banner114

Bir bayramı daha geride bıraktık. Rabbim bizleri ve ailemizi nice güzel bayramlarda tekrardan bir araya getirsin inşallah. Bayram denince olmazsa olmazlarımızdan biri de kabir ziyaretleridir. Kabir ziyareti hepimizin yaptığı peygamber efendimizin de tavsiye ettiği güzel bir davranıştır. Bunun ile birlikte bir de türbe ziyaretlerimiz vardır.

Kafamı kurcalayan soru ise, kabre ya da türbeye gittiğimizde neyi kimden nasıl isteyeceğimizin bilinmemesidir. Bu soruma  cevap olması açısından bu haftaki yazımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Müslim hadisinde geçen kabirlerle ilgili Peygamberimiz(sav) sözü şudur.

“Daha önce sizi kabir ziyaretinden men ediyordum, artık ziyaret edebilirsiniz” (Müslim, 1977)

Hz. Peygamber (sav)in kabir ziyaretlerini yasaklamasının sebebi; Yahudi ve Hristiyanlar, aziz saydıkları kimselerin kabirlerini ibadet yeri edinmişlerdi. Cahiliye devrinde kabirlere secde ediliyor, putlara tapılıyordu. Putperestlik, büyük tanınan kimselerin heykellerine saygı ve tazim ile başlamış, neticede bu saygı putlara ibadete dönüşmüştü. Bu durum İslâm Dininin gayesi tevhid akidesine ters bir durumdu. Hz. Peygamber (sav) bu sebeple tehlikeli gördüğü kabir ziyaretlerini yasaklamıştı. Fakat tevhid inancı gönüllere iyice yerleşip Müslümanlar tarafından gayet iyi anlaşıldıktan sonra, kabir ziyaretine izin verilmiştir.

Zaten tekessür suresinde de Rabbimiz bu duruma  atıf yaparak Müslümanların ölülerin çokluğuyla övünmelerini yasaklamıştır.

Daha sonraki dönemlerde bozulma başlayarak tevhid inancına adet, örf ve geleneklerimizdeki sapmalar inancımızın içerisine karıştırılmaya başlayınca kabir ve türbe ziyaretleri neredeyse tam bir şirk abidesi yerine dönüşmeye başlamış ve günümüze kadar da devam etmiştir.

Bu bozulma İslâm âleminde ilk olarak Abbasîler devrinden itibaren, hükümdarlar, halifeler, hükümdar eşleri ve çocukları, emirler, vezirler, âlimler, veliler, sanatkârlar ve komutanların mezarları üzerine türbeler (kubbe ve künbedler) yapılmış, yaptırılmış ve günümüze kadar gelmiştir.

Kabir ziyaretlerine tarihi akış içinde baktığımızda islamdan öncesinde ölülerden yardım istemek, hatta tapılmak için de yapıldığı görülmektedir.

Ancak islamın dört halife döneminin hemen ardından ziyaretler amacından saparak ölülerden yardım istenilen, medet umulan, bayramlarda ve belirli günlerde ziyaret edilen merkezlere dönüştüler.

Geldiğimiz noktanın ibretlik olması açısından;

Gözüme takılan bir o kadar da çarpıcı olan köşe yazısını olduğu gibi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Marmaris’te bir türbe...

İnsanlar yıllarca o türbede Çağ Baba diye bir ermişin yattığına inandılar.

Türbeye çaputlar bağladılar, el açıp dualar okudular.

Dilekler dilediler Çağ Baba’dan. Çocukları olsun istediler. Evlenmek istediler. Sağlık istediler. Para istediler. Başarı istediler. İstediler de istediler.

Herhalde bazılarının dilekleri gerçekleşti ki, yılmadılar, yıllar yıllar boyu o mezarın yolunu tuttular, Çağ Baba’dan medet umdular.

Sonra bir gün gerçek anlaşıldı. Müslüman bir ermişin yattığını sandıkları o mezarda aslen Karyalı bir gladyatör yatıyordu.

Hem de üç bin yıldır. Dövüşçü Diagoras, bundan üç bin yıl önce  Karya döneminde bu topraklarda yaşamış ve ölmüştü,  o üçgen çatılı mezara gömülmüştü. Onun yaşadığı çağlarda değil Müslümanlık, henüz daha tek tanrılı herhangi bir din bile yoktu; dolayısıyla nicedir ona okunan Fatihalar boştu.(Mine Söğüt)

Gelecek hafta yazımıza kaldığımız yerden devam etmek üzere … Kalın Sağlıcakla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adsiz Akyüz 1 ay önce

Emin önünde Bekri Mustafa türbesi var onafa mübarek zat diye dua ediyorlar araştırdım ozat iyi zat değil nasıl olurda orda lütfen bu konuya da deyinirmisiniz saygılar

banner108