Fırsat ahlaksızlığı... Hükümete yakın gazeteler kitap piyasasını kilitleyen kâğıt sektörüne bu başlıklarla yaklaştı. Döviz kuru henüz yerine oturmadığından kâğıt toptancıları piyasaya kâğıt sürmüyor. Matbaalar zamlı fiyattan istese bile kâğıtlar satılmıyor. Zira ithal ettikleri kâğıdı şimdi kaça alacaklarını bilmiyorlar?

Hükümete yakın gazetelerin aslında kâğıt derdi yok. ‘Nasıl yok?’ sorusunun cevabı hem uzun hem herkes biliyor. Kendilerinin kâğıt derdi veya fiyatı sorusu olmayınca kitapçıların hakkını arıyorlar. Kâğıt toptancılarına ‘ Fırsat ahlaksızlığı’ diyerek. Doğrudur. Kâğıtçıların yaptığı ahlaki değil. Dolar üzerinden aldıkları kâğıdı günlük dolar kuru üzerinden satmalılar. Aradaki riski almalılar. Yapmıyorlar. Peki, aynı medya bu ülkede özelleşen kâğıt fabrikalarına ne olduğunu niçin sormuyor? 2000’li yılların başında yürütülen SEKA özelleştirmeleri fütursuzca satılmış, fabrikalar kapatılmış, arazileri ranta açılmıştır.

SEKA İzmir, SEKA Bolu, SEKA Dalaman, SEKA Afyon, SEKA Balıkesir, SEKA Çaycuma, SEKA Aksu (Giresun), SEKA Kastamonu ve SEKA Akdeniz işletmeleri binaları ve tüm varlıklarıyla satılmıştır. Mahkemeler bu satışları durdurmuş ancak kanunlar arkadan dolanılarak halledilmiştir. Bugün kâğıt toptancılarına ‘Fırsat ahlaksızlığı’ başlığı atanlar gazete-dergi-kitap sektörünü etkileyen kâğıt yokluğu karşısında SEKA işletmelerini rantlarına kurban edenleri neden yazmıyorlar?

Neden SEKA dosyalarını açmıyorlar?

Az önce SEKA fabrikalarının özelleştirmeleri adı altında satılıp nasıl kapatıldığını yazdık. Kapatılan her fabrika üretime vurulan darbeydi. Üretmeden tüketen bir toplum olmamız için her şey yapıldı.

Bayram tatilinde köylerimizdeydik. Köylerin nasıl bittiğini, insan göçü nedeniyle o arazilerin nasıl işlevsiz hale geldiğini içimiz acıyarak izledik. Torul ilçesinin Işık Köyü... Bir zamanlar bin 500 büyükbaş, 2 bin küçükbaş koyun varmış. 300 civarındaki nüfus şimdilerde kışın 30’lara inmiş. Hayvancılık bitmiş. Modern tarım adına hiçbir şey yapılmıyor. Köyün gölet ihtiyacı var ama devlet umursamıyor. İnsanlar asgari ücretle yurdun çeşitli illerinde yaşam savaşı veriyor.

Yazlığa dönen köyde süt yok. Yumurta yok. Buğday ve un yok. Yani ekmekten yapa ve yoğurta şehirden götürüp köyde yeniyor. İnsanların hepsi muzdarip. Hayvancılık yapsanız et para etmiyor. Süt para etmiyor. Buğday para etmiyor. Yani insanlar emek verecek olsalar geçinemeyecekler. Onlar da göç edip asgari ücrete yaşamaya razı geliyorlar.

***

Bir yanda üretmeyen diğer yanda üretse bile karışığını göremeyen bir toplum. Sahi gelecek nesillerimize nasıl bir Türkiye bırakacağız? Ülke olarak nasıl kalkınacağız? Her şeyin başı bu sorun halledilmeli ve milli bir seferberlik ruhuyla bir yerden başlanmalı. Burun kıvıranlar ve seyredenler önemli değil. Buna inananlar yeter. Sadece gerçekçi ve tutarlı yol gösterilsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37