Güzellik veya çirkinlik düşüncede başlar. Güzel düşünen, güzel söyler, güzel konuşur, gördüğü varlıkların güzel yönlerinden bahseder. O bakımdan insanın fikri ne ise zikri de odur, denilmiştir. Fikri ve zikri güzel olanın fili de güzel olur, güzel işler yapar.

Fikri, zikri, fiili kötü olan kimseye gelince, o, güzel işler yapmak bir yana, gördüğü güzellikleri ve başarıları da kötü yorumlar. Kendisinin güzellikten haberi olmadığı için olaylardaki güzelliği de göremez ve güzel yorumlayamaz.

“Müminlerden, içlerinden geldiği gibi yüklü miktarda sadaka verenleri (bunlar gösteriş yapıyorlar diye) ayıplayanlar, çekiştirenler ve dişinden tırnağından artırdıkları azıcık şeylerini verenleri de (Allah’ın bunların bir avuç hurmasına mı ihtiyacı var diye) alaya alanlar var ya, asıl Allah onları alaya almıştır. Onlar için çok acı bir azap vardır.” (Tevbe, 9/79)

Yani çok versen de suç, az versen de suç. İyi yapsan da kusurlu, kötü yapsan da kusurlu. Burada olumlu bir bakış yoktur. İşte bu hastalıklı ruh halidir. Çağımızın hastalığı, insanların birbiri hakkında güzel düşünemiyor, iyi niyet ve iyilik duygusu taşıyamıyor olmasıdır. Onun için toplum mutsuz, huzursuz bir sosyal yapının bunalımlı uçurumuna sürüklenmektedir.

Bir şeyin aslını bilmeden kötü niyetle sağda solda konuşmak, sosyal medyada iddialarda bulunmak ZANDIR. Zanlara dayanarak dedikodu yapmak İFTİRADIR. İftirada bulunmak, dinen ve kanun gereği SUÇTUR. Kimsenin bu saçmalıkları yanına kâr kalmaz; mutlaka kanunlar ve yaratan bunların hesabını er ya da geç sorar! iyi ki cehennem var!
Ayrıca bu kişiliksiz kişiler, yaptıklarından dolayı sürekli huzursuzdurlar. Çünkü fıtratları, yani ilâhi yaratılış özellikleri onları, nefsine uyarak yanlış yaptığı konusunda arkalıksız uyarır. Ancak cehalet, hamaset ve husumet kalbinin gözünü kör etmiş olması nedeniyle bu uyarının farkına varamazlar. Bu nedenle bir türlü normal insanlar gibi olamazlar!
Huzursuzluklarını gidermek için kendi kurguladıklarına, kendi uydurdukları iddialarına yani zanlarına insanları inandırmaya, yine kendi kuşkularını ve şüphelerini delil olarak ileri sürerek gayret ederler! Böylece insanların, "SEN HAKLISIN!“ demelerini beklerler. Kendine benzeyenler ya da kendine mahķum olanlar, "HAKLISIN!" dese bile içleri rahat etmez; hatırı sayılır diğer insanları da ikna etmek için telefonu elinden düşürmez ve gittikçe felâkete sürüklenirler de fakat bunun farkına varmazlar.

 “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin (kusurunu) araştırmayın, kimse kimseyi gıybet etmesin. Hanginiz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır” 49/12

Bugün bayram. Kurban Bayramı. Yani yakınlaşma bayramı. Allah’ın verdiklerinin bir kısmını feda ederek yakınlara, yoksullara, eş dost ve akrabaya ikram ederek; zorda olanlara kolaylık, çaresizlere çare olmak suretiyle gönül alma bayramı. Dostlukları kuvvetlendirme bayramı. Bunu gören ve hakkıyla bilen Allah’ın hoşnutluğunu böylece kazanarak O’na yaklaşma bayramı.

Safları sıklaştırın, yardımlaşın, bölüşün, paylaşın ve böylece kardeş olun. Bayramlar kardeşlik, birlik ve beraberlik duygularının zirve yaptığı müstesna günlerdir. Kurban Bayramınız mübarek olsun. Milletimiz ve insanlık için hayırlara vesile olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37