kimsesiz, çığlık gibi hürsünüz.” veciz ifadesi şairin dediği gibi, “sezerek yapmak ve düşünerek bulmak” la vücuda gelmiştir.

“Ne?--- “Nedir?” in cevabı dilin gücünü gösteren teknik bir kalıptır. Şu örneklere bakın. Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır. Milliyetçilik, binlerce yıllık mirası yüreklerde taşımaktır. Kalıba ne güzel uydu değil mi?

Şimdi de şu ifadelere dikkat edin,  içindeki cambazlıklara; tatlı söz / biçim oyunlarına dikkat edin.
“Kalbine bir ana b / akışıdır namaz….”
Taksim işareti ve ayracın yardımıyla cümleye kaç anlam yüklenebildiğini fark edebildiniz mi? Bu dilin ne muhteşem bir dil olduğuna tanık oldunuz mu?
Dilerseniz imaj dünyasına biraz daha kulak verelim. ”Rüzgâr çözülmüştü, ay yoktu.” , “Bir kişi bile değilim yalnızlıktan” , “Beklemeyi özlemlerle süsledim