Diğerleri solunca ortaya çıkıyor.

Hüzün mevsiminin tam ortasında…

Rengarenk, tarifsiz güzelliği var ama dikeni yok.

Ve günlerce canlı kalabiliyor.

Sonbaharda ilkbahar gibi hissettiriyor.

Bu yüzden insana yaşama ümidi veriyor.

***

Papatyagiller ailesinden, anavatanı Asya…

Kasımpatı, bitki dünyasında krizantem…

Çiçek dilinde ise melankoli olarak biliniyor.

Yüzlerce çeşidi var.

Beyazı; saflığı, bereketi ve masumiyeti…

Sarısı; sıcaklığı ve sevgiyi…

Pembesi; sadakati ve şefkati…

Moru; derin sevgiyi ve neşeyi temsil ediyormuş.

***

Pera Palas’ta; Mustafa Kemal Atatürk’ün, şimdi müze olarak kullanılan odasında…

Hintli bir mihracenin hediye ettiği ipek halı da sergileniyor.

Mihrace, halıyı hediye ederken, “Bu halının üzerinde sizin hayatınızı yönlendirecek motifler var” diyor.

O günlerde bir anlam veremiyorlar.

Ölümünden sonra ipek halı inceleniyor.

09:07’yi gösteren bir saat motifi. (Ölüm saati 09:05 ancak beyin, kalpten iki dakika fazla yaşıyor.)

On kollu şamdan ve halının ortasında renk renk kasımpatılar…

***

Krizantem… Eski Yunancada “Altın Çiçek” anlamına geliyor.

Mitolojide, altın çiçeğin, mutlu sonla bitmeyen iki hikâyesi var.

Birincisi, umutsuz bir aşk hikâyesi…

Crisan isimli fakir ama gururlu genç, zengin ailenin güzel kızına âşık oluyor.

Durumu fark eden genç kızın babası çok öfkeleniyor ve iki gencin görüşmesini engelliyor.

Delikanlı, sevgilisine yalnızca krizantem gönderiyormuş.

Ucuna da bir not iliştirerek.

Crisan t’aime (Crisan seni seviyor).

İkincisi, çok daha acıklı… Köyün yakışıklı delikanlısına tutulan Ante’yi anlatıyor.

Sevgilisinin kokladığı krizanteme dudakları değince olanlar oluyor.

Kıskanç krizantem, tüm kanını çekince oracıkta ölüyor güzel Ante.

Bir buse uğruna canından olan genç kızı çiçeğin altına gömüyorlar.

Fakat yaptıklarından çok pişman olmuştur krizantem.

Her sonbahar renk renk çiçeklerini Ante için açıyor ve üzerine döküyor.

***

‘Yine Aylardan Kasım’.

Saksımız, vazomuz, sağımız solumuz hüzün çiçekleriyle dolu.

Hem 10 Kasım’ın, hem de 24 Kasım’ın baş tacı…

Çünkü bu dünyadan göçen de O’ydu, Başöğretmenliği kabul eden de O…

Melankolik bir durum söz konusuysa…

Kara sevda, ölümsüz aşk…

O zaman, gelsin kasımpatılar.

Çünkü bu çiçek ayakta durmak demek…

Zorluklardan yılmamak, hayata küsmemek, vazgeçmemek…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108