Türkiye’nin düşürdüğü Rus uçağının kara kutusu bulundu. Kara kutunun başında şov yapan yeni Rus Çarı Putin, “Kara kutudan sınırı ihlal ettiğimiz ortaya çıksa bile Türkiye’ye yönelik tavrımız değişmeyecek. Türkiye bizi arkamızdan hançerledi” dedi. Putin bu sözlerle ne demek istedi?

“ Putin’e göre kendisi koskoca bir çar,  Türkiye ise şurada küçük bir kabile devletiydi!.. Biz Türkiye’nin hava sahasını istediğimiz zaman ihlal edebiliriz!. Türkiye buna rıza göstermeli!  Daha önce yaptığı gibi bir iki konuşup aşağı oturmalı! Rusya’nın uçağını düşürmek Türkiye’nin ne haddine!...”

Bu bakış açısıyla Suriye’ye giren ve dünyanın en büyük katilini sahiplenen Rusya en başından beri Türkiye’nin Suriye politikasının önünü kesmeye niyetliydi. Uçak düşmeden  önce de muhalifleri bombalıyordu. Güvenli hatta karşı olduğunu açıklıyordu. Rusya Türkiye’yi ve çektiği sıkıntıları hiç önemsemedi. Hep haince yaklaştı. Türkiye’nin demokratik önerilerinin önünü kesmeye gayret etti ve Suriye’yi elde etmeye yöneldi. İran ve Esat üzerinden tıpkı Çeçenistan’daki gibi bir kukla diktatörlük hevesledi.

***

Yazımızın girişinde Rusya’nın emellerini öne çıkarmamızın nedeni şuydu… “Bazı aydınlarımız Rus uçağının düşürülmesini de komplo ile izah ediyor. Türk hükümetinin iradesine rağmen TSK’nın ABD gizli eliyle hem Erdoğan’a  hem Putin’e ve özellikle Erdoğan’a komplo kurup kaybettirdiğini iddia ediyor. Yani “ABD Türkiye’yi Rusya ile karşı karşıya getirerek oyundan düşürdü” demek istiyor. Cevabı verilmesi gereken soru şu: ‘Türkiye oyuna dahil mi oldu, yoksa oyundan mı düştü?’ Biz Türkiye’nin uçak düşürme eylemiyle bir kabile devleti olmadığını, kararlı bir ülke ve dünya devleti olduğunu ve artık oyuna girdiğini düşünüyoruz. Putin belli ki bugün yaptıklarını, yani Akdeniz’e yığınağı  adeta önceden hedefledi. Daha yavaş yapacaktı uçak kriziyle yalnızca hızlandırdı. Yoksa uçak düşmemiş olsaydı, Putin Suriye’den çıkmayacak, Türkmenleri ve tüm muhalifleri yine havadan bombalayacaktı. Türkiye’nin ‘Güvenli Bölge’ projesini yine tanımayacak ve hava sahamızı kevgire çevirecekti. Bizi Ukrayna, İsveç, Norveç’ten beter edecekti. Musul hadisesi yine gündeme gelecekti. Aksine yanımızda batılıların iradesini bu kadar güçlü bulamayacaktık.

***

Gelinen nokta neresi? Gelinen nokta, Rusya-İran - Hizbullah üçlüsüne karşı NATO ittifakı… NATO Rusya’yı Akdeniz’de kıstırdı. Uçak krizinden sonra olayın bu boyutlara tırmandırılacağını düşünmeyen NATO ülkeleri, Rusya’nın yeni tavrını ikinci meydan okuma olarak algıladı. Ukrayna Kırım krizinde yeterince tepki koymayan… Ukrayna’nın zafiyetini hesaba katan ve Rusya’nın ‘Arkabahçe’ gerçeğini yutmak zorunda kalan NATO ülkeleri,  ikinci meydan okumayı yutmadı. Rusya’nın art arda attığı hamleleri önce izledi ardından harekete geçti. Yeni Rus Çarı galiba Akdeniz’e hapsedildi.

***

 

Elbette ortalık sütliman değil. Elbette Türkiye’nin yanıbaşındaki gelişmelere sevinecek halimiz yok. Ama Türk milleti bir soylu tarih sahibi ise ve toprağını kanla sulayarak ‘vatan’ ilan ettiyse aynı ilke ve ahlakla korumasını da bilecektir. İngiltere öncülüğündeki emperyal güçler dün İstanbul’u almak için Çanakkale’yi nasıl geçemedilerse… Atalarımız, ‘Canım alsınlar İstanbul’u ne olacak ki!’ demediyse... Bugün de ülke ve vatan savunması aynı ahlak ve mana ile yapılacaktır. Millet olarak bu en stratejik coğrafyada bulunmanın bedeli neyse dün olduğu gibi bugün de yarın da ödenir ve ödenecektir. Bu millet tarih durdukça var olacak bir millettir. Tarih değişirken oturulup seyredilmez. Milletimiz bunu bilmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.