Haberlerden belediye otobüslerinde giyimlerinden ve davranışlarından ötürü bazı gençlerin çevrelerince sözle veya fiili olarak rahatsız edildikleri haberlerini zaman zaman dinliyoruz. Yapılanları iki taraflı olarak tasvip etmediğimi de peşinen belirtmek isterim. Ancak haberin tek yönlü bazı TV spikerlerince verilişini ise tasvip etmem mümkün değildir.  Her toplumun örfünden, milli ve dini geleneğinden gelen özellikleri vardır ve bunlar yaşayışına yansımalıdır. Hepsine birden kültür diyeceğimiz bu özellikler dejenere olduğu, öldürüldüğü ve soysuzlaştırıldığı an o toplum raydan çıkmış demektir. Şu anda biz Türkiye olarak bunun mücadelesi içinde bulunuyoruz.

Bu millet, nüfus kayıtlarına göre yaklaşık olarak yüzde doksan civarında Türk’tür ve Müslümandır. Bu oran içinde ne kadar olduğunu bilemem amma iyi ve gerçekten yaşayışıyla ve davranışıyla örfüne ve geleneğine bağlı Türk ve Müslüman bulunduğu gibi, zayıf hatta ismen olmaktan öteye hiçbir özelliği olmayan bir kesim de vardır. Amma biz beyanı esas kabul ederek yüzde doksan diyebiliyoruz. Bu inanmış kesimin içinde de fanatikler ve aşırıya kaçanların da olduğunu belirtmeliyiz.

İşte mücadele ve çekişme bu iki inanmış ile inanmamış gruplar arasındadır. Milliyetinden, dininden ve değerinden haberi olmayan, bu değerleri yaşamayan kesim ise kendini asla bilememenin bocalamaları içindedir. Olaylara bakarak, otobüste bir gence giyinişi için ve davranışı için müdahale eden örfünü yaşamak ve yaşatmak için davranmıştır. Hakkı vardır-yoktur bu ayrı bir konu. Durumdan rahatsız olmuş ve inancı sebebiyle müdahale etmiştir. Bu davranış büyük bir suç, büyük bir haksızlık kabul edilirken, bu duruma sebebiyet verenin tutumu ve davranışı hiç ortaya konularak değerlendirilmemiştir. Madalyonun bir tarafı okunmuş diğer tarafına ise hiç bakılmamıştır. İşte yanlışlık bundan kaynaklanıyor. Mesele konu edilirken, değerlendirilirken iki tarafın da aynı değer ölçüleri içinde hata ve sevabı ortaya konulmalı ve değerlendirilmelidir. Bir tarafı peşinen başta suçlu kabul ederken, diğer tarafı, hiçbir sebebe bakmaksızın mahkûm etmek ise asla adil değil, insanı değil ve hakkaniyetli değildir. Ortada bir kültür çatışması vardır. Kültürümüzün “Batılılaşacağız” teranesi ile dejenere olması, soysuzlaştırılması, hedefinden uzaklaştırılması ile ortaya çıkan kültürsüz bir neslin hezeyanları işe böylesine hoş olmayan durumlara sebebiyet vermektedir. Rahmetli Ali Fuat Başgil’in bir izahı vardır: “Biz Avrupa’nın ilim ve irfanı yerine çöplükteki modasını ve eğlencesini aldık” deyişi bu tezatı güzel ifade etmektedir. Moda ve özenti uğruna neleri feda ettik ve ne hallere düştük, daha doğrusu düşürüldük işte ortada… Benim dinî örfüm : “Haktan bildiğini söylemeyen dilsiz şeytandır. Yarın kıyamette haktan bildiğini söylemeyen ateşten gem vurulacaktır”  der ve benim de inancım budur. Biz hak adına, hakikat adına her şeyi söylemiyorsak, söyleyemiyorsak, söyletilmiyorsak şeytandan ne farkımız var?

Modern olmak, açılmak saçılmak, değer ölçüleri tanımamak, toplumdan utanmamak, edep ve haya duygusunu bir kenara atıp toplumun içinde olmaması gereken davranışlar içinde bulunmak ve karşısındaki insanların değer ölçülerini hiçe sayarak, saldırırcasına pervasızlık göstermek bence medenilik değil, aksine dejenere olmuş süfli bir karakterin çirkef davranışlarıdır. Peygamberimiz bir hadislerinde “İlim ve hikmet inanmış kişinin yitik malı gibidir. Onu nerede bulursa alır” Bu söz işte bizim örfümüz ve düsturumuz olunca başka milletlerden ilim ve irfan adına olanları almamız. Taklit etmemiz gerekirken herhalde takdir edersiniz ki aksini yaptık, yaptırıldık, verilen talimatlar doğrultusunda toplumumuzu öz değerlerinden yine bizler uzaklaştırarak soysuz davranışların hayat hakkı bulmalarına meydan hazırladık.

Kör ve sağır olmayalım. Deve kuşu gibi başımızı kuma sokup gerçeklere uzak kalmayalım. Dünü ve bugünü bütün olup bitenlerle ve meselelerin arka taraflarını da görerek-öğrenerek ne hallere düşürüldüğümüzün derecesini takdir edelim. Uçuruma doğru giden bu sosyal yaşayışımız bizleri ürkütmektedir. Yarınlara olan güvenimiz ve ümidimiz zayıftır. Kötü alışkanlıklar ve davranışlar içinde bunalmış bir haldeyiz.  Haber bültenleri bu yıkılışın habercileri gibi bizleri rahatsız edecek haberlerle dolu. Düşünmek ve meseleleri vicdani bir değerlendirmek ele almak gerekir.

Bu satırlar duyduğum rahatsızlığın bir isyanıdır.” Ey Türk titre ve kendine dön” diye bir atalar sözümüz vardır. İşte bu günlerde böyle bir silkinişe muhtacız. Amma silkinirken öz asli değerler hedef alınarak adım atılmalı ve doğru olan yoldan gidilmelidir.

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89