Söze düşmanlıkla başlıyorlar... Cumhurbaşkanı’na karşı öfkeden, nefretten boğuluyorlar..  Bu nefretin kaynağı ne PKK, ne de DHKP-C ile mücadele. Ülkenin değişimine direniyorlar. Bütün felsefelerini dumura uğratan bir adamdan bunun için nefret ediyorlar. Her şerden ve kötünün her türünden medet umuyorlar. Eli silahlı terör örgütüne dolaylı destek sunuyorlar... Anadolu’ya her gün ve daha çok şehit cenazesi gelmesine umut bağladılar... 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla İstanbul Taksim’de yürüyüşe çıktılar... Güya ‘savaşı durduracaklar!...’ ‘Kardeş kanının akıtılmasını önleyecekler!..’

Kardeş kanı ile kimleri yan yana getiriyorlar? PKK teröristleri ile asker/polisleri kastediyorlar. Bunların kastettiği Türklerle Kürtler değil. Zira bu iki kardeş ırkın birbiriyle sorunu yok. İstanbul’da, İzmir’de, Ankara’da, Diyarbakır’da zaten birlikte yaşıyorlar. Şehit düşen asker ve polisin de Kürt çocuklarıyla sorunu yok. Batman’da, Şırnak’ta, Iğdır’da sokaktaki insanların içinde yaşıyorlar. Bilakis onların da güvenliğini sağlıyorlar. Lâkin PKK’lı teröristler; sokakta gezen asker ve polise pusu kurup kan akıtıyor. İstanbul Taksim’de güya savaş durdurmaya kalkanlar ise en kalleş, en aşağılık bir şekilde pusu kurup kan akıtan terör örgütünü değil, bu örgütle mücadele eden Cumhurbaşkanı’nı kınıyorlar. PKK’ya terörist diyemiyorlar, sokaklarda kardeş kanından bahsederek gizlice kendi kardeşliklerini vurguluyorlar.

Taksim Meydanı’nda miting yapıp ‘kardeş kanı’ndan bahsetmek, PKK’lı teröristleri kayırmak ve desteklemektir. Gidip Lice-Diyarbakır Karayolu’nda, Hakkâri-Şemdinli sokaklarında kortej oluşturursanız ve dağa seslenirseniz söylemleriniz o zaman bir anlam ifade eder. Ne hazindir ki dün de, bugün de gerçekleri hep ters yüz ettiniz!.. 

***

Kendilerine ‘Haziran Hareketi Üyeleri’ diyenler zaten ardından gerçek niyetlerini ve düşüncelerini dışa vuruyorlar. Ellerinde keleşler, ceplerinde bombalarla kan akıtanlara değil, ülkesi ve milleti adına terör örgütüne karşı mücadele ettiği için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ‘katil’ sloganları atıyorlar. Teröriste terörist, katile katil diyemeyen sahtekârlar, ‘Niye bu teröristlerle savaşıyorsun?’ diyerek Cumhurbaşkanı’na çatıyorlar.

Haziran Hareketi üyelerine göre katil veya katiller Cemil Bayık’lar, Duran Kalkan’lar ve uzun namlulu silahlarla asker ve polise saldıranlar değil...  Onlar barış yanlısı silahlı güvercinler!.. Haziran Hareketi üyelerine göre ‘katiller’; gece yatağında uyuyan polisleri, askerleri, hekimleri ve hatta Kürtleri katiller güruhu PKK’dan koruyan askerler ve polisler...  Ve askere ve polise emir veren silsile... Onların şahsında ve onlara diyemediklerini Cumhurbaşkanı’na söylüyorlar...  Cumhurbaşkanı, bu teröristlerin ağababalarıyla Çözüm Süreci’ni kotarıp, kanı durdurduğunda da ondan nefret ettiler. İşte bunlar bu kadar samimiyetsizler.

***

 

Bu kafayla barış olur mu? Bu kafa barışı savunur mu? TBMM’de 80 milletvekili bulunan parti, silahla esir alınırken, dağdan seçim boykotuna çağrılırken, savaşı durdurmak iddiasıyla Taksim Meydanı’na yürümek ve halkın yüzde 52 oyla seçtiği Cumhurbaşkanı’na katil demek samimiyetsizliğin dik âlâsıdır. Dağdakiler bunların kardeşleri... Ve dağdaki kardeşlerini korumak için meydanlardan manevi destek yolluyorlar. Bir de utanmadan kardeş kanından bahsediyorlar. Samimiyetsizler...  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.