Bazı çevreler sosyal medyada, basın yayın organlarında; bazı insanlar da kahvehanelerde, dolmuşlarda ev sohbetlerinde insanları geren, tedirgin eden gerçeklerle ilgisi olmayan kendi zanları, kuruntuları ve belki de umut ettikleri beklentilerini gündem yaparak topluma korku, tedirginlik ve karamsarlık yaymaya çalışmaktadırlar.

            Bazı televizyon ve radyo kanalları ve basın yayın kuruluşları da toplumun hassas olduğu konuların, şahsiyetlerin tartışıldığı programlar yapmakta, sonra bunun ortaya çıkardığı tepkileri ve yeni tartışmaları haber yapmaya devam ederek varlıklarını sürdürmektedirler.

            Bu hareketlerin masum veya tesadüfi olduğunu söylemek mümkün değildir. Bireyler bazında bakıldığında biliyoruz ki bazı insanlar iyilikten mutluluktan, gelişmeden, başarıdan hoşlanmazlar. Sürekli kötülükleri, olumsuzlukları, karamsarlıkları gündem yaparlar. Bunlar olumsuz tiplerdir; bozuk ruh hali olanlardır. Tedaviye ihtiyacı olanlardır. Onların radarlarına güzellikler, başarılar, mutluluklar takılmaz; toplumsal değişim ve gelişmeleri görmezler.

          “Ülkemizde güzel şeyler de oluyor” deyin onlara; bakın size nasıl tepki gösteriyor ve kötülükleri ve bozuklukları saymaya başlıyorlar… Elbette varsa olumsuzluklar, kusurlar, eksiklikler bunlar da konuşulacaktır; kastımız buna engel olmak değildir. Anlatmak istediğimiz, hep tek taraflı kıyametten, felâketten söz edip duran bozulmuş ruh hali içinde olanların toplumsal yaşam umutlarına nasıl zarar verdiklerine dikkat çekmektir.

         Bazı kurum, kuruluş basın ve yayın organlarına gelince; bunların ülkemiz insanlarına umutsuzluk aşılamak, vatandaşların yaşama azmini kırmak böylece üretim gücünü düşürmek istedikleri açıktır. Bunların haber mutfaklarında görev yapanların, yayın politikalarını belirleyenlerin incelenmesi, bağlantılarının açığa çıkartılması gerekir.

       Daha da tehlikelisi Türk Milleti’nin değişik katmanlarındaki değişik hassasiyetleri, liderleri, inançlarımızdan ve kültürümüzden kaynaklanan zenginlikleri kin ve çatışma aracı haline dönüştürme gayretleridir!

         Ayrışmalara, kin, nefret ve düşmanlık aşılayanlara, çatışma ortamına zemin hazırlayanlara bilim adamı, sanatçı, gazeteci da olsalar iyi niyetli kişiler olarak bakmak mümkün değildir. Bunlara itibar edilmemelidir.

         Toplumsal ve bireysel olarak en büyük güç moral güçtür. Umuttur… Bu milletin moral gücünü canlı tutmak, umutlarını yaşatmak için neler yapılabileceğine kafa yormak gerekir. Türk Milleti’nin eşsiz bir tarihi geçmişi vardır. Bu milletin kardeşlik ve dayanışma ruhu yüksektir; bu millet çalışkandır, kanaatkârdır;  bu millet vatanına, bayrağına kurbandır. Bu milletin utanılacak, aleyhinde kullanılabilecek tek bir kara lekesi yoktur…

        Mete Han’dan bugüne bütün liderler bizimdir; kültürümüz bir bütündür, farklılıklar ayrılığımız değil, zenginliğimizdir; inançlarımızı konuşabiliriz ama kavga sebebi değildir… Bizi ayrıştırmak, aramıza kin ve nifak sokmak isteyenleri hoşgörü ile karşılayamayız; bu davranışı özgürlükler kapsamında değerlendiremeyiz.

       Herkes ne konuştuğuna, ne yazdığına dikkat etmeli; topluma kin ve nefret değil, sevgi ve kardeşlik aşılamalıdır.   

       Benim ülkem Türkiye, başka diyar gurbettir; uzak kalırsam senden dayanılmaz hasrettir.

     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner29