Yöneticilik birçok çalışanın hayalini kurduğu, mücevherlerle süslenmiş, efsunlu bir tahttır. Kişi, yöneticilik basamağına ulaştığında kendinden geçer, varlığını sonuna kadar hisseder, aklına eseni yapar, kendini gerçekleştirir, her imkân önüne serilir ve ondan kimse hesap sormaz… Mükemmel değil mi?

Bir başka açıdan bakıldığında ise yöneticilik, kaynayan bir kazan, ateşten bir gömlek, bel büken sorumluluk, saç ağartan ve ihtiyarlatan bir vazifedir. Hangisini alırsınız? Gerçekten yüklenilecek bir yük mü? Herkes yapabilir mi?

Uzmanlar, yönetimi bilim ve sanat olarak tanımlar. Bilim öğrenme, sanat ise yapabilme yeteneğidir. Kullanılan bağlaç “ve” olduğu için mantıksal olarak her ikisinin de bir arada olması gerekir. Yani hem yönetim bilgisine sahip olmak, hem de bildiklerini kurumsal amaçlar doğrultusunda; doğru şeyi, doğru kişilerle, doğru yer ve zamanda, doğru şekilde, paydaşların ve kurumun çıkarlarını düşünerek uygulaya bilmek gerekir. Bu kadar doğruyu bir araya getirmek elbette çok zordur. Ya birde doğruyu bilmiyorsak, neyi bir araya getireceğiz?

Özel sektör yöneticilerini ya aile bireyleri veya yakınlarından tercih eder, ya kendi çalışanları arasından önceliğine göre seçer, ya da profesyonelleri transfer eder. Kamu kurumları, bazı yöneticilikler için belli bir süre çalışmış olmak şatı arar. Bazı yöneticilikler için ise meslekte yükselme sınavları başarmak gerekir. Bunlar daha çok alt düzey yöneticiliklerde geçerlidir. Çalışma süresi ve sınavı başarmış olmayı aşmanın birçok istisna(!) yolu vardır. Son belirleyici üst yöneticinin tercihidir. Bu tercihe etki eden en önemli unsur, bütün zamanlarda, üst yöneticiye olan yakınlık, politik birliktelik gibi şeylerdir.

Mevcut geçerli yönetici seçim biçimleri içerisinde yönetim eğitimi almış olmak şartını çoğu zaman bulamayız. Böylece bilgisini bilmediğimiz bir sanatı uygulamaya kalkarız. Özel sektör ve kamu kurumlarına baktığımızda başarımız ortada!.. Peki nasıl yapalım?

Her kurumu işletme, iktisat, kamu yönetimi, sağlık yönetimi, turizm işletmeciliği gibi yönetim eğitimi almış kişiler yönetmeli demiyorum. Bu gün saydığım bölümlerin birçoğunun öğrenci kabul puanları ne yazık ki yöneticilik için yeterli de değildir, bu sorun acilen çözülmelidir. Çünkü yöneticilik, daha yüksek puanla öğrenci alan teknik mesleklerden daha büyük toplumsal etkiye sahiptir.

Her meslekten kişiler kendi mesleği ile ilgili işlerde yönetici olabilir. Fakat hem özel sektörde, hem de kamu sektöründe yöneticiliğe talip olacak kişilerin, mutlaka öncelikle yönetim formasyonu alması ön şart olmalıdır. Yönetim eğitimi, temel yönetim bilgisini içeren bir sertifika veya bir tezsiz yüksek lisan (MBA) programı olabilir. İl müdürlükleri, genel müdürlükler veya şirket müdürlükleri için ise mutlaka geçmiş yöneticiliklerinde bir başarı hikayesi aranmalıdır.

            Yöneticilik, milletin, işletmenin, birimin sorumluluğunu almak, emanetini yüklenmek, miri malına sahip çıkmak, kurumsal ve toplumsal menfaati öncelemektir.

Tek bilmekle olmayacağı gibi bilmeden hiç olmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89