Bu hafta iki siyasetçinin gazetelere verdikleri röportajları okudum. Her ikisinin de birbirini aratmadığını bir kez daha anladım.

Biri AK Parti’de diğeri ise CHP’de siyaset yapıyor.

Biri 10 yılı aşkın süredir ilçenin belediye başkanı, diğeri doğma büyüme CHP’li.

Biri, 20 katı aşan uçan apartmanları (!) görmeden ilçeyi uçurma vaadinde bulunuyor,  diğeri ise kentin karanlıklara sürüklendiğini ifade ediyor.

Biri Yomra Belediye Başkanı İbrahim Sağıroğlu, diğeri ise CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen…

Sağıroğlu, röportajında en pahalı imarın kendi ilçesinde olduğundan dem vuruyor. Bir de yatırımlara kolaylık sağladığından bahsediyor. Evlerin 20 katları aştığını anlatmıyor. Uçan evleri (!) göremiyor, ilçeyi uçurmakla övünüyor. Önümüzdeki süreçte yapacağı tatil köyü, teleferik projelerini sıralıyor. Bakalım siyasi ömrü bunları yapmaya yetecek mi!..

Diğerine gelince…

Trabzon’u, ağır bedeller ödeyen ve dünyada en çok kaybeden kenti olarak ilan ediyor.

Dahası da var…

Röportajında, “Trabzon toplum kenti olma özelliğini kaybetmiştir. Çünkü Trabzon, toplum düzenini ürküten eylemlerden kaynaklanan ağır bedeller ödemiştir.” diyerek geçmişte yaşanan olayları Trabzon kentine mal ediyor. Tabii ki Ankara’dan Trabzon’u böyle görüyor. Çünkü hiçbir zaman bu şehrin çocuğu olmayı kabul etmedi…

Röportajında herkesin kenti terk ettiğinden bahsediyor. Tüm sorunların kaynağını da kavgalı olduğu için büyükşehir belediye başkanına yıkıyor. Trabzon’u otomobillere teslim olmuş bir kent olarak görüyor. Şehrin karanlığa sürüklendiğinden bahsediyor, insanların kaçtığını ve büyükşehirlere göç ettiğini anlatıyor. 

Röportajını okudukça kenti ne kadar küçümsediğini, kendini kentin üzerinde gördüğünü anlıyorum. Trafik sorunu bile sanki başka şehirde yokmuş gibi art niyetle eleştiriyor. Biraz ileri gitse, Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’da insanların bisikletle gezdiğini anlatacak. İçme suyunun kanser yaptığını ileri sürüyor ama bir tane rapor gösteremiyor. Yani hepsi havacıva.

Art niyetli ya… Kendisini yakından tanıyan bir gazeteci olarak, şu kenti terk etme işini bir türlü anlamadım… Göç veren Trabzon göç de almaktadır. Doğal olarak insanlar büyük şehirlerde ekmek peşine gitmektedir. Şimdi sormak istiyorum: Siz de aş, iş bulamadığınız için mi Ankara’ya göç ettiniz? Bu kenti terk ettiniz. Bunu Bülent Deveci’ye mi sorsak? Ne dersiniz?..

Değerli dostlarım, kısacası herkes eline bir kürek geçirmiş kendi için çekiyor. Memleket meselesi hikâye…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bekir 3 ay önce

"Evlerin 20 katları aştığını anlatmıyor. Uçan evleri (!) göremiyor," diyorsunuz.. Burada dikkat çekmek istediğiniz husus imar üsülsüzlükleri, kat irtifakı arsızlığımıdır.. Duyduğumuza göre imar paftası önünde ha bire çiziktiren belediye başkanları var şehrimizde.. Hatta bir tanesi feci şekilde köşe olmuş.. Tombik olan.. Engin bey ben Ak partiliyim ! Fakat Ak partiye sırtını dayamış ne kadar yerel şeytan varsa topunuda lanetliyen bir Ak partili.. Haluk pekşene gelince onu taktığımız yok zaten..Saygılar