Bir yanda Kerbelâ şehitleriyle doruğa ulaşan İslâm dünyasının en kanlı mezhep ve tarikat kavgaları, öbür yanda Kur’an ve sünnetten yola çıkarak içtihada ulaşan ilim deryalarının eriştiği merhaleleri yaşayan bir şair.
Timurlenk’in ve Moğollar’ın yakıp yağmalamalarına karşı Mansur’un Enel-Hak’la Tanrı’yla özdeşleşme davetini, müjdesini alan bir şair.
“Ya şâh-ı Kerbelâ ne revâ bunca gam sana
Derd-i dem-a-dem-ü elem-i dem-be dem sana”
Kudumun nağmeleriyle kelimelerin birleştiği bu beyitler onun yaşamıyla sanatının iç içe olduğunu belgeler. Kerbelâ Şehitlerini anma törenlerinde bu sesi duyarsınız, bu sesle iliklerinize kadar titrersiniz.
“Benim şiirim Kerbelâ toprağıdır.” diyen şaire Tanrı  Kerbelâ’nın acısını anlatma yetkisi ve gücü vermiştir.
"Ney-i bezm-i gamem ey mâh ne bulsan yele ver
Od’a yanmış kurı cismimde hevâdan gayrı”
(Ben ıstırap meclislerinin ney’iyim. Ey ay yüzlü güzel, benim ateşte yanmış kuru cismimde aşktan başka ne bulsan yele ver.)
Kendisini acılar sahrasına giden gam kervanının kafile başkanı olarak gören şaire yakışır bir beyit daha:
“Âşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîp
Kılma derman kim helâkim zehr-i dermânındadır.”

Benim, aşk derdinden şikâyetim yok. Sana ne oluyor da bana çare arıyorsun; ben ona kavuşmak istemiyorum. Kavuştuğum an yok olduğum andır, çünkü kavuşma aşkı bitirir. Kavuşma olmamalı ki aşkım şiddetlenerek devam etsin. Acıların, insanı olgunlaştıracağı fikri, onu “ ıstırap şairi” olarak tanıtır.
Acı ve ıstırabı dile getiren en kaçınılmaz konu sadece aşktır. Bu aşk kesin çizgilerle belirlenemeyen beşeri aşktan İlâhi aşka yükselir. Hallac-ı Mansur’un fenâfillâh’ı “enel-hak” ifadesine bürünür. Leylâ ile Mecnun’undaki aşk böylesi bir aşktır. Peygambere olan aşkı da aynıdır.
"Dest-bûsû arzusuyle ölürsem dustlar
Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su.”
“Onun elini öpmek arzusuyla ölürsem, toprağımdan bir su kabı yapıp onunla sevgiliye su verin. Böylece sevgilinin dudaklarına değmek talihine ereyim” Yok, böyle bir sevgi. Sevgili peygamber ondan çok önce rahmet-i rahmana kavuştuğuna göre bu olay nasıl gerçekleşebilecektir? Yine kavuşmak yok; yine aşk acısıyla kavrulma, erime, yok olma var.
Dünya edebiyatının devi Shakespeare,onun,
“Bin cân olaydı kâş men-i dil-şikestede
Tâ her biriyle bin kez olaydım fidâ sana”
Keşke, kırık gönlümde bin canım olaydı da her biriyle, sana bin kez daha canımı vereydim deyişinden, kendi dünya görüşü doğrultusunda ilham alarak, Othello’da kıskançlık duyduğu sevgilisine,
“Ah keşke bin canın olsaydı da bin defa öldürseydim.” deyiverir.
Uğruna yüreğini sızlattığı Hz. Hüseyin’in ( 11 Ocak ) doğduğu hafta içinde vefat eden, Azeri Türkçesinin edebiyatımıza kazandırdığı bu büyük şairi rahmetle anıyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Baki Bayraktar 8 ay önce

dünya edebiyatının devi shakespeare'i etkilediğini duydum,şok oldum. eski değerlerimizi lâyıkıyla takdir etmeliyiz.

banner89

banner37