Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir. İnsanlara yol gösteren, iyiyi güzeli ve doğruyu öğreten alimlerin vefatlarıyla  yasa bürünür alem... Kendisinden bir değerin daha koptuğunu hisseder.

Dün öğlen, Trabzon bir büyük âlimini uğurladı. Binlerce insan yurdun çeşitli yerlerinden Allah ve Peygamber dostu ve irşat ehlinden Ahmet Yaşar Hocaefendi’ye karşı son görev için gelmişti. Kimi İstanbul’dan, kimi Ankara’dan, kimi Bursa’dan, Ege’den ve Marmara’dan. 15 yıldır görmediğimiz dostlarımızı gördük. Herkes aynı sevginin tezahürü ve aynı amaç için gelmişti. Âlimin Veda töreninde olmak… O’ndan öğrendiği bir tek kelimenin hatırına hak helalliğinde bulunmak. Trabzon böyle bir veda görmedi. Tören, ‘Âlimin vedası böyle olurmuş’ dedirtti.

57 yaşındayız ve İstanbul’da üstad rahmetli Necip Fazıl Kısakürek, Ankara’da rahmetli Turgut Özal’ın cenaze törenleri unutamadığımız büyük vedalardı. Trabzon’da ilk kez böylesi bir vedaya tanıklık ettik. Alimin vedası böyle olur demekki…

Rahmetli üstad, ‘Son gün olmasın dostum’ çelengim, top arabam… Alıp götürsün beni, tam inanmış dört adam’ demişti. Tam inanmış, on binlerin omuzlarında veda etti. Dün benzer duygularla bezendik. Helallik alınırken cemaatten yükselen ses, şahitlik istenirken, ‘şahit misiniz?’ sorusuna, ‘şahidiz’ cevabı sanki gökkubbede yankılandı. Öyle içten, öyle samimi, öyle etkileyiciydi ki galiba melekler de dayanamayıp, ‘biz de şahidiz ya rabbi’ demişti.

Veda töreninde devlet yoktu. Bürokrasi yoktu. Sade ve samimiyeti ile halk vardı. Halkın içinde ve onlar gibi yaşayan Hocaefendi aynı saffet ve asliyet ile veda etti.

Cenazesi Of’a uğurlanırken, merhumun naaşı cenaze arabasına doğru yol alırken kimse yerinden kıpırdayamadı. Hocaefendi aynı anda binlerce insanın parmak uçlarında bir kuş hafifliğinde uçup arabasına bindi. Tabuta parmağını dokunmak isteyen binlerce insan sadece dolu gözlerle dudaklarda tekbirlerle uzaktan veda etti.

Acaba Hocaefendi bu denli sevildiğini biliyor muydu? Tanımadığı, belki hiç selamlaşmadığı binlerce insanın tekbir sesleri arasında ebedi istirahatgahına uğurlanırken, ‘Beni çabuk götürün’ hadisine muhatap olmuştur herhalde. Tekbirler ve sevgi seli eşliğinde yaradana kavuşmanın büyük sevinciyle…

 

Makamı cennet olsun. Trabzon’da doğup, bu kenti terk etmeden, bu kentin, bu bölgenin insanına hizmet veren sevgili Ahmet Yaşar Hocaefendi’ye Trabzon son görevini hakkıyla yerine getirdi. Görebilseydi, ‘Ben Trabzon’u bunun için çok sevdim ve göç etmedim’ derdi. Arkasında silinmeyecek izler ve eserler bırakıp veda etti.
Âlimin vedası gibi veda etti…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.