Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Töre ve Devlet

Töre ve Devlet

Siyaset ’in tarihten başka laboratuvarı yoktur desek ya da tarih siyasetin mektebidir desek iki cümle de çok yanlış olmaz. İbn-i Haldun, toplumların ve devletlerin insanlar gibi benzer hal ve davranışlar gösterdiklerini ve bu benzerliklerin dinler, kültürler ve coğrafyalarla da ortadan kalkmadığını söyler.

Dünya tarihinde birçok örneği bulunabilir fakat biz bu yazıda Türk-İslam tarihinden bazı örmekler üzerinden günümüz Türkiye’sini anlamaya çalışalım.

MS 932’de 12 yaşında Müslüman olan Saltuk Buğra Han’ın tahta geçtikten sonra (924-955) İslam hükümlerini uygulamaya başlandığı ilk Türk İslam devleti Karahanlı’lar da (840-1212) saray muhafızları, Gazneliler’de Gulamanı Saray, Büyük Selçuklularda, Eyyübiler’de Hassa Ordusu ve en son olarak da Osmanlılarda uygulanan genel olarak devşirme ve Enderun sistemi ve Yeniçeri ordularının iktidarı oluşturan boyun, budunun, soyun, inancın ve itikatın dışından seçilmesinin ortak bir nedeni vardır ve bu durum Türk devlet teşkilatını bilmenin fevkinde Türklerde devlet olgusunu ve devlet toplum ilişkisini kavrama açısından hayati öneme sahiptir.

Bunlar ve benzeri birçok Türk ve İslam devletinde üst düzey devlet görevlileri de bu sistem içinden yetiştirilmiş ve alınmıştır. Bazıları bu duruma bakarak, Osmanlı devleti ölçeğinde; “efendim Osmanlılar Türk düşmanıydılar, üst düzey görevlere Türk getirmiyorlardı” gibi akla ziyan, tarih bilimi açısından fıkra mahiyetinde hatibine güldüren sözler sarf etmektedirler.

Tarih okuyan çoğu insan, Germen tarihinde mavi kan, Oğuz tarihinde ak budun-kara budun inanışının kültür ve siyaset üstünde nasıl bir etki yarattığına bakmaz. Kabaca, Oğuzlar; 24 boydur, bunlar Üçoklar ve Bozoklar şeklinde ikiye ayrılır, Osmanlılar Kayı Boyundan, Kayılar da Oğuzun Bozok kolundandır, Selçuklular da Üçokların Kınık boyundandır ölçeğinde şematik bir bilgi ve kavrama düzeyi ile geçerler.

Germenlerde hanedan soyuna mavi kan denir ve nerede olursa olsun Germen soyundan bir siyasi teşekkül oluşsa onun başına mavi kan bir prens veya kral getirilir. Halk ona boyun eğer. Farklı bir coğrafya Ora Asya da ortaya çıkan ve 9. Yüzyıldan sonra Ön Asya Anadolu gergefinde Fars, Arap, Bizans ve İslam etkisiyle yoğrularak oluşan Türk – İslam tradisyonunda devlet olma başka bir ifadeyle egemenlik hakkı Ak Budunundur. Ak Budun Oğuz Kağan’ın yönetme nişanı üç ok ve bir yay gönderdiği boylardır. Kara budun ise tabi olma anlamında üç ok gönderilen boylardır.

Bütün bunlar ne demektir?

Baba öldüğünde çocuklarının mirasçı olması gibi, babanın evlendiği kadının daha önceden olan çocuklarının mirasa ortak olamaması gibi, ağa öldüğü zaman varsa büyük oğlu yoksa en büyük kardeşinin ağa olmasının kaçınılmaz olması gibi. Marabanın ya da yanaşmanın asla ağalıkta hak iddia edememesi gibi, ak budunun olduğu yerde kara budundan olanlara beylik, kağanlık, hakanlık, sultanlık düşmez. Bir bölgede aşiretler veya beylikler üstünde birlik ve egemenlik tesis edilecekse bu beylerin içinde ak budundan gelenler üzerinden yapılır. Aksi takdirde ona yalnız ak budunlar değil, kara budunlar da itaat etmez. Fakat bir ak buduna rağmen başka bir ak budun ortaya çıksa ona ak budundan da kara budunlardan da itaat edecek birçok bey ve boy çıkmıştır. İşte bu denklem Türk-İslam tarihinde tesis edilen iktidarlara karşı içeriden gelecek tehlikelerin kaynağını anlamamızı sağlar.

Bir bey, bir nefer, bir gurup, sultanı öldürüp merkezi ele geçirse ak budundan ise tüm beyler ve boylar ona boyun eğer, tabi olur. Kara budundan ise ona boyun eğmez. Osmanlıların Anadolu Türkmen Beyliklerini uzun sure itaat altına alamama nedeni budur. Osmanlı üç okların kayı boyundandır. Yani kara budundur. Osmanlılar tarihi koşullar, stratejik konum, güç ve dinamizmin yardımıyla binlerce yıllık töreye karşı savaşarak yeni bir töre oluşturmuşlardır. Kara budun Kayı; Ertuğrul Gazi ile Anadolu Selçuklularının Kuzey Batı Anadolu uç beyi olmuş, Selçukluların son Sultanının İlhanlılarca esir olarak İran’a götürülmesinden birkaç yıl önce de Osman Beyle devlet olmuş, İstanbul’un Fethi sonrası da II. Mehmet’le İmparatorluk olmuştur.

İç isyanlar ve birlik politikalarında Türk-İslam Sultanlarının tutum farklarında öncelikle bakılması gereken isyancıların ak budun olup olmamasıdır. Bu anlamda batınilik üzerinden isyan ettiği varsayılarak siyaseten katledilen Şeyh Bedrettin vakası konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Osmanlı Sultanları dış bir sefer veya ak budun isyanı olmadıkça ordunun başında sefere çıkmazken Şeyh Bedrettin vakasında I. Mehmet bizzat ordunun başında Serez’e gitmiş ve aktif olarak mahkemeye katılmıştır. Bu korkunun nedeni Şeyh Bedrettin’in manevi metaforlarından veya hukuk dâhisi olmasından halkın etkilenmesi değil, Şeyh Bedrettin’in Selçuklu hanedanının geldiği Kınık boyundan olmasıdır. İnşallah devamı haftaya…