Dedi: PKK terör örgütüne karşı verilen mücadelede Cumhurbaşkanı’na yönelik söylenen “İktidar hırsı için ülkeyi ateşe attı.” söylemi sizce nasıl yorumlanmalı?

Dedim: Bu hal, Erdoğan nefretinden kaynaklanan bir ruhsal sapma halidir. Şöyle ki; 1) Çözüm Süreci’nin yanlışlığını söyleyip şehirlerin silah yığınağı haline geldiğini savunanların(ki doğrudur) kendilerine “Bu hal devam etmeli miydi?” sorusunu sormaları gerekir. Zira bu müdahale belki de son çıkıştı. 2) Çözüm Süreci’nin doğru olduğunu söyleyip, PKK terör örgütünün meydan okumalarını “Artık silahlanın” çağrılarını ve saldırılarını, araç yakmalarını, yol kesmelerini, uykuda polis vurmalarını ve askeri hedef almalarını görmezden gelerek, “Savaşı Erdoğan başlattı” diyenlerin bu ülkeye ve bu milletle örtüşen hiç bir değer yargısı kalmadı.

Dedi: Birbirinden 180 derece uzak bu iki kesim de aynı noktada nasıl birleşti? Bu hal normal mi?

Dedim: En başta da ifade ettiğimiz gibi... Özellikle 2. şıkta tarif edilenler gerçekten bir ruhsal sapma içindeler ve bu topluma dair hiç bir ortak değer yargıları yok. Onlar artık dünyalı!.. Amerikalı, Avrupalı...

Dedi: Burayı biraz açar mısınız?

Dedim: Başta cemaatin eli kalem tutanları da olmak üzere hepsini aynı potada değerlendirebiliriz. Halkın oyu ile seçilen bir Cumhurbaşkanı’na “Ya adam gibi gidecek, ya da gitmek zorunda kalacak” diyen bir aydın(!), Cumhurbaşkanını seçen halkın bir parçası olamaz. Kimi cemaatçi, kimi liberal kimi  sosyalist kimi ulusalcı ve bilmem neci bir güruh, Türkiye’ye dışardan operasyon istiyor. AB’den ve ABD’den müdahele bekliyor.  Onlara içerden zemin hazırlıyorlar. PKK’nın şehir yapılanmaları üzerinden halkı isyana teşviki bu amaca matuftu. Güya halk sokağa çıkacaktı!.. Asker ve polis karşı koyacaktı!... NATO tavır alacaktı!... ABD ve AB müdahil olacaktı!... Bütün hesapları buydu.

Beyaz Türklerin Gezi üzerinden düzenledikleri operasyonu, Kürt halkı üzerinden ve HDP ile işbirliği içinde böyle planladılar. Sonuç yine tutmadı. Ancak cemaat medyasının dışardan müdahale talepleri sürüyor. Cemaat gazetesi yazarı Lale Kemal bakın neler yazıyor: “Demem o ki, Türkiye’de ki tehlikeli gidişata artık dışardan müdahale ile dur denilebilir. Bu dur deme hali kara gözümüz kara kaşımız için değil.  NATO’nun bir üyesi olan Türkiye’nin otoriterleşmesine izin vermemek nedeniyledir”

Güneydoğu’da silah zoruyla oy devşiren PKK’yı kurtarmak için Türkiye’nin %52’sinin  oylarıyla ve özgür iradesiyle seçtiği bir adamı otoriterleşti iddiasıyla ve dışarıdan müdahale isteyerek devirmek!...

Dedi: Aydınımız ne utanç verici bir noktaya savruldu değil mi? Artık ihanet bile gizlenmiyor.

Dedim: Bu millet aydın ihanetini ilk kez yaşamıyor. Tarihin sayfalarında mandacılığı savunan aydınlar da kaydedilmiş duruyor. Kendi halkının seçtiği bir Cumhurbaşkanı’nı Washington’la Bürüksel’le ortak operasyon yapıp devirmek isteyeceksiniz sonra da kendinize demokrat diyeceksiniz.

 

Ruhsal sapma hali dillerine de yansımış. Artık The cemaat, The liberal, The sosyalist oldular. İşte böyle bir süreçten geçiyoruz. Ve Türk haklı bunun farkında...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.