Eli kalem tutanla, silah tutanların görevini layıkıyla yaptığı zaman, bu ülkenin sorunsuz bir ülke olacağından hiç kuşku duymuyorum. Lakin 17-25 Aralık ve 15 Temmuz bize, ülkede silah tutanla kalem tutanların bir bölümünün ne kadar oynak ve hain olduğunu gösterdi.

Adalet Bakanlığı bünyesinde yapılan temizlikler yurdum insanına büyük bir nefes aldırdı. Adam kayırmacılığın sona erdiği, eşit adalet dağıtımının başladığı adliyelerde zaman zaman sıkıntıların yaşandığına şahit oluyoruz. Kimi örgüte para bağışını suç saymazken, kimi Bylockçu olanları serbest bıraktı, bırakıyor. Kimi de iş adamlarının kaçmasına sebep oldu. Sıkıntıyı ise ülke adına, milletin huzuru adına elini taşın altına koyan cumhuriyetin savcıları yaşadı, yaşıyor.

Hiçbir beklenti içine girmeden görevlerini özveriyle yerine getiren Cumhuriyet Savcılarını tanıyor, biliyoruz. Kişisel çıkarlarını hiçbir zaman ön planda tutmayanları da tanıyoruz, çevremizdekilere anlatmaya çalışıyoruz. Ülke ve millet adına birkaç satır haberle özverilerini kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Fakat içerde kişisel kin taşıyan ve bu kinle hareket edenleri de görüyoruz. 25 yıllık meslek hayatım boyunca haberlerimde insanların onurunu kırmamaya özen gösterdim. Suçlu dahi olsa bir insanın onuruyla oynamak bana değil, kimseye düşmez diye düşündüm. Bu düşünceyle basın meslek ilkelerine sadık kalarak, Anayasa’nın verdiği hakla düzgün ve doğru habercilik yapmaya çalıştım. Haber yazarken suç işlememeye dikkat ettim. Elimdeki delilleri ortaya koyarak, kişiyi ceza alıncaya kadar, suçunu iddia olarak yazdım. Kişiyi ve kişileri deşifre etmemeye çalıştım. Bunda da başarılı oldum. 25 yılın sonunda çok yargılandım fakat ceza almadım.

Beni mahkemeye sevk eden savcıların çoğuyla iyi diyalog içerisinde oldum. Herkes görevini yapacak düşüncesini taşıdım. ‘Niye beni yargılamaya gönderdin?’ diye ne sitem ettim, ne de tavır aldım. Her seferinde mahkemeye gidip delillerimi ortaya koyup aklandım. 2014 yılı sonrasında Ankara’dan Trabzon’a dönüşümün ardından yazdığım haberlere tehditler de aldım, şikayet de edildim.

Son dönemde 4 ayrı şikayet dosyam oldu. Ardı ardına hepsine takipsizlik kararı verildi. İnsanların bizleri şikayet etme hakkı olduğunu biliyorum. Savcıların suç varsa dava açma yetkisi olduğunu da biliyorum. Fakat bir savcı var ki, dava açamayacağını anlayınca, şikayette bulunanları yönlendirme cesaretini kendinde buluyor. Bir takipsizlik kararında haberin bir bütün olduğunu savunuyor, başka bir takipsizlik kararında ise haberin başlığına manevi tazminat davası açılabileceği görüşünü bildirerek, yönlendirme yapıyor. Yetmedi, bir kararında da tekzip yapılabileceğini belirtiyor. Ama kendisi bir türlü suç isnat edemiyor.

Sormak lazım suç olmayınca, nasıl tekzip istenecek, nasıl tazminat davası açılacak.

Hepsini bir kenara bırakıyorum, benimle veya gazetemle bir sorunu olup olmadığını merak ediyorum. Bir yerlere kızıp acısını benden veya gazetemden çıkarmak istediğini düşünmek istemiyorum. Herkesin bir gün adalete ihtiyacı olacağını kendisine hatırlatmak istiyorum. Veremeyecek hiçbir hesabımın olmadığını da buradan kendisine iletiyorum. 

Yazımın başında ifade ettiğim gibi cumhuriyetin savcılarına büyük saygı ve sevgi duyuyorum. Çünkü güvenecek tek dalın, sığınacak tek limanın onlar olduğu kanaatindeyim. Bu bağlamda Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e büyük görev düşüyor. Kendisini HAS Parti Ankara İl Başkanı olduğu dönemden tanıyorum. Dürüstlüğünden ve çalışma azminden zerre kadar şüphe duymadığım sayın bakanın özellikle 15 Temmuz sonrası elini taşın altına sokan FETÖ/PDY soruşturmaları yürüten savcılara sahip çıkması gerektiği kanaatindeyim. Bunu da ülkesini seven millet adına yapmalı. Hele hele Trabzon’da ülke ve millet adına yürekten bu görevi üstlenen ve başarılı olan Cumhuriyet Başsavcısı Mithat Kutanoğlu ve Adalet Komisyonu Başkanı İbrahim Kolcu’nun yaptıklarını bilmeli ya da birileri kendisine anlatmalı. Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.