ABD Başkanı Trump ülkesini ve dünyayı şoke etmeye devam ediyor… Seni kovdum, seni döverim mantığı ile yeryüzüne korku salıyor! Elbette her ülke bundan tedirgin oluyor. Katar’da da bunun etkileri yaşanıyor. Trump’un bu hamle ile birden fazla kazanım elde etmek istediği anlaşılmakla beraber en önemli hedefin Katar üzerinden Türkiye olduğu da açıkça görülüyor.

Durum böyle iken, Türkiye’de bazı kesimler bunu görmek istemiyorlar. Zaten dış hesaplara çalışanların çok olduğu son darbe girişiminden sonra daha net olarak görülen Türkiye’de, Abdülhamit’in Mahmut Paşası gibi ikili oynayanların, Katar konusunda da Türkiye’den yana olmalarını beklemek saflık olur.

Bu operasyon, ABD ve dolaylı olarak İsrail tarafından Katar’ı ele geçirme ve Türkiye’nin finans destek kollarından birini daha kırma hedefine dönüktür. Derinlerine inilebilse altından İngiltere çıkar. Bu hareket korsanlıktır. Ataları korsan olanların soya çekim hareketidir. Siz Macellan’ı ve diğer dünya kâşiflerini masum araştırmacılar sanıyorsanız bilin ki bunlar korsandılar ve korsanlık peşinde iken yeni talan bölgelerini keşfediyor, yerli halkı katlediyorlardı. Biz bunları derslerimizde yine birer bilim araştırmacısı olarak anlatmaya devam edelim ama Macellan’ın ölümü böyle bir çatışma sırasında olmuştur.         

Katar operasyonu; Doğalgaz paralarının Batılı güçlerle paylaşılması; İran, Rusya ve Katar doğalgaz güç birliği ve dolar dışı para birimi ile ticaret yapma ihtimalinin önlenmesi için yapılan bir zorbalıktır. İlk hamle korkutma, yalnızlığa itme ve etrafındaki ülkelerden soyutlama; sonra da gel bana ben sana yardımcı olurum, sorunu birlikte çözelim denilmektedir. Sorunu planlayan nasıl çözer? Planlama sırasında neyi hedeflemişse elbette onu elde edecek şekilde çözer…

Şu kesinlikle söylenebilir; eğer Katar Emiri ABD’nin çağrısına uyarak Amerika’ya gitseydi bir daha Katar Emiri olarak geri dönemeyebilirdi! Katardaki 11.000 kişilik ABD ordusu darbe yapabilir, yerine Mısır’daki Sisi gibi bir kukla getirebilirdi. Tabi bu darbeyi önlemenin tek bir yolu vardı; Katar Emiri’nin ABD’ye teslim olup, istekleri kabul edip etmemesine bağlı olarak şekillenecekti. “Evet abi, emredersin!Derse darbeye gerek kalmayacaktı. Ama “hayır, reddediyorum! Derse darbe ihtimali hep vardı…

Katar Emiri Trump’un çağrısına ret cevabı vermekle doğrusunu yaptı. Tabi bu şekilde sorun bitmiş olmadı. Trump birinci hamleyi kaybetti. Yani bu blöf işe yaramadı. Sorunu tırmandırmak da istemiyor. Yeni bir duruş ve hamle peşinde olduğu kesin. Zaman içinde meselenin nereye varacağını dünya hep birlikte görecektir.

Ortadoğu’da bir canavar dolaşıyor; eskiden mümkün olduğunca gizli dolaşır vuracağına vurur, alacağını alırdı; şimdi açıktan dolaşıyor; belirlediği hedeflere saldırıyor, alacağını alıp götürüyor. Ortalık kan gölü, kimin umurunda! Herkes korkuyor, tedirgin oluyor; Ortadoğu devletleri sıranın kendisine de geleceğini bildikleri halde, dayanışma içine girmeleri gerekirken tek tek bu canavarın işini kolaylaştıran hamleler yapıyorlar. Katar’ı ABD emriyle dışlayan Arap ülkeleri gibi…

Türkiye’nin bu konudaki tavrı omurgalı ve onurlu olmuştur. İyi günde birlikte olduğu Katar’ı zor gününde satmamış, ABD korkusuna kapılmamış, Katar’ın yanında yer almıştır. Bu duruş karakterli bir duruştur, güven veren bir duruştur. Tarihten getirdiğimiz Türk duruşudur.                              

Katar’ın teröre destek verip vermediğini tam olarak bilemiyoruz ama Müslüman Kardeşler (İhvanül Müslimin) bir terör örgütü değil, inanç birlikteliği ve dayanışmasıdır ve eline silah almamıştır; almama kararları vardır. Peki kan kusturan PKK ve diğer türevleri olan terör örgütlerine ABD ve diğer Batılı ülkeler destek verirken, bunları ülkelerinde korurken hangi yüzle bu yalanları uyduruyor, Katar’ı suçluyorlar? Saddam ve diğerleri için de hep yalan uydurmadılar mı?

Durum böyle iken Türkiye’de Amerika ağzı ile demeç verenlere ne demeli? Bu davranış Trump’un korsanlığına bir tür destektir: “Biz karışmayalım ABD’nin işini kolaylaştıralım” demektir. Ama feraseti yüksek Türk Milleti, kimin ne yapmak istediğini artık eskisine göre çok daha iyi anlamaktadır.

İşin aslı şudur:

On yıldır Türkiye’ye yapılan saldırılara rağmen Türk ekonomisinde ve sosyal dengesinde bir değişiklik gözlenmiyordu. Bu durum emperyalist güçleri çileden çıkartıyordu. Bu iç ve küresel saldırılara karşı hiçbir dünya ülkesi dayanamazken Türkiye’nin bu direnci nasıl ve nereden geliyordu? Amerika, Avrupa, İsrail ve Ortadoğu’daki bağlantılarının istihbaratları ile ekonomik desteğin kaynağının Katar olduğunu tespit ettiler. Türkiye’nin desteğini kesmek için Katar’a operasyon yaptılar.

Kısaca Katar, asıl vatanı ve kardeşi olan Osmanlı’ya ve bugünkü Türkiye’ye yardım etmenin bedelini ödüyor.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.