Bir grup gönüllü ile geçen haftayı Türkiye ve Suriye’deki mülteci ve yetim kamplarını gezerek geçirdik. Ziyaretin ilk ayağı Reyhanlı oldu. Reyhanlı’da oluşturulan yetim kamplarını görünce, İHH’nin hakkının teslim edilmediğini düşündüm. İlk kez bir araya geldiğim bu gönüllü insanların yaptıkları karşısında duygulanmamak içten bile değildi. Yaşları 4 ile 14 arasında değişen savaşın yetim çocuklarına bir şehir kurmuşlar. Öyle böyle değil. Yaşanacak bir yaşam bölgesi oluşturmuşlar.  Her şey çocuklar için sloganıyla çıkılan bu yolda, başarılı da olmuşlar.

Reyhanlı sonrası Kilis’e geçtik. Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan geçerek Suriye topraklarına ulaştık. Halep’in ilçesi Azez’i gezdik. Savaştan nasibini almış Azez’de 250 bin mülteci için kurulmuş kampları dolaştık.  Çadır ve konteyner kentlerden oluşan binlerce insanın yaşadığı sefalete şahit olduk. Herkesin ağzında Türkiye var. Tek dost ülke olarak Türkiye’yi görmeleri bizi sevindirdi. Hemen hepsi Türkiye’ye gelmek istiyor. Hele çocukların çat pat Türkçe ile Hayde Türkiye’ye sözleri insanın içini acıtıyor.

TV ekranlarında gördüğümüz o kampların içine girince, insanların çaresizliklerine şahit olunca, yaşanan dramları dinleyince, üzülüyorsunuz. Müslüman olarak benim hakkım Suriyelilere veriliyor, bana ne onlardan düşüncesini yitiriyorsunuz. Hemen yanı başımızdaki sorunun ülkeyi ne kadar etkilediğine şahit olup, önümüzdeki sürecin nasıl geçeceği düşüncesine kapılıyorsunuz. 7 yıldır süren savaşın insanlar üzerindeki izlerini görüp şükür ederek Suriye’den ayrılıyoruz.  Dönüş yolunda İHH’nın bölgeye yaptıklarını düşündükçe (günde 120 bin ekmek dağıtıyorlar) iyi ki varsın İHH demekten kendimi alamıyorum.

Rejime karşı nefret dolu söylemler akla gelince, , Türkiye’nin bölgede kendisine düşen görevini yerine getirdiğini, bir kez daha anlamış olduk. Her ne kadar bölgede ABD istediği gibi at koşturmak istese de, İran, Türkiye ve Rusya’nın işbirliği,  bu oyunu bozacak güçte olduğuna inanıyorum. Şayet Rusya’nın kazık atma ihtimalinin de hâlâ masada durduğunu unutmadan. 

BAKAN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMELİ

Gazetemizde dün bir haber yayınlandı. Manşet haberde iki hâkimden bahsediliyor. Birinin FETÖ/PDY üyesini serbest bıraktığı iddia ediliyor. Hem de tanıklara rağmen örgüte maddi destek sağlamanın yeterli ve inandırıcı delil olmadığından bahsederek.  Ya diğeri bundan birkaç yıl önce türbanlı bir hemşire, adliye lojmanlarında arkadaş ziyaretinde bulunmak istiyor. Ama türban taktığı için kapıdan kovuluyor. Hem de bu olay AK Parti iktidarı döneminde yaşanıyor. İnsanın aklına bu nasıl bir cesaret sorununu getiriyor. Oturulan lojmanı kamusal alan olarak görmek hangi aklın ürünüdür. Ben bilmiyorum, bilen varsa gelsin anlatsın. Burada gereğini yerine getirmek Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e düşmektedir.

Trabzon’da 17/25 Aralık sonrası yaşananları biliyoruz. Tabi öncesini de. Gazeteci olarak bizler 2 yıldır Trabzon’da görev yapan Başsavcı Mithat Kutanoğlu’nun terör örgütlerinin tamamına karşı verdiği mücadeleye şahit oluyoruz. Yaşananları görünce keşke 17/25 Aralık sonrası bu kentte gelseydi, düşüncesinden kendimizi alamıyoruz.  Başsavcı Kutanoğlu bu dönemde yalnız bırakılmamalıdır, mücadelesine destek çıkılmalıdır. Çünkü o da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çizgisinde ülkenin huzuru, adaleti eşit dağıtmak için elini taşın altına sokanlardandır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37