Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
İran-Türkiye ve Trabzon

İran-Türkiye ve Trabzon

İran İslam Cumhuriyeti Resmi Haber Ajansı İRNA’nın Ankara Büro Şefi Hassan Fakheri hem bölgeyi tanımak hem Trabzon’dan İran’a bakışı daha iyi anlamak için bölgeye bir program gerçekleştirdi. Fakheri bu bağlamda günebakış’ı ziyaret ederek yine aynı çerçevede bizimle bir röportaj yaptı. Bu röportajdan esinlenerek bugün İran-Türkiye- Trabzon hattında bir gezinti yapmak istiyoruz.

***

İran ve devrimi hakkında gençlik yıllarımızda taşıdığımız olumlu düşünceleri ne yazık ki çoktandır yitirdik. İran devriminin İslam dünyasında oluşturduğu siyasal heyecanın bugün hemen herkes için bir hayal kırıklığına dönüştüğünü söyleyebiliriz. Sünni hiçbir keyfiyeti öne çıkarmadan İran’a hayranlıkla bakan sokaklar yine İran’ın mezhepsel yaklaşımı nedeniyle Sünniliği öğrendi diyebiliriz. Özellikle Suriye olayı gösterdi ki İran, mezhepsel kaygısı nedeniyle İslam dünyasına karşı ABD ve Rusya ile işbirliği yapabilir. Bir diğer ifadeyle İran’ın en temel ilkesi ve vazgeçilmezi Müslüman kardeşliği üzerine değil, mezhepsel kardeşlik eksenlidir. Türkiye ile birlikte olup, ‘kazan/kazan’dan ise Rusya ve ABD ile aynı çizgide olup ‘kaybet’i tercih edebilmektedir. Yeterki Sünni anlayış kaybetsin!.. Bugün Suriye’de hem Türkiye hem İran kaybetmiştir. Ama İran için önemli ve öncelikli olan, Türkiye’nin kaybetmesiydi. Kendinin de kaybetmesine; ‘Ama Türkiye de kaybetti’ diyebilmektedir.  

***

Türkiye-İran ilişkilerinde güven tamamen kaybedilirken iki ülke halkının birbirine derin bir sevgisi vardır. Türk halkı için İranlılar köydeki komşu gibidir. Hep saygıyla ve sevgiyle bakılır. Varlığı ve huzuru önemser. Özellikle Trabzon için İpekyolu nedeniyle Tebriz ve Tiflis’in anlamı çok özeldir. Belediyelerin kardeş şehir olmasından on yıllar önce bu kentler birbirlerinin tamamlayıcısı gibidir. Gelin görün ki, bugün Türkiye yüzünü İran’a ne kadar çevirmekte ise, İran o kadar sırtını dönmektedir.ö Türk halkının Gürcülerle olmayan manevi muhabbetine rağmen Gürcistan daha duyarlıdır.

Türkiye’nin İran’la ilişkisini hep iki kardeşten birinin hasreti karşısında diğer kardeşin duyarsızlığına benzetmişizdir. Bir büyük ‘vuslat’ beklentisi ile Türkiye İran’a kavuşmak için adeta dağları delmektedir. Zigana’lar, Ovit’ler, Kop’lar ve diğerleri… Hep İran’a daha çabuk ulaşmak içindir. Ama ne yazık ki benzer adımlar İran tarafında gözükmemektedir. Trabzon’un yıllardır umut beslediği İran Ticareti yazık ki İran’ın olumsuz tutumu nedeniyle bir türlü gerçekleştirilememiştir. Şayet İran yüzünü azıcık Türkiye’ye dönseydi Trabzon bugün bambaşka bir noktada olurdu. Erzincan/Trabzon demiryolu çoktan hizmete girmiş olurdu. Ne hazindir ki bugün 2023 Türkiye Vizyonu kapsamında ele alınan Erzincan/Trabzon Demiryolu Projesinin altyapısında İran ticareti hiç düşünülmemektedir.

***

İran’la ticari ilişkiler beklenen düzeyin çok altında seyrederken öne daha çok turizm ilişkileri çıkıyor. Yılın bu dönemlerinde karşılaştığımız İran turizmi bütün bir yıla yayılabilir. Bunun önündeki engel de yine İran’ın bilinmeyenidir. Türkler İran’a gidebilir. İran, Türkiye’den milyonlarca turist alabilir. Ama önce bunu istemelidir. Bizim İranlı turistleri istediğimiz kadar, İran’da Türk turistlerin İran’a gitmesini istemelidir. İstemek, ‘Ne demek? Tabiki gelsinler’ demek değildir. Gelecekleri şartları oluşturmaktır. Bugün Ukrayna ile vizeler kalkarken… Pasaportlar atılırken… Gürcistan’la yıllardır aynı yöntem uygulanırken İran’la neden yapılamıyor? Yapılamıyor çünkü İran için güvenlikçi politika daha önceliklidir. Cidde’den, Riyad’dan Doha’dan Trabzon’a direkt uçak seferi konurken, Tebriz’den Erzurum ve Trabzon’a neden uçak kalkmasın.

Trabzon terminalinden günde bir otobüs neden Tebriz’e, Tahran’a ulaşmasın. Buradan bakınca görüyoruz ki İran bunların hiçbirine hazır değildir.

***

İran ve Türkiye ne zaman ki giriş ve çıkışlarını nüfus kağıtları üzerinden yaparlar… Şunu bilmeliyiz ki bu sinerji yepyeni bir dünya doğurur. Ama bunun için İran’ın mezhepsel öncelikten vazgeçmesi ve Türkiye ile yarışı ‘İki düşman mücadelesi’ olarak görmemesi gerekir. Türkiyede İran’ı düşman ülke gören ABD endeksli derin devlet artık yoktur. İran’daki derin devlet ise İran’ın tüm dinamiklerine hakimdir. Onun için İran, göründüğünden başka bir şeydir. Kendisi ve mezhebi birlikteliği dışında kalan her yapı İran için güvensizdir.
Bu analizler bir tespitten ibarettir.