Ateş, hava, su ve toprak…

Evrenin oluşumundaki dört temel unsur…  

Cemre?

Havanın, suyun ve toprağın ateşle imtihanı gibi bir şey.”

Sizler, bu yazıyı okurken muhtemelen ilk cemre de düşmüş olacak.

Birer hafta aralıklarla devam edecek.

Soğuk günlerin bitmekte olduğunun habercisi…

Bir tür bahar müjdecisi…

19-20 Şubatta havaya

26-27 Şubatta suya…

Son olarak 5-6 Martta toprağa...

*** 

Nasıl da ‘terbiye’ ediyor ateş?

Hizaya getiriyor, şekil veriyor.

Ara sıra geciktiği ya da çok kaldığı iddia edilse de işi gücü belli.

Aşinayız ve onsuz yapamıyoruz.

Yüzümüzü yalayan rüzgârdan tanıyoruz.

Avucumuzdaki sudan anlıyoruz, ayağımızın altındaki topraktan…

Fakat bir isteğimiz olacak.

Keşke bir cemre daha düşse…”

Nereye?

Ümmetin kalbine, cehenneme çevrilen yeryüzü cennetine…”

Hani düştüğü yere hayat veriyor, orayı daha yaşanılır hale getiriyor ya…

Bir haftalığına bile olsa...

Dünya kötülerden, kötülüklerden kurtulsa…

***

Dördüncü Cemre’ fikri, şair arkadaşım Mehmet Gülpak’a ait.

İlk kez dile getirdiğinde çok beğenmiştim ve iznini alarak bir konuşmamda yer vermiştim. Şimdi bakıyorum bazı köşe yazarları da kullanmaya başlamış.

İhtiyaç hâsıl olmuş demek ki…

Dünyada kan gövdeyi götürüyor ya…

Özellikle de bizim coğrafyamızda…

Birden zaman dursa…

Kızgın demirin soğuk suda çıkardığı sesi andırırcasına…

“Cosss” diye bir cemre daha…

Ne çektilerse ateşten çektiler” dediğimiz Orta Doğu halkının yine ‘ateş’ yetişse imdadına…

Mazlumlara güvercinin taşıdığı ‘Zeytin Dalı

Zalimlere ise ‘Demir Pençe’, savaşın kartalı…

***

Anlaşılan Müslümanların, ‘Hac’ esnasında Cemre adını verdikleri yerlerde taşladıkları şeytanlarla işleri henüz bitmemiş…   

Küçüğü ve ortası bir yana hele hele de ‘büyük şeytan’la…

Bu gidişle Zeytin Dalı Harekâtı, Dördüncü Cemre olacak gibi… 

Çünkü Cerablus, El Bab, Afrin ve Menbiç’ten sonra Fırat’ın doğusuna da düşecek olan cemre, büyük şeytanın aklını başından alacak gibi…

Binlerce km mesafeden gelerek ‘Bereketli Hilal’e konmak isteyenler…

Pinokyo’ya dönüşürcesine yalanlarına her gün yenilerini ekleyenler…

Türkiye’nin kaygılarını anlıyoruz” türünden geveleyenler…  

Takke düştü, kel göründü artık.

Arakan’da olduğu gibi Halep’te, Hama’da ve Doğu Guta’da kan revan içinde ellerini gökyüzüne açan insanların çığlıklarını Türkiye hariç kimseler duymuyor.

Ankara’da ‘ordu-millet-siyaset’ dayanışması, özlenen tabloyu hiç olmadık kadar yansıttığı sırada Suriyeli mazlumlara uzanan el, onları yeniden hayata bağlayacak gibi…  

Yerinden yurdundan edilen milyonlarca insanı; bir cemre vakti şehrinde, kasabasında ve köyünde uyandıracak gibi…   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa KAVASOĞLU.. 4 ay önce

yüreği̇ne,kalemi̇ne sağlik değerli̇ kardeşi̇m..selam ve dua i̇le..

banner89

banner37