ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı Siyonizmin rüyasıydı. 1995 yılında ABD Senatosunda alınan bu karar tüm ABD başkanları tarafından ertelendi. Ancak Trump iç politikada sıkışınca bugüne kadar ertelenen kararı yürürlüğe koydu. Hâlbuki dünya 25 yıl önceki dünya değildi. Trump, bekleyen bu kararı kendi kişisel sorunlarına alet etti. Kendisini düşürmeye kararlı olan derin ABD, “Bu imzadan ötürü beni affeder!” niyetiyle... Bize göre “Derin ABD” Trump’ı değil affetmek, böyle bir dönemde imzaladığı için hiç affetmeyecektir. Zira bu karar İsrail’in ve Siyonizmin aleyhinde gelişecektir.

Hâlbuki ABD, Suud kralını ve avanesini, Mısır’ın Sisi’sini, Birleşik Arap Emirlikleri’nin İsrail tutumunu ne de güzel yumuşatmıştı! Suud uleması Kuran-ı Kerim’in hilafına, işgalci İsrail’e düşman olmayı reddederek İsrail’e savaş caiz değildir” fetvaları veriyordu. Türkiye’yi FETÖ/Zerrab ve PYD üzerinden nasıl da sıkıştırmıştı. Neredeyse çaresiz kalan Hamas bile yumuşamaya başlamıştı.

Kudüs’ün İsrail için başkent olarak düşünülmesi ABD’yi şimdi ters köşe yaptı. Kararı verse bile uygulayacak atmosfer bulamayacak inşallah. Şerden “hayır” doğacak inşallah...

****

Gelelim olayın yerel yansımalarına...

1-Trabzon Memur-Sen olayın hemen ardından yurt çapında eylem kararı aldı. Ancak basın açıklamalarına il bazında tüm STK’lar çağrılarak “Sivil İnisiyatif” adı altında katılım sağlandı. Memur-Sen kendi ekseni dışındaki milliyetçi/muhafazakâr STK’larla da görüşüp protesto eylemini daha geniş kitleye yayabilirdi. Veya tek başına Memur-Sen olarak yapabilirdi. Sanki Memur-Sen alanlara üyelerini çıkaramamaktan korktu. Nitekim bize göre yeterince Memur-Sen üyesi eyleme ilgi göstermedi.

2-AK Parti İl Teşkilatı ikinci gün protesto eylemini üyelerine duyurmuş. Kaç üyesi var dersiniz? Sadece Ortahisar’da 40 bin civarında üyesi var. Ama Kudüs protestosuna 400 üyesi bile katılmadı. Lise çocuklarını çıkarsanız toplam bin kişi yoktu. Bunu nasıl izah edeceksiniz?

3-Büyükşehir Belediyesi tek başına 7-8 bin personel çalıştıran bir kurum olmasına ve Kudüs davası protestosu öğlen tatili arasında gerçekleşmesine rağmen ciddi sayılabilecek hiçbir kitlesel katkısı olmadı. Başkan ve birkaç yetkili dışında kimse katılmadı.

4-STK’larımız... Özellikle MTTB ve Vakıflar... Ensar... İlim Yayma... TÜRGEV... KADEM ve Birlik Vakfı... Hani nerede üniversitelerden öğrenciler... Şayet iki günlük protestolarda liselerden çocuklar olmasaydı acaba nasıl bir tablo olurdu dersiniz? Lise öğrencilerini çıkarsanız 50 yaş üstü katılım daha fazlaydı.

5-En büyük kazanç liselilerin sokağa çıkmasında... Geleceğimiz onlar... Onların şuura en büyük katkı veren mitinglere katılmasında... Buradan özellikle imam hatip liselerinin müdürlerine sesleniyoruz. Tek başına üniversiteye çocuk sokma başarınızla övünmeyiniz. Çocukları bu tür önemli günlerde toplumla iç içe ve ülke/millet/ümmete yönlendiriniz. İnanın en büyük kazanç budur. Bir zamanlar Karabağ ve Bosna protestolarını yaşayan birisi olarak “Trabzon bu değildi.” diyoruz.

Kudüs protestoları bizim kendimize bakma fırsatı verdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89