Mesele gerçekten papaz mı yoksa bahane mi bilmiyorum. Her hangisi ise ekonomiyi çok ciddi vuruyor, bu bir gerçek. Bu durum bir an önce durdurulamaz ise çok ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya kalacağımız aşikâr. Trabzon piyasası İstanbul ya da ülkenin diğer şehirleri ile kıyaslandığında, bu döneme has mevsimsel avantajlara sahip.  Turizm, fındık ve çay hasadı, gurbetçilerin izin dönemi nedeni ile şehirde hareketlilik olduğu malum. Ama İstanbul ve diğer şehirler öyle değil. Ülkenin asıl üretimini yapan büyükşehirlerin ekonomik durgunluğu; kaçınılmaz olarak, anlık geçici olumlu piyasalara rağmen, küçük şehirleri de olumsuz etkileyecektir. Bu kaçınılmaz bir durum. Ülkenin kısa vadeli 440 milyar dolar borcu olduğu, bunun 130 milyar dolarının devlete, kalanının özel sektöre ait olduğu biliniyor.  Yani eğer yeniden borçlanamaz ise devlet 1 yıl içerisinde 130 milyar, özel sektörde 310 milyar dolar ödeme yapmak durumunda. A. B.D’nin faiz artırımı ile parayı kendi kıtasına çekmeye başladığı şu dönemde bu parayı bizim bulup buluşturmamız kolay değil. Ancak çok yüksek faiz vererek bunu yapabiliriz. Bu da maliyetlerin, fiyatların yani enflasyonun artışı demektir. Enflasyonun artışı para maliyetini, para maliyeti enflasyonu tetikler. Bu kısır döngüye bir girdiniz mi, yandın demektir. Bunun çıkış yolu;  üretmek, satmak ve tek yönlü dışarıdan para girişini sağlamak yada varlıklarınızı satarak, o da yabancılara satarak, yine ülkeye para girişini sağlamaktır. Başka yolu yok. Ya dış ticaret açığınızı eksiden artıya getireceksiniz,  varlıklarınızı satarak paraya dönüştürüp borçlarınızı düşüreceksiniz. Sisteme mutlaka para sokacaksınız.

 Şimdi şöyle bakalım; üretim de ne durumdayız? Yani dış ticaret açığını kapatacak değerde üretim yapabiliyor muyuz? Maalesef hayır! Peki, para edecek satılabilecek malımız mülkümüz var mı? O da kalmadı! O halde kriz kaçınılmaz gibi duruyor. Umarım yanılırım. Demek ki borç alarak üretime değil, inşaata para yatırırsanız bu iş olmuyor, sonunda betonla borç ödenmiyor. Ya da satarak elde ettiğiniz parayı üretime yatırmazsanız eriyip gidiyor. Tam bu aşamada aklıma Atatürk’ün bir sözü geliyor. Onu söyleyelim ve bitirelim. “Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”

Mustafa Kemal Atatürk

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108