Bugün Türkiye’nin şahsında İslam dünyasının içinde bulunduğu netameli süreçte İran’ı anlamak için mutlaka tarihe göz gezdirmek gerek. İran Devletinin tarihin hemen her aşamasında Müslümanlara karşı ve Hristiyanlarla nasıl işbirliğine gittiğini göreceksiniz. Tarihin bu meyanda ibretlik hadiselerle dolu olduğunu öğreneceksiniz.

Derin Tarih Dergisi’nin son sayısını mutlaka okuyunuz. Yazar Mustafa Armağan 1513-1514 yıllarında Portekizliler’in Mekke’yi (Kabe’yi)  yıkıp Medine’den peygamberimizin naaşını kaçırma planlarına Şah İsmail’in nasıl destek verdiğini öğreneceksiniz.  Portekiz Amiral’i Albugergue’nin İran (Safevi) devletinin başındaki Şah İsmail’le anlaşarak Memluk Devletini ortadan kaldırıp Mekke’yi ve Medine’yi işgal planları bugün daha anlamlı (!) geliyor.  Yine aynı tarihte Tebriz ile Goa arasında elçilerin gidip gelip Osmanlı’ya karşı karadan ve denizden nasıl bir hareket ele aldıklarını… Tıpkı bugün İran-Rusya işbirliği ile Türkiye’ye karşı yürütülen ortak harekat gibi…Tarihin tekerrür ettiğine tanıklık edeceksiniz.

***

İran’ın siyasi tarihine baktığınızda İslam adına hiçbir aksiyonunu göremezsiniz . Bütünvarlığı mezhepsel bir irade üzerine kuruludur. İran için yalnızca ‘şia’ vardır ve ‘şia’ olmayan herkes yerine göre düşmandır. Birileri İran’ı eleştiriyorsa yada İran’ı desteklemiyorsa İran asla kendinde hata aramaz. Çünkü o hep haklıdır (!). Muhatabının büyük şeytan ABD’den hiçbir farkı yoktur. İran’a destek verilerek de dost olunmaz.  İran’ın mezhebi dışında bir davası da ahlakı da yoktur. Dün dündür, bugün bugündür.  Azerbaycan karşısında Ermenistan’ın yanında olan aynı İran’dır. Suriye’de yüzbinlerce Müslüman kanını Nusayri Esat’a helal kılan da bu İran’dır.

Siz İran’ın İsrail ile ilgili söylemlerine, çıkışlarına bakmayın. İsrail, İran’ı devrimden sonra İslami iradenin merkezi ilan ederek bir oyun üretti. Sonra bu oyuna herkesi inandırarak İran’ın bağırıp çığırışlarını kullanıp mağduriyet ve refleks geliştirdi. Bugünkü tabloda İran’ın İsrail için hiçbir zaman tehdit olmadığı ve olmayacağı ortaya çıktı. Hizbullah ile İran arasındaki mücadele ise kan davasına dönüşen bir çatışmadan ibarettir.

İsrail’e Suriye’nin geleceğinde her türlü garantiyi veren Rusya ile kol kola giren İran, Suriye’den bir Irak çıkarmak istemektedir. Esat katilinin öldürdüğü yüzbinlerce Müslüman onlar için hiçbir anlam ifade etmemektedir. Hep beraber göreceğiz ki Suriye’de İsrail’in arzu ettiği ve İran’ın da desteklediği bir sonuç hayata geçecektir. Yani sonuçta 1513-1515 yılında Portekizlilerle ittifak yapan İran ile 2015 yılında Rusya ile ittifak yapıp Suriye’yi işgal eden Rus-İran ittifakı arasında aynı ahlak hüküm sürmektedir.

***

Garip olan bu İran’ın Türkiye’ye yönelttiği İsrail itirazıdır. Yazımıza başlık olarak koyduğumuz İsrail mi İran mı sorusunun cevabı dünden daha önemlidir. İsrail’i bilir, kollar, üzer, üzülürsünüz. Yahudi Yahudidir. Lakin İran’ı Müslüman bilirken Moskofla kol kola izliyorsanız!... Nerede mücadele varsa İran’ı hep Müslüman toplumları karşısında görüyorsanız…

İran’ın sözünün, çıkışının ve iradesinin dostane olmadığını tarih okuyarak öğrenmelisiniz. İran’ı doğru okumadan yol alırsanız bugünkü gibi yanlışa düşersiniz. İran yalnız kaldığında sizin onu tek başınıza dünyaya karşı müdafaa etmenizin hiçbir anlamı yoktur. İran yerine göre size İsrail kadar düşmandır. Üstelik sizden gizli nefret eden ve dost görünen bir düşmanlık… Tarihe bakın binlerce örneğini göreceksiniz.

Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

“Tarih”i tekerrür diye ta’rif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?

 

                                   Mehmet Akif ERSOY

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.