AK Parti Trabzon Milletvekili Sayın Muhammet Balta Son Nokta Gazetesi’ne konuştu. Vekil Balta, KTÜ’den beklentilerini dile getirdi. Bize göre Sayın vekilimizin yaklaşımı gerçekçi değil.

Muhammet Bey’e göre Trabzon’un en büyük sıkıntılarından birisi, üniversitenin şehirle entegrasyonunun sağlanamamış olması!.. Bu iddia yeni değil. Yıllardır dillendirilen bir iddia… Lakin karşılığı yok. Trabzon’un proje sorunu değil mevcut projelerin hayata geçirilememe sorunu var. Vekil Balta daha sonra düşündüğü entegrasyonu anlatıyor. Hep beraber okuyalım:

1- “Biz siyasiler olarak elbette ortaya proje koyabiliriz. Fakat bunun bilimsel verilerle altının desteklenmesi gerekir. KTÜ’den bu anlamda bir akış alamadık.”

Yanlış bakış buradan başlıyor. Siyasiler ortaya proje koyacak, üniversite altını dolduracak!.. Bilimsel verilerle siyasilerin projelerini değerlendirecek!.. Böyle bir şey olabilir mi? Bilim, siyasetin projesine taş döşeyecek!.. Sayın Balta sahiden mi böyle düşünüyor?

2- “Her ay bir hocamız, ‘ulaşımda şöyle, çevrede böyle, şehircilikte şöyle düşünüyoruz’ diyemez mi?”

Ulaşım ve şehircilik için her ay görüş beyan edilemez. Çevre konularında ise beyan edilebilir. Ediliyor da zaten. Ancak Sayın Vekilimiz bilmeli ki hocalar  çevreye hassaslar ve sıkça konuşuyorlar ama dinleyen yok!..

Sayın Vekilim… KTÜ’den hocalar deniz dolgusuna karşı görüş beyan etti. Araklı Taşönü ile ilgili görüş beyan etti. Özellikle çevre konularında sıkça konuşuyorlar. Ama dinleyen yok. Ulaşımda da yok, şehircilikte de yok. Sahi siyaset gerçekten üniversite hocalarını, yani bilimi dinler mi?

3- “Önümüzde yerel seçimler var. Bu kentin en büyük unsurlarından biri olan üniversiteden proje bekliyoruz. Hocalarımız proje üretip partilere getirmeli. Bir proje yapılacağı zaman önceliğimizin ne olduğu hocalarımızın bilimsel verileriyle ortaya koyulmalı ki biz de siyasiler olarak yön verelim.”

Muhammet Bey’in yaklaşımı farkında olmadan çarkı tersinden işletmeye benziyor. Üniversiteler proje üretip siyasete getirmez. Siyasiler projeyi üretip üniversiteye götürürler. Üniversiteler o projenin rantabl olup olmadığını araştırabilir. Elindeki verilerle bir fikir verebilir. Siyaset ister uyar ister uymaz. Bu tarz ve yöntem yerel yönetimler için de böyledir, iş dünyası için de böyledir.

***

Muhammet Bey üniversiteden bu tür beklentileri gerçekten kentin ihtiyacı izin mi yoksa kendisine ulaşan şikayetlerden ötürü mü yaptı bilmiyoruz? Kendileri de bir üretici ve fabrikası var. Gerçekten proje istedi de destek bulamadı mı? Lakin KTÜ’nün elinde hayata geçmeyi bekleyen yüzlerce proje olduğunu biliyoruz. Üretmek, iş kurmak, fabrika kurmak isteyenler KTÜ’de ilgili bölümlerle irtibata geçebilirler. Dahası, elinde nakit parası olup üretmek isteyenler proje isteyebilirler. Bu gerçeği hem habercilik bağlamında hem geçen dönem ilen edilen ‘cazibe merkezlerine yatırımlar’ bağlamında takip edenlerden biriyiz.

***

Ayrıca Sayın vekilimizin eleştiri konusu yaptığı ‘KTÜ’nün kentle entegrasyonu’ veya işbirliğini TTSO’ya ve TTB’ye sormak lazım. Yani iş dünyasını konuşturmak lazım. Biz KTÜ’de Teknoloji Transfer Ofisi, Teknokent, Dış İlişkiler Ofisi olduğunu ve KTÜ’nün sahada bulunduğunu söyleyebiliriz. Sanayiciye daha yakın hizmet için Arsin OSB’de Teknoloji Transfer Ofisi açtığını biliyoruz. Çok hızlı çalışma temposunda sayiciyle iç içe geçmiş bir KTÜ var. Kah patentlerle uğraşıyor kah yeni teknolojiyi anlatıyor. Yani isteyen işadamına destek veriliyor. KTÜ’de bu anlamda atılan adımlar Türkiye’de örnek oluşturabilecek cinsten. Bu kadar kentle iç içe.... Sayın vekilimiz keşke TTSO ile konuşup sonra eleştirseydi.

Yarın KTÜ nereden nereye geldi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Keskin 2 ay önce

siyasetçiler, üniversiteleri müdahale alanı olarak görmemelidirler. yukarıdan yapılan müdahalenin doçentlik meselesini nasıl yozlaştırdığını görüyoruz.

banner89

banner37