Şair, “Zamanla nasıl da değişiyor insan; hangi resmime baksam ben değilim.” Derken değişim ve dönüşümün zamanla ilgisine dikkat çekmiştir. Zaman içinde her şey değişime uğramaktadır. Yani zaman akışkan yapısı ile geçip giderken sosyal yapımız içindeki birçok güzellikleri de alıp götürmektedir.   

Misafirperverlik de kaybolup giden değerlerimizdendir. Bugün, “biz misafir istemiyoruz” diyenlerle, misafirperver olanları karşılaştırdığımızda ortaya çıkacak olan tablonun bizim geçmiş kültürümüzü yansıtmadığını görürüz.

İnançlarımızda misafirin Tanrı misafiri olduğu kuvvetli bir yer tutar. “Misafir bir yer dokuz bırakır” anlayışı içinde bereketin kaynağı olduğu kabul edilir. “Misafir ağırlamak” deyiminden anlaşılacağı üzere misafire sıradan davranışlar değil, özel muamele gösterilmektedir.

Yemeğini hazırlayıp kapısı önünde iftar için misafir bekleyen, misafirsiz kaldığı akşam “Allah bizimle alış verişi kesti.” Diye gözyaşı döken bir toplum olmaktan çıktık, misafirden kaçar hale geldik. Elbette bunda çağımızın, misafire zaman bırakmayan yaşam tarzının da etkisi vardır. Ancak bu durum bizi masum hale getirmez. Anlayış ve düşünce bazında önemli kayıplarımız olduğu da bir gerçektir.

Bu yeni anti misafir konseptimizi anlatan deyimler geliştirdiğimizi görüyoruz. Misafir misafirden hoş değil, ev sahibi hiç birisinden hoş değil. Misafir misafiri istemez, ev sahibi hiç birini istemez. Ev sahibi misafire gel atlamaca oynayalım dermiş; ev sahibi eşikten dışarı atlarmış, misafir içeri atlarmış…

Bu biz değiliz. Yani biz bu değildik. Bu sözler bizi anlatmıyor. Sofrasında bir fakir bulunmadığı zaman üzülen, bereketin azalmasından endişelenen, misafire ikram etmenin mutluluğunu ve huzurunu yaşayan ailelerdik.

Bugün toplumsal değerlerimizden olan “misafirperverlik” anlayışının yaşatılması gerekmektedir. Yeni kuşak neslimize bunu yaşam tarzı olarak göstermeli, ikram etmenin hazzına erdirmeli ve onların da bu güzel geleneğimizi sürdürmelerini sağlamalıyız.

Aynı apartmanda oturdukları halde birbirini tanımayan, hastalığında ziyaretine gitmeyen, bayramlaşmayan, selamlaşmayan, karşılaştığında birbirinin yüzüne bakmayan bir nesil ile karşı karşıya kaldık.

Bu gidiş, sosyal dayanışmamız, kaynaşmamız, birlik ve beraberliğimiz ve bunun bize sağlayacağı moral motivasyon ve huzur açısından sıkıntılı ve sakıncalı bir gidiştir.

Bir kurban bayramı daha yaklaşmaktadır. Kurban iyilik ve yardımlaşma üzerinden yakınlaşma anlamında bir bayramdır. Yakınlaşma, iyiliklerin aramızda oluşturduğu sevgiye dayalı kardeşliktir. Kurban, sadece hayvan kesmek değil, kesilen etlerin ikramı üzerinden paylaşmayı, dayanışmayı sorunlara çözüm, dertlere derman olmayı gerektiren bir bayramdır.

Kavurma bayramı değil, paylaşım ve kardeş olma bayramıdır.

Yakınlaşma ve kardeşlik bağlarımızın güçlenmesine vesile olması dileği ile nice sağlıklı ve huzurlu bayramlar diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Günnur Karadeniz 4 ay önce

Ağzınıza yüreğinize sağlık Abdullah hocam..

banner89

banner108