Demokratik ülkelerde iktidarların yolu, mahalli idarelerden geçer. Tabii ki kapalı rejimler bunun dışındadır. Büyükşehir, il ve ilçe belediyeleri verdikleri hizmet oranlarında halkı memnun edip kendilerine bağlarlar. Hem mahalli ve hem genel seçimlerde halkın huzuruna çıkıp kendileri için oy isteme hakkını kendilerinde görürler.

Belediye başkan adaylarını, parti genel merkezleri, çeşitli sondajlama usulleriyle tespit edilip ilan ederler. Halk inandırıcı bulursa gösterilen adaya oy verir, bulmazsa diğer parti adaylarını destekler. Mahalli seçimlerde adayların sicilleri ve kimlikleri çok önemlidir. Bunun için genel seçimlerde parti, mahalli seçimlerde ise kişilik ön planda gelir. Ankara, İstanbul, İzmir ve diğer büyük şehirlerde adayın kimliği ön planda olur. Aynı büyük şehirlerde milletvekili adaylarını tek tek inceleme fırsatı yoktur. Partilerin tercihini kabullenirler. Hatta parti aday gösterdikten sonra: “Şapkasını koysa bile kazanır.”, “Odundan bile aday koysa kazanır.” sözleri halk arasında itibar görmüş deyimlerdir. Ama belediye seçimleri için bu geçerli değildir.

İktidar partisi Ankara, İstanbul ile birçok şehirlerin belediye başkanlarını istifa ettirdi. İstifa ettirilecek, haklarında dosya hazırlanmış belediye başkanları da var. Bu bilgilere hiç birimiz sahip değiliz. Muhalefete göre seçimle gelen seçimle gitmelidir. İyi de bu başkan adaylarını halk değil parti belirlemiştir. Elbette ki iktidar aday gösterdiği başkanların icraatlarına bakarak değiştirme hakkına sahiptir.2019 Genel ve mahalli seçimlerinde getirilen yeni sistemin kabulü için adaylar ve belediye yönetimleri çok önemlidir. Milletvekili ve belediye başkanları seçildikten sonra çalışmaları ve partiye katkıları masaya yatırılıp inceden inceye değerlendirilmeli, yeterli bulunmayanlar derhal değiştirilmelidir. “Mahkeme kadıya mülk değildir.” Sözü bunun için geçerlidir. Aynı şey milletvekilleri için de geçerli olmalıdır. Bölgesi halkı ve ülkesi, milleti için projeler üretip uygulamaya koyamayanlar tekrar aday gösterilmemelidir. Siyasi Partiler ve Seçim Kanununda yapılacak değişikliklerle adayların seçimini halka bırakırlarsa halk en iyisini yapacaktır. Üstelik de sorumluluğu üstlenmiş olacaktır. Partiler vebal altında kalmayacaktır. Meclis yan gelip yatma yeri değildir. Mutlak surette birkaç proje geliştirip hayata geçirmelidir. Yoksa bu milletin katkıları ile edindiği kazanımlar onlara helal olmaz.

Belediye başkanları ve milletvekilleri seçildikten sonra kerameti kendilerinde görüp gayret göstermezlerse bağlı oldukları parti ve yönetimlere onları değiştirme hakkı devamlı saklı tutulmalıdır. Yoksa kaybeden ülke ve millet olur. Bunun aksini savunan muhalefetler ise bilerek bu ülkeye kötülük yapmış olurlar.

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37