Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Nefret dili üzerinden propaganda ve Feyzioğlu

Nefret dili üzerinden propaganda ve Feyzioğlu

TAYYİP Erdoğan düşmanlığı ile memleket hassasiyetinin aynı terazi kefelerinde tartıldığı bir süreç yaşıyoruz. Birilerindeki Ulusal Onur’un Erdoğan karşıtlığına yenildiğini utanarak izliyoruz. İnsan her zaman kendi yaptıklarından değil, bazen başkasının yaptıklarından da utanır. Dün bir kesim, PKK’nın Erdoğan’ı yenmesi için nasıl beklentiye girmişse, bugün de aynı bütünün farklı bir kesimi ‘Avrupa Erdoğan’ı bir devirse!..’ diye el ovuşturuyor. Her iki kesim de Almanya ve Hollanda’ya kızıyor. Ama kızma nedenleri farklı. “’Evet, oylarını arttırdınız” diye kızıyorlar.

****

Düşüncenin öfkeye yenilmesi şayet kontrol edilemezse bir süre sonra iflahı mümkün olmayan düşmanlığa dönüşüyor. Geçtiğimiz günlerde yerel gazetelerden birinde DP il Başkanı ve aynı zamanda ‘Hayır’ Platformu sözcüsü Ali Akar’ın bir beyanatını okuduk. Akar, Erdoğan’a öylesine tavırlı ki adeta FETÖ’yü savunuyor!.. Önce Ali Akar’ın yalanlamadığı beyanatını okuyalım: “Ben cemaatim kardeşim. Var mı diyeceğiniz! Cami cemaatiyim cami. Cemaat adı altında 100 bin insanı ekmeğinden ettiniz. Araştırdığımızda % 95’i dahi o terörist saydığınız cemaatten değil. Kimleri mağdur ediyorsunuz? Bizler mağduru savunmak zorundayız.”

Ali Akar, haklarında soruşturma açılan 103 bin kişiden 43 bin FETÖ’cünün gerçekte FETÖ’cü olmadığını ve hatta mağdur olduğunu savunuyor.  Nasıl ve nereden araştırmışsa ‘araştırdık’ diyor. Ali Akar’a göre sadece % 5 FETÖ’cü var!... Onları da terörist saymıyor zaten!.. ‘Sizin terörist saydığınız!..’ diyor.

Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Mithat Kutanoğlu geçtiğimiz hafta yaptığı basın sohbetinde tam da bu iddiaları cevaplamıştı. Kutanoğlu; “Önce ‘Alıp bakalım, bir şey buluruz’ diye kimseyi almıyoruz. Kimseyi düşman olarak da görmüyoruz. Hiç kimse çocuğunu bunların okuluna, dershanesine gönderdiğinden, gazetesine abone olduğundan dolayı alınmadı ve alınmıyor. Devletin elinde sağlıklı bir veri bankası oluştu. Titizlikle çalışıyoruz” diyor.

Hal böyle iken Sayın Akar acaba % 95 mağduriyeti nerede araştırmış?..

****

Ali Bey devam ediyor… 15 Temmuz darbe girişimine inanmıyor olmalı ki kendince asıl darbeciliği tarif ediyor: “Asıl darbecilik rejimi değiştirmek. Yasama yürütme ve yargıyı tek elde toplamaktır. Bizler darbecilere ‘hayır’ diyoruz.” diyor. Ali Akar, 15 Temmuz darbesinin rejime değil seçilmiş Cumhurbaşkanı ve hükümete yönelik olduğunu ima ediyor. Bunu önemsemeyip ve kendince asıl darbeyi tarif ediyor!.. Sandıkla gelen ve vatandaşın tercihini ‘darbe’ olarak nitelendiriyor. ‘Evet’ oyları darbe istiyor ve biz ‘Hayır’ diyerek darbeyi engelliyoruz’ demeye getiriyor.

Akar’ın bu yaklaşımı, tarifini en başta yaptığımız öfkenin düşünceye yenildiği ve nefret boyutuna ulaştığı noktadır. Avrupa’ya kızan ama “’Evet’ oylarını artırdınız” diyerek kızan anlayıştır. Bu anlayışın bize göre sokakta karşılığı yok. Sokak gerginlik istemiyor. Sokak ‘nefret’ dilini reddediyor.

****

Hayır Platformu neferlerinden biri de Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu… Feyzioğlu farklı bir profil. Halkın farkında… ‘Hayır’ çizgisinin veya ‘Evet’lerin atbaşı gittiğine inanıyor olmalı ki yüzünü ‘Saadet Partisi’ne çevirdi. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın birden bire millici olduğunu keşfetti!.. Evet, Hoca milliciydi. Hem de iliklerine kadar. Lakin Ergenekoncular için millici olmak yetmiyor. Laikçi olmak da gerekiyor. Hatta bazen iki kriter bile kesmiyor. Millici olmak, Kemalist olmakla özdeşleştiriliyor.

Feyzioğlu keşke 28 Şubat’ta Ergenekonculara ‘Durun ne yapıyorsunuz? Millici bir harekete darbe yapamazsınız!...’ diyebilseydi. Sözün değeri o zaman önemliydi. Şimdi Erbakan gibi bir liderin arkasından ve millicilik vasfından ‘Hayır’ çıkarmaya çalışmak samimiyetle örtüşmüyor.

****

Millicilik çizgisinden bahsederken AK Parti’nin bugünkü çizgisinin de, MHP’nin de millici çizgide olduğunu düşünüyoruz. ABD’nin Avrupa’nın ve daha bilmem hangi kıtanın tavır aldığı ve devirmek için darbe üstüne darbe yaptırdığı bir hareket milletin sinesinde yaşatılıyor ve karşılık buluyorsa katıksız milli bir harekettir. Feyzioğlu millicilik çizgisini savunmakta samimiyse karşılığı ‘Hayır’, olmamalı. Erbakan’ın millici duruşunu överken samimi olmalı.