Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Biraz nostalji

Biraz nostalji

Günlerce referandum sürecinden, evet-hayır propagandalarından yorulduk.

Dostların birbirine kırmasından, kardeşin kardeşe tavır almasından yorulduk.

Sosyal medya üzerinden yapılan kırıcı yazışmalardan yorulduk

Memleketin geleceği ile ilgili senaryoları dinlemekten yorulduk.

Özümüze dönelim ve biraz eskileri yaşayalım.

Eski Trabzon'u yaşayıp yaşatanlara selam olsun...

Tabakasından çıkardığı nadide tütünüyle sigarasını sardıktan sonra, kendine ait Mekke fincanıyla Hamaloğlu’nun yaptığı kahveyi içerken dedenizin yanında hasır sandalyede oturdunuz mu? Mahmut Goloğlu’nun, Baba Salim’in şiirlerini bilir misiniz? Gözünde tik bulunan Trabzon İş Bankasının çalışanlarından Şair Necip Fazıl’ın (Kısakürek) Postanedeki bayan gişe memuruna telgraf çektikten sonra makbuzu geri verirken tiki oynayınca işmar zannedilip eşek yükünle dayak yediğini bilir misiniz?

Ya İstanbul’dan Rusya’ya kaçarken Trabzon’da, bir gece konakladıkları Ortahisar’daki  Hacıkadızade Konağından, Kahya Yahya ’dan tehdit alınca şafak sökerken Uzunsokak’a ve Taşbaşı’na kadar koşan ve Çömlekçiden bir sandalcı
vasıtası ile Fransız Pake vapuruna sığınan iki kişiden birinin Şair Nazım Hikmet, diğerinin Vala Nurettin olduğunu bilir misiniz?

Dünya Kupası maçlarını, yayını daha iyi çekiyor diye, Tirebolu’ya gidip siyah beyaz seyretmeye çalıştınız mı? Pele’nin taç attığını görünce hayretten ağzınız açık kaldı mı? Doncu Ahmet’te don diktirdiniz mi? Ya kramponlarınız, toplarınız söküldüğünde Kavakmeydan’daki Ayaz Salih’e tamir ettirdiniz mi? Onun dükkânının önündeki şadırvanda
üstünüzü başınızı çamurdan temizlediniz mi? Yavuz Selim’de, Lise bahçesinde maçları sabah-akşam
seyreden Kotik Ömer’in Ahmet Suat’a bile taktik verdiğini bilir misiniz? Gakgak Muzaffer abiden bordo- mavili kulübün transfer haberlerini yönetimin parmaklıklı penceresinden öğrenmeye çalıştınız mı? Baba evinize Erzurumluoğulları’ndan beyaz eşyanızı, Mürtezaoğlu’ndan mobilyanızı aldınız mı? Hacıkasım’da Makinacı Emine Hanım’ı, Peştamalcı Osman Efendiyi, Semercilerde Çemberci Yakup Efendiyi bilir misiniz? Anneniz düğüne giderken Terzi Neriman’a hiç elbise diktirdi mi? Bayramlarda Kolonyacı Cafer amcadan kolonya aldınız mı? Şimdiki Öğretmen Evi’nin yerindeki Kız Ortaokulu’ndan anneniz size hiç kız beğendi mi? Duydunuz mu kadıyla hâkim arası tarzıyla Topal Hakim’in, Piç Hasan ve Arabacı Yusuf’un kavgasında, ‘Efendim biz Trabzon’u paylaşmıştık. Zağnos’un ötesi birimizin diğer yarısı birimizindi. Bu arkadaş benim haraç alacak yerlerimden haraç aldı. Kavga ettik’ diyince ‘Ulan bize bi yer bırakmadınız mı?’ demesini.

Fuat (Eyüboğlu) Ağa’nın CHP’de, Kolcu Hasan’ın (Emral) Adalet Partisinde tek hakim olduğunu bilir
misiniz? Alaman Sabri’nin Amerikalılara bile elbise diktiğini, Dişçi Cemil’in Trabzon’da çok çektiğini, Çıkıkçı Kadir’in çok yerleştirdiğini, Sünnetçi Hasan Katırcı’nın ve Pansumancı Osman’ın çocukları yarım bıraktığını, Gazeteci Cüce Agah’ın namının (!) hiçte cüce olmadığını bilir misiniz? Kadınlar Hamamında Binnaz’ı, Erkekler Hamamında Gurban Ustayı tanıyanınız var mı? Cenazelerin Âşık Zehra’nın ağlama ekibini bileniniz? En güzel kıymalıların Rüştü’nün Fırınında olduğunu?

Uzunsokak’ta Atallar’ın üstündeki Medet abinin işlettiği İdmanyurdu Kulübünü? O kulüpteki Patagoz İbrahim sohbetlerini? Muamele Zeki, Av. Şener, Uzun Ömer, Yunus, Turgay, Macit, Ağam Zekeriya, Serdar, Uğur, Yalçın,
Mahmut, Nihat, Gırtlak Ahmet’in oyunlardaki şakalaşmalarını bilir
misiniz? Balıkçı Yahya ’dan (Denizeri) balık aldınız mı? Mezgidin denize döküldüğünü,
balıkhanede otuz çeşit balık satıldığını
bilir misiniz?

