banner114

Neler oluyor bize?
Ne ara bu denli vahşileştik? Yoksa öyleydik de haberimiz mi yoktu?
Hani insanlar konuşa konuşa anlaşırdı?
Çağları aşa aşa gelmiş ve “Bilgi Çağı mı olsun yoksa Uzay Çağı mı” derken…

İnsan Çağı olsun” diye ciddi ciddi çalışma başlatmıştık. 

Demek hepsi koca bir yalanmış, ekran koruyucu...
Elimizde bıçak, belimizde silah, dilimizde küfür...
Gazete sayfalarıyla ekranlardan kan damlıyor.
Diziler, reyting uğruna gözyaşı seline dönmüş.
Çığlıklar göğe yükselirken kanlı canlı sahneler aralara sıkça serpiştiriliyor.
Ortaya karışık gibi...

***
Oldu mu şimdi? Sen, onca eğitimi al.
Hesaba kitaba göre iyilik perisi, doğruluk timsali bir gençlik yetişmesi gerekirken...

***
Özgecan/Çarşamba Perisi romanımı yazarken yaşadıklarım düştü aklıma...
Yine bir kadın cinayeti... Emine Bulut'la derinden sarsıldık.
Acı ama gerçek, cinayete seyirci kaldık. Hem de bir gösteriyi izlercesine...
Video çekme, kritik yapma ve birkaç üzgün cümle kurma telaşı...
Eskiden her mahallenin bıçkın delikanlıları vardı, abileri, kabadayıları...
Öyle kadına karşı sokak ortasında sesini yükselteceksin...
Yetmedi, tekme tokat döveceksin, kolay kolay kimseler göze alamazdı.
Şimdi ancak filmlerde görüldüğü gibi gittikçe sayıları artardı gönüllü bekçilerin.
Bazen ellerinde kaldığı da olurdu...

***

İster mektup yazalım, ister proje yapalım. Yöntem aynı: Giriş, gelişme, sonuç.
Fakat genelde hep sonuç odaklı yaşar hale geldik.
Fotoğrafı görüyoruz ama iyi tahlil edemediğimiz ortada...
Biz nerede yanlış yaptık” sorusunu sorma cesaretini dahi gösteremiyoruz.

***
Üniversitelerimizin görev ve sorumlulukları çok fazla...
Özellikle Psikoloji ve Sosyoloji bölümlerinin...
Beklentimiz, eksik ve aksak yönlerimiz üzerinde durmaları...

Kent kent, bölge bölge rapor hazırlamaları, öneri sunmaları...
Yoksa “kim çözecek” sorusu uzunca bir süre daha orta yerde bekler sahibini…

***
Bir özeleştiri yapma zamanı gelmedi mi?
Fakat bizler sadece araç gereç, mal mülk değil haber de tüketiyoruz.
Yenisi gelince eskisinin hükmü azaldığından, kaybolduğundan…
Hafızamız ‘balık’, bu yüzden çok kolay unutuyoruz.

***
Abi, bunlara iyi hal miyi hal yok, sallandıracaksın.”
Zehirli iğne de olur, elektrikli sandalye de...”
Denize bakan köy kahvesinin önünde muhabbet uzadıkça uzuyordu.
Yani o anda bir kadın düşmanı çıksa ortaya...
Ya da biri, üç beş kelam etse, kadını küçük gören...
Bahçeyi gölgeleyen dev çınar ağacında darağacı kuracak kadar öfkeliydiler.
Bu gibi durumlarda en iyisi kulak misafiri olmak...
Dalgalarla birlikte rüzgâra karışan sözlere mümkün mertebe karışmadan…

Çayını yudumlamak, yolculuk yaparcasına denizin üzerinden ufka dalmak...
Halkın tepkisini, noktasına virgülüne dokunmadan ilk sahiplerinden duymak…

***
Büyük usta Neşet Ertaş’ın “Kadınlar insandır, biz insanoğlu” sözünü iliklerimize kadar hissetmeliyiz.
Aslında bu işin mektep medrese ile…

Ciltler dolusu kitap okumakla...

Sayısız panel ve konferansa katılmakla çok fazla ilgisi yok.
Kalbimize iyi bakalım, vicdanımıza... Ve kalbimizin ilk attığı kalbe…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mümin 3 hafta önce

Nedenlerini hiç araştırmıyoruz. Soramıyoruz cesurca. Aslında tuzak belli ve bizler de buna alet oluyoruz.

Avatar
YASEMIN ÖDEN 3 hafta önce

KELIMELERIN KIFAYETSIZ KALDIĞI BEYNIMIZİ BIR SÜRU SORULARIN MESGÜL ETTIGI CIGERLERIMIZIN CIZIR CIZIR ETTIĞI VAHSETLER GÜN GECTIKÇE ARTIYOR ZIZOFRENLIGIN HAZMEDEMEMENIN ERKEK EGOMANYAKLIGININ SAKLI YÜZÜ ÇOK KORKUTUCU .INSANOGLU NEREYE GIDIYOR BÖYLE DIYE DÜSUNÜYOR OLDUK.YAZIK COK YAZIK .

banner108