İnsanların farklı seviyelerde, birden fazla kabiliyetle doğduğu ve içinden geçtiği süreçler, imkânlar, şartlar, ilgi ve çabalarıyla bunları geliştirdiği bilinmektedir. İnsanın hangi seviyede olursa olsun “her yeteneğinin geliştirilebileceği” de bilinmektedir. Kimse yeteneklerini seçemez fakat her yetenek geliştirilebilir. Gerilik, kişinin doğuştan getirdiği imkânlarıyla mütenasip bir gelişme sürecinden geçmemesinden ibarettir. Bu sürece örgün ya da yaygın, formel ya da enformel eğitim- öğretim süreci denmektedir. Yetenek durumu çeşidi ve seviyesinin tespiti yüzde yüz olmasa da mümkündür. Bunun için dünya da ve ülkemizde geliştirilmiş iki binden fazla ölçek vardır. Bunlar bilinmektedir. Türkiye’de özellikle de Mili Eğitim Bakanlığı’nda bilinmeyen şudur ki; bir tasarım mühendisinin dehası, her seferinde farklı bir araç veya aynı aracı her seferinde farklı bir şekilde tasarlayabilmesiyken,  bir aşçının dehası, bilinen bir lezzeti yıllarca aynen üretebilmesindedir. Bu yazının konusu, Milli Eğitim Bakanlığımızın eğitim-öğretimde sabiteler ve değişkenleri karıştırması nedeniyle, şaşkın bir nesil yetiştiriliyor olması değil, eğitim ve öğretim alanındaki arızalarımızı giderecek kadroların seçiminde, bir objektif/bilimsel yönetmeliğe ulaşılamamasıdır. Oysa insanlık hangi iş için hangi yetenek gurubunun hangi seviyesi lazımdır ve nasıl tespit edilir sorularının cevabını bilmektedir. Bazı yasalarımızı mealen aldığımız birçok gelişmiş ülkede, atama yönetmelikleri yüzelli yıldır değişmezken, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği, son on beş yılda 13 kez değiştirildi. Bunların sonuncusu 22 Nisan 2017 günü Resmi Gazetede yayımlandı. Bu yönetmelik, Milli Eğitim Bakanlığı Merkez ve Taşra teşkilatlarına atanacak idarecilerin liyakatlerini ölçmek için yayımladığı Ek-1 kriterlerini uygulamaktadır. Ek-1 kriterleri ilk olarak, “akademik kariyeri olanları öncelikle alırız fakat, özlük haklarında bir değişiklik yapmayız” diyor. Oysa akademik kariyer, tüm kamu çalışanlarının özellikle de eğitim çalışanlarının özlüğüne doğrudan yansıtılmalıdır. İkinci olarak, teşekkür, takdir ve ödül “birer tane yeter, fazlasını yok sayarım” diyor.  Üçüncü olarak, “kendinizi genel ve mesleki alanda geliştirmek için araştırmalar yapsanız, kitaplar ve makaleler yazıp yayımlasanız, konferanslar verip, sempozyumlarda bildiriler sunsanız da bunları ciddiye almam” diyor. Dördüncü olarak, “bize, analiz yapabilme kabiliyeti(10 Puan), muhakeme gücü ve kavrayışı (10 Puan)  yüksek kişiler değil, “bürokratik işleyişi sorunsuz yürütecek mevzuat hafızı (40 puan) kişiler lazım” diyor.  İşin daha trajik tarafı “analiz yapabilme kabiliyeti ve muhakeme gücü ve kavrayışını “genel kültür” ve “Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi” malumatıyla bir tutuyor. Hülasa Ek-1 kriterleri, nasıl ve neden sorularını sorup cevap arayabilen, “lojik kafalı” kişiler yerine, ne ve kim sorularını sorup cevap bulabilen kişiler arıyor. Analitik düşünme kabiliyeti yüksek olanlara, her türlüsüne internetten anında ulaşılabilen mevzuat hafızlığı tercih ediliyor. Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatı yetkililerine de sorulması gereken bazı soruları Ek-1 kriterlerinden geçen ve atanan il, ilçe ve okul idarecilerinden birkaçına yönelttim. Raporları dolayısıyla kaynaştırma öğrencilerini bilebiliyorsunuz! Deha potansiyeli taşıyan, üstün yetenekli veya parlak öğrencilerinizi ve yetenek alanlarını biliyor musunuz? Sene başında ve sene sonunda öğrencilerinizin akademik seviyelerini, bilgi düzeyleriyle yaşlarına mütenasipliğini öğrenci bazında tespit ediyor musunuz? Her sınıfta eğitim öğretim ortamını ve kalitesini etkileyecek sorunlar olur. Bunların fizyolojik nedenlere bağlı zekâ düşüklüğünden mi, akademik gerilikten mi, psikolojik sorunlardan mı yoksa davranış bozukluğundan mı kaynaklandığını tespit ediyor musunuz? Öğrenme, bilme, ezberleme, anlama, kavrama, tasavvur, tahayyül, icra, analiz, sentez, yaratım, icat ilişkisinin alanlara, seviyeye göre ölçebiliyor musunuz? Atamalarda referans sistemi mesleki formasyon üzerinden olması gerekirken, hiçbir sorumluluk, etik ve liyakat kaygısı taşımayan mahfillerdir. Daha da kötüsü bunların tamamının amacı kamu aleyhine devlette avantaj sağlamaktır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.