Gelmeyecek biliyorum, Ama gözüm posta kutusunda…  Cansız Hoca’nın fıkralarını, Musa Hafız’ın kuran derslerini, Çarşı Camiinde Haydar Hafız’ın vaizlerini, Konak Camiinde Şevki Hoca ’nın nasihatlerini, İskenderpaşa Camiinde Cafer Hoca’nın nükteli atışlarını dinlediniz mi? Hıdrellez’de çoluk çocuk kamyon arkasına doluşup pikniğe çıktınız mı? 23 Nisan törenlerinde ayaklarını karıştırdın diye Vasfiye Hoca hanımdan azar işittiniz mi? Deli Süreyya, Büyük İbrahim, Küçük İbrahim’e muayene olmak için sıra beklediniz mi?

Kamyondan bozma otobüslerle Armenik dağını aşıp 3 günde hiç İstanbul’a gittiniz mi? En lüks seyahat aracı Ankara Vapura yer alabilmek için Acenta Sırrı’nın (Eren) tavassutuna eriştiniz mi? Pervaneli uçaktan bir yakınınızın hastalığı için bilet alabilmek için Müdür Ali Rıza’nın peşine dolaştınız mı? Yazlık Sümer’de, İnci’de, Hisar’da, Saray’da film öncesi bağlamacı İsmail’den, Hüseyin Doğu’dan konser dinlediniz mi? Uzunkum’da Çağlayan, Orkide, Şükrü’nün Yeri’ni bilir misiniz? Şehir Plajında denize girdiniz mi? Ya Yaşar ve Kahraman kardeşlerin Emperyal Gazinosu’nu? O lokantada denize karşı muhteşem mezeleri ile rakı yudumladınız mı? Gurindig Hasan’ı, Philips Alaattin’i, Optikçi Yusuf Sezgin’i tanır mısınız? Stüdyo A’da, Görçek Orhan’da, Foto Yaşar’da, Foto Şeref’te vesikalık çektirdiniz mi? Okul hatıralarını canlandıran Fotoğrafçı Nimet Ablanın yüzlerce kedisi olduğunu bilir misiniz? Ziya amcanın Cumhuriyet Bakkaliyesindeki peynirin kalitesini, Narin Köşe’nin çeşit bolluğunu, Aslan Pulathaneli’nin, Dedeoğlu’nun, İplikçi Alibeyler ’in, Kitab-i Hamdi’nin tarihi binalarını bilir misiniz? Trabzon’un ilk fabrikasının Bakırcı Nazım’a (Ofluoğlu) ait olduğunu, şehirlerarası taşımacılıkta Ulusoy’ların tek olduğunu, Ongan’ların on sene Marsilya’da yaşadığını, ilk noterin Nahit Bey’in (Hacısalihoğlu) olduğunu, en güzel dönerin Gülbahçe Lokantası’nda yapıldığını, Şamil Ekinci’nin yıllarca Benli Otel’de konakladığını, Banker Kastelli’nin Erzurum Oteli’ne borç bırakıp gittiğini, Akçaabat’ta köfteyi meşhur eden Pirali’nin Meydan’da Aşçı Osman’ın lokantasında boyu yetmediği için
kasayı ters çevirip üzerine çıkıp döner kestiğini bilir misiniz?

Dinlediniz mi Cemal Peker’in, Avcı Orhan’ın, Yılmaz Poyraz’ın av maceralarını? Gündüz’den pandispanya, Tatlıcı İsmail’den revani, Şelale’den tulumba, Tatlıcı Salim’den dondurma, Ali Usta’dan tarçınlı tavukgöğsü yediniz mi? Kafana karton külah geçirip Atatürkçü ve sosyal kadınlar İnci Hanımı, Sevim teyzeyi, Hacer Hanımı, Hava Hocayı, Cumhuriyet Balolarında hayranlıkla seyrettiniz mi? Ya o muhteşem Kız Sanat defilelerini… Şişko Kenan’a ‘Ortahisar yanıyor ’ diye takılınca salladığı küfürleri, Deli Musa’nın filozof bilgilerini, Deli Cengiz’in göğsünün üzerindeki araba armalarını, kendi kendine sesli konuşan Hamal Kazım’ı hiç tanıdın mı? Bunları tanıyorsan, biliyorsan arkadaşım, Sen bu kenti buram buram yaşamışsın demektir. Ne mutlu sana. Sağlıcakla. Biliyorum bir gün mutlaka gelecek, Gözüm hala posta kutusunda…

***Eskiden… Çember çevrilir, su musluktan içilir, ağaçlara tırmanılırdı. Bebekler bezden, silahlar tahtadan, resimler kömür karasından yapılırdı. Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur, saatli maarif okunurdu. Komşuda pişen bize, bizde pişen komşuya düşerdi. Geceler ayaz, sokaklar karanlık, yıldızlar parlak olurdu. Turşu, salça, mantı evde yapılır, karpuz kuyuda soğutulurdu. Erik ağacının çiçeği pencere camımıza yaslanır, güz yaprakları bahçemize düşerdi. Kardan adam yapılır, evlerde soba yakılır, kış gecelerinde masal anlatılırdı. Merdiven çıkılır, aidat ödenmez, yönetici seçilmezdi. Evler badanalı, sokaklar lambasız, mahalleler bekçili olurdu. Ajans radyodan dinlenir, çizgi roman okunur, defterlere kenar süsü yapılırdı. Hayat, arkası yarın gibiydi, kesintisizdi. Her gün yaşanacak bir şey vardı. Herkes kendi düşünü kurar, kendi hayatını oynardı...

Ne günlerdi.

Ne mutlu bu günleri ve böyle Trabzon'u yaşayanlara...