Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
8 Mart ve kadın…

8 Mart ve kadın…

Kadının toplum içindeki konumunu tek başına 8 Mart etkinlikleri açıklayamaz. Bilakis yıl içinde hemen her zaman diliminde yüzleşiyoruz. Ve zaman ilerledikçe kadının toplum içindeki yeri daha önemseniyor. Türkiye ölçeğinde ve kendi içimizde tartışıyor olsak bile düne göre kadın artık farklı bir yerdedir. İstanbul’da şiddet gören bir kadının acısı Trabzon’da hissedilmektedir. Bugün hiçbir kent, kadına şiddet veya tecavüz olayı veya davasıyla anılmak istememektedir.

Tecavüz veya cinsel istismar olayları neredeyse cinayet cezalarıyla aynı oranda ceza görmektedir. Üstelik mahkemeler taciz veya tecavüz davalarında kadının beyanını yeterli görmektedir. Eskiden bu denli karşılık bulamayan bu tür olaylar bugün karşılık buluyorsa bunda kadınların gayreti özel önem arz ediyor.  Farkındalığın oluşturulması için yıllardır mücadele ediyorlar. Bu mücadeleler sonunda gerçekten farkındalık oluşturdular denebilir.

****

Taciz ve tecavüz olayları eskiye göre elbette çok arttı. Kimine göre patladı. Özellikle gelişen teknoloji, aile kutsallığını kökünden sarstı.  Eskiden aynı mahallede birbirini zor tanıyan kız ve erkek, şimdi mekân kavramı nerdeyse olmadan kolayca buluşur oldu. Ailenin çocuğunu (İster kız ister erkek olsun) kontrol edebilmesi neredeyse imkânsız hale geldi. Sosyal medyada olmayan çocuk, yok gibidir. Durum o hale gelmiştir ki, suçu oluşturan keyfiyeti engellemek artık imkânsız gibi bir şeydir. Sadece ceza yöntemiyle engellemek ise farklı sorunları beraberinde getirmektedir. Kaldı ki mümkünde değildir.

Her şeye rağmen, ülkenin her yerinde aynı olmasa da kadın ve kadın haklarında önemli mesafe kat edilmiştir.

 

Mersin’den Trabzon

Barosu’na bakmak…

Mersin Barosu’nda önceki gün yaşanan bir olay bize ister istemez Trabzon Barosu’nu hatırlattı. Mersin Barosu’nda bir grup avukat, Baro’nun 16 Nisan referandumu için ‘Hayır’dan yana tavır belirlemesini istemiş. Baro yöntemi ise, “Baromuz avukatları topyekün ‘evet’ ve ya ‘hayır’cı değil. Dolayısıyla böylesi siyasi bir konuda Baro olarak bir tavır alamayız.” demiş. Aynı militan avukat grubu bu kez 8 Mart’ta bir bildiri hazırlayıp okunması için Baro’ya dayatmış. ‘Hayır’ı çağrıştıran bu bildiri Baro yönetimi tarafından kabul edilmeyince kavga çıkmış. Bütün Türkiye Mersin Barosu’nda yaşananları ibretle izledi.

Mersin Barosu’nda olup bitenleri gazetelerden okuyunca aklımıza bizim baro geldi. ‘Hayır’dan yana tavır belirleyen Trabzon Barosu bununla da yetinmeyip ‘hayır’ için davetlere katılıyor. Hayır diyen siyasileri konferanslara davet ediyor. Trabzon Barosu öyle hızlı ‘Hayır’cı ki nasıl olmuşsa olmuş. ‘Hayır’ platformu içinde yer almamış!..

Trabzon Barosu Yönetimi ‘Hayır’ Platformu içinde yer alacak kadar taraf mı? Bize göre evet… Gerek Baro seçimlerinde ve gerekse FETÖ’cü hakim ve savcıların gözaltı olaylarında bugünkü Baro yönetimi avukat olarak aktif görev almıştı. FETÖ’cülerden yana… Zaten onun içindir ki İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, Baro yönetiminin ziyaret talebini geri çevirdiği gibi STK’larla yaptığı son toplantıya Baro’yu davet ettirmemiştir. Avukat bir vekilimizin Baro ile sarmaş dolaş fotoğraf ve mesajlarına rağmen…

Not: Dün akşam 8 Mart etkinlikleri için yürüyen ama referandumda ‘Hayır’ dövizleri taşıyan grup içinde gözlerimiz Trabzon Barosunun yöneticilerini aradı. Doğrusu orada olmaları kendilerine yakışırdı.