AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 2019 seçimleri öncesi bazı belediye başkanlarının istifalarını alıyor. Uygulama, AK Parti ve Türkiye için yeni bir yöntem olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla demokratik olup olmadığı tartışılıyor.

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk demokrasisine ‘Sandıkla gelen sandıkla gitmeli’ anlayışını getiren isim. En başından beri hep bu gerçeği savundu. Şimdi kendi partisinin başkanlarının istifasını alınca doğal olarak bu olay hatırlatıldı. Bize göre yapılanların demokratikliği veya antidemokratikliğinin tartışılması yerine ahlaki olup olmadığı tartışılmalıdır ve bize göre ahlakidir.

Şayet Belediye Başkanları önseçimle gelseydi… Yani gelişmeler Tayyip Bey’in iradesi dışında gelişmiş olsaydı, Genel Başkanın istifa alması etik sayılmazdı. Ancak Genel Başkanın iki dudağı arasına sıkışmış milletvekilleri, bakanlar ve belediye başkanları yine aynı yöntemle ve geldikleri gibi gönderiliyor. Üstelik böyle bir tasarruf Genel Başkanların en doğal hakkıdır. Artık çağ değişti. Vekillerin ve başkanların başarılı olup olmadığı eskiden sandıklar açılınca belirlenirdi. Şimdi anket yöntemi var. Partiler hem milletvekillerini hem belediye başkanlarını anketlerle denetleyebiliyor. Böyle bir denetimde başarısız bulduğu belediye başkanına; ‘Seçimi bekle’ demek ‘Bekle ve seçimi kaybet’ demektir. Parti bunu görmüşse elbette tedbir alacaktır. Bugün başkanlardan alınan istifalar bu tedbirle alakalıdır. Hükümet eliyle görevden alma olayı da tamamen yanlıştır. İstifa istemek hukuk devletiyle ters düşmez ama ‘Genel Başkana direndi’ gerekçesiyle görevden el çektirmek hukuk devleti anlayışına aykırıdır.

2019 seçimlerini varlık yokluk mücadelesi olarak gören AK Parti Genel Başkanının kendi partisi içinde tasarrufa gitmesi en doğal hakkıdır. Partinin oyunu aşağı çeken, halkın istemediği gözlenen bir belediye başkanını parti niye sırtında taşısın? AK Parti bugün bunu yapıyor. Sırtındaki küfeleri atıyor.

***

Trabzon Büyükşehir Belediyesinde garip garip işler oluyor. Büyükşehir Meclisi’ne 1 ay önce gelen ve reddedilen bir öneri, 1 ay sonra ve yalnızca başkanın istemi sebebiyle kabul ediliyor. Üstelik önerinin ilgili olduğu ilçenin istememesine rağmen…

Olay Sürmene’de yaşanıyor. Büyükşehir UKOME, nüfusu 26 bin olan Sürmene’de 96 taksi olmasına rağmen  yeni taksi plakası daha öngörüyor. Ama Sürmene’nin ihtiyacı yok. Ne duraklar istiyor ne belediye… Belediye Meclis Üyesi İ. Hakkı Küçükali, ilçede durakları dolaşıp soruyor. Hiçbir durak istemiyor. Zira kendileri bile fazla geliyor. Ama buna rağmen Meclisten ‘ Başkanın talebi’ diyerek geçiyor.

Küçükali mecliste soruyor… ‘Bu talep kimden geldi?’ Aldığı cevap: ‘Vatandaştan!..’ Ama vatandaşın ismi sır gibi saklanıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Sürmene’de bir vatandaş duraklarda taksi yetersizliği olduğunu iddia edip taksi kontenjanının artırılmasını istiyor. Talep doğru değil. Karşılığı yok. İlçenin belediye başkanı ve tüm meclis ‘olmaz’ diyor. Ama büyükşehir başkanı, ‘Ben veriyorum’ diyor. Müracaatı da gizli tutuluyor.

Siz böyle bir tablodan ne anladınız? Alın size belediyecilikte demokratik yönteme tipik örnek!.. Demokratik yetki dediniz mi (!) böyle kullanılır!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.