Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Bir Mayıs

Bir Mayıs

Herhalde bir ömür sürer 1 Mayıs’ı yazmak. Bize de pek düşmez bu iş. Çünkü ne 1800 lü yıllarda yaşadık, o günlerin dramlarını hissettik, ne de işçi hakları için verilen mücadelelerin parçası olduk. Ne kan akıttık ne de medeniyeti bugüne taşıyan alın teri döktük..
İşçinin emeği ve alın teri kutsaldır. Üretimin en önemli unsurudur işçi ve olmazsa olmazıdır.
Bu cümleleri basit bir sol diyalektiği ifade etmek ya da tarafgirlik için yazmıyorum. Bana göre işçinin hakkını savunmak solcu olmakla ilgili değil, namuslu olmakla ilgilidir.
İş veren ile işçi ya da sol diyalektikle ifade edersek, sermaye ile işçi ilişkisinde bana göre hala çözülemeyen bir çelişkili ortam var. Bu ortam adeta insanlığın öğrenilmiş çaresizliğidir. İşçi hep ezilir, işveren hep ezer ön yargısı bu çelişkinin temelini oluşturur.  Bu kanaat tersinden de doğru değildir. Yani şunu da demek istemiyorum; “işçiler haksızdır”.
Demek istediğim meselenin bu yaklaşıma indirgenip her şeyin buradan neşet bulmasının sorun olduğudur. Oysa işçi, işveren ilişkisi kapitalist, Marksist yada diğer tüm teorilerin ötesinde ele alınmalıdır. Ne kapitalist yaklaşım ne de Marksist yaklaşımlar sorunu çözemez ve çözmemiştir.
Mesela, ülkemizdeki iş mahkemelerinin aldığı kararlara baktığımızda, yüzde doksandan fazlasında, işçi lehine hükümler verildiğini görürsünüz. Bu durum eşyanın tabiatına aykırıdır. Adil olmayan her karar işverende işçiye karşı savunma mekanizmaları geliştirilmesine, dolaylı yollar ile hak gaspına yol açmaktadır. Sonuçta mahkemelerin işçi lehine, adil olmayarak verdiği kararlar, günün sonunda işçi aleyhine farklı gayri resmi uygulamalara yol açmaktadır. Yani işçiler mahkemede yani dar bir alanda kazansa da geniş kitleler açsından asıl büyük kayıplar yaşanmaktadır.
Dünyevi yada ilahi hukuki yargılar ya da yöntemler uygulanırken önyargısız ve adil olarak uygulanmalıdır. Öyle ki buna bağlı olarak diğer tüm süreçler, doğal mecrasında seyir etsin. Söylemek istediğim budur.
İşçi sorunlarını sendikalar yolu ile de çözemezsiniz. Bugün dünyadaki sendikaların tamamına yakını sarı renklidir ve asli fonksiyonunu yitirmiştir. Keza sosyalist olduğu iddia edilen Çin’de bile işçi olmak en dramatik yaşama mahkum olmak demektir. Bunu yerinde gözlemlemiş birisi olarak söylüyorum. 
Peki çözüm nasıl olacaktır? 
Benim önerim; sermayenin yani işverenin hak kaybına uğrayamayacağı ama işçinin de sermayeye zaman içerisinde ortak olacağı bir ara yol oluşturulması gerektiğidir. Yani verilen yevmiye dışında aynı zamanda emeğin şirket ortaklığına dönüşeceği bir model kurgulanabilir. Böylece tüm şirketlerde tüm işçiler patron olur ve tüm patronlarda tüm işçilerle ortak. Bu durum belli kalkulasyonlar ve yasal düzenlemeler ile   güvence altına alınabilir. Böylece işçiler işyerini kendi yeri, işverenler de işçileri ortağı gibi görür ve iş barışı sağlanır. Bu tezimi uygulayan ve gerçekten başarılı olan firmalar biliyorum.
Neyse lafı uzatmayalım!
1 Mayıs, barış ve hakkaniyetle yönetilen bir dünyanın habercisi olsun. 
Bayramımız kutlu olsun